Uludağ’a çıkış ve inişlerde her yıl bu tarihlerde aynı manzaraya şahit oluyoruz.
Geçen hafta sonu da zirveden kent merkezine uzanan yol saatlerce kilitlendi.
‘Trafik çilesi’ dendi ama aslında bu çile,denetimsizlik ve tedbirsizliğin neticesinden başka bir şey değildi.
45-50 dakikalık mesafeyi 7 saatte inemeyenler vardı. Aracından inip yürüyenler de! Üşüyen ve acıkanlar da…
Yolda kalan bir aracı kurtarmaya gelip yolda kalan da!
Yoğun kar yağışı altında araçlarla dolu yolu temizlemek de mümkün değildi elbet!
Neyse ki feci sonuçlar doğurabilecek durum, ufak tefek kazalarla atlatıldı.
Peki, kış sezonunun başında gelecek hafta sonları da sıkça yaşanması olası bu durumdan gerekli dersler çıkarıldı mı?
Trafikten sorumlu ekiplerden yolun açık olmasını sağlayacak ekiplere kadar herkesin iyi planlama ve organizasyonla vatandaşın mağdur olmayacağı şartları tesis etmesi gerekiyor.
Tabi vatandaşın da kurallara uyması, özellikle de kış lastiği ve zincir bulunmayan araçlarla çıkmakta ısrar etmemesi gerek.
Kolluk ekipleriyle ‘buraya kadar geldik’ deyip ısrarlı bir tartışmaya girenler, olası bir felaketin sorumluluğunu üstlenmeyecektir!
Unutulmamalı hazırlıksızlığın bedelini hep birlikte ödüyoruz.
Kolluk kuvveti ile vatandaşı karşı karşıya getiren kural boşluğu değil de nedir?
Açıkçası Bursa’da yaşayan herkesin bir kere bile olsa Uludağ’ın eşsiz güzelliğinden istifade etmesinden yanayım.
Vatandaşın bu doğa harikasıyla tanışmasının yolu açılmalı fakat yaşanan olaylar düşünüldüğünde planlama belki de Uludağ’ın bir kapasitesi olduğu varsayılarak yapılmalı.
Konaklama harici bölgeye araçla çıkışlarda mutlaka bir üst sınır olmalı…
Uludağ’a halk dolmuşu muamelesi yapıp ‘arkalarda hala boş var’ diyerek gelen her aracın çıkışına izin vermek akla ve mantığa uygun mu?
Kentten Uludağ’a uzanan yolun başında bir gösterge bulunmalı, alan ve yoldaki yoğunluk hakkında vatandaşa anlık bilgi verilmeli.
On binlerce insan araçlarla binlercesi de teleferikle zirveye çıkıyor, fakatkeyifle başlayan macera yüksek riskli bir çileye dönüşüyor.
Çilelerden ders çıkarmalıyız.
Hele de ucuz atlattıklarımızı daha derinlemesine düşünmeli ve olası her senaryoya hazırlıklı olacağımız planlar yapmalıyız.
Yukarıda dediğimiz gibi sadece plan yapıcılara da bırakmamalı toplum olarak da bilinçli bir tutum geliştirmeliyiz.
Hep diyorum, kurallar asgari düzeyde mantık içermelidir!
Uludağ’a çıkışlarda tek kuralımız kış lastiği ve zincir de olmamalıdır.
Aracın fiziki durumu, yolda kalma ihtimali, yolcu sayısı ve hatta kliması bile kontrol edilmelidir.
Klima olmadığı için araçlarından inip yürüyen çok sayıda insan vardı. Ki araçların kaydığı ufak çaplı temasların olduğu yolda bu riski göze almaları da ilginçti.
Yine battaniye, su ve atıştırmalık, şarjlı powerbank, reflektör ve el feneri zorunluluk olmalı…
Uludağ’a herkesin aracıyla çıkması yerine 8-10 kişilik güvenli toplu taşıma ağı tesis edilmeli. Hem vatandaşın hem de görevlilerin hayatı kolaylaştırılmalı.
Vatandaşımız da kendi eliyle doğurduğu krizin bedelini kamu görevlilerine ödetmeye kalkmamalı, bilinçli olup çıktığı yolda başına gelebilecek olası vakaların her birine elinden geldiğince hazırlıklı olmalıdır.
Aracında kış lastiği yok, zincir yok ama sıkıştığın trafikte durmadan kornaya basıp kaosu büyütmek nasıl bir sıfatla tariflenebilir?
Her dair sorumluluk hissiyle yaşayanlara saygıyla…