Eskiden sokaklarda oynanırdı!

El ele tutuşan minikler, çember olup dönerken hep bir ağızdan aynı tekerlemeyi söylerdi:

‘Kutu kutu pense, elmamı yerse, arkadaşım ‘bilmem kim’ arkasını dönse!’

Çemberdeki tüm kişiler arkasını döndükten sonra aynı tekerleme bu kez ‘önünü dönse’ diyerek devam ederdi…

Bu yaşlarda sözleri anlamsız gelse de ilk çocukluk evresindekiler için keyifliydi.

Oyunun tarihsel kökeni bilinmemekle birlikte tekerlemenin sözleri, farklı yorumlara konu olageldi.

Kimileri, ‘kutu kutu pense’ deyişinin Fransızca ‘écoutezécoutezpensez’ (dinle, dinle, düşün) ifadesinin söylenişinden geldiği iddia ediyor.

Bu iddiayı reddedenler, oyunun İngiltere menşeli olduğunu ve ‘Ring a Ring o’Roses’ (Güllerin çınlaması) adıyla oynandığını savunuyor.

Aynı oyunun Avrupa ve Amerika’da da farklı varyantlarının bulunduğu kayıtlara geçiyor.

***

Türkiye sokaklarında artık pek de rastlanmayan bu oyun, bugünlerde Bursa’daki belediyelerde oynanıyor!

Tekerleme ise ses benzeşmesiyle şu hale evriliyor:

‘Kutu kutu penye, rantımı gel ye, ahbabım çavuşum en çok da sen ye!’

Arkasını dönen mi ararsınız, gözünü kapayan mı, kulağını tıkayan mı yoksa işten anlamayan mı?Hepsi var!

‘Asıl liyakat, akrabalıktır’ normunu esas alarak şekillenen belediye kadrolarının ‘edilgenliği’, kamuyu zarara uğratmaktan başka bir sonuç üretemiyor.

Belediyelerde oturduğu yerden ballı kaymaklı ‘mayış’ alan hanımlar beyler, bir ihalenin teknik şartnamesini hazırlamaktan ve ihale ilanını doğru düzgün yayınlamaktan aciz!

Ama kursağından geçen lokmanın ‘helal olduğu’ konusunda son derece mütecaviz!

Yersen, masanın üstü dolu; Belediye yöneticilerinin keyifle kırdıkları ceviz!

Yağmaya konan kargalar, hep bir ağızdan söylüyor: …Yemeyen keriz!

***

Değerli okur, bu köşeden Osmangazi Belediyesi’ndeki bir ihale sürecini gündeme getirmiştik.

Vatandaşın, ‘belediye toplayıp ihtiyaç sahiplerine dağıtıyor’ düşüncesiyle bedava verdiği kıyafet atıklarının birileri için nasıl bir rant kapısı olduğunu aktarmıştık.

Aslında vatandaşın kandırıldığını, belediyelerin bu işten sadece ‘kutulara yer kiralama bedeli’ -ecrimisil geliri- elde ettiğini anlattık.

Belediyenin de bu rantın yenmesine nasıl gözlerini kapattığına Meclis toplantılarında şahit olmuştuk.

Osmangazi Belediye Meclisi’nde MHP Grup Sözcüsü Osman Çimen hem yazılı hem sözlü sordu. Ne başkan ne de vekili net bir cevap verebildi!

Ne oldu? Duyduğumuza göre ‘madem ecrimisil ile sahaya kutu konuyor, biz de kutu konduralım’ diyerek bazı şirketler belediyeye dilekçe verdi.

Hatta belediyeden yanıt alamayan bazılarının, ilçede belli noktalara kutu koyduğu bile söyleniyor.

Belediyenin sahada ne olduğundan haberi bile yok…

***

Yalnızca Osmangazi’de değil elbet!

Benzer işle alakalı yakın zamanda Mudanya Belediyesi de ihaleye çıktı.

İhaleye hazırlık sürecinde şartnamenin oluşturulmasından ilanın yayınlanmasına birçok hata yapıldı. Fakat yine de ihale gerçekleşti.

Geçen ay sonuçlanan ihaleyi, ilçe geneline 50 kutu koyup vatandaşın bedava verdiği kıyafetleri toplamak için 125 bin lira teklifle kazanan M.G. adlı bir şahıs oldu.

Büyükşehir Meclisi’nin Ocak toplantısı çıkışında ‘ihaleyi alan firmanın sözleşme imzalamayacağını, rakamın yüksek olduğunu’ söylediğim Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, ihaleyi bizzat takip ettiğini belirterek kendinden emin bir şekilde‘yok imzalayacak’ iddiasını savundu.

İhale sonrası sözleşme için 15 günlük süre doldu ve M.G. isimli şahıs, dediğimiz gibi sözleşmeyi imzalamadı. Belediye şimdi pazarlık masası kurmaya çalışıyor.

Bir başka deyişle ihale patladı!

Fakat firma yalnızca ihaleyi değil kendini de patlatmış oldu.

Orhangazi Belediyesi, Mudanya’daki ihaleyi aylık 125 bin liraya aldığını öğrendiği M.G.’ye‘hayıdı kardeş!’ dedi.

Zira M.G., Orhangazi’de de aynı işi yapıyor ve belediyeye olan 1 milyon lira borcunu ödemiyordu.

Orhangazi Belediyesi, M.G.’nin sahadaki kutularını toplattı ve M.G. hakkında borcun tahsili için hukuki süreç başlattı.

M.G. hemen bir 200 bin ödedi ama nafile!

Peki, Orhangazi’de M.G.’den boşalan yeri kim doldurdu?

O.K. adlı şahsın şirketinde mühendis olarak çalıştığı bilinen ve bazı ihalelerde O.K.’nın şirketi adına katıldığı görülen Z.B.’nin adına Sivas merkezli olarak kurulmuş bir şirket.

O.K.’nın da borcunu ödeme konusunda tıpkı M.G. gibi olduğu, Yalova Belediyesi’nin benzer işten el çektirme kararından biliniyor.

Türkiye genelinde bu işler paravan şirketlerle yürüyor, haliyle ihale yasaklısı olmanın da bir anlamı kalmıyor.

Bunu Osmangazi’de gördük! Yasaklı firma katılamadı, Yemenli ortağının kardeşi ta Mersin’den kalktı geldi ve ‘nasılsa sahadaki kutular bizim’ diyerek ihaleyi patlattı.

Aynı işle ilgili 3 kez ihale yapıldı, üçü de aynı oyunlarla sonuçlanamadı!

***

Şimdi önümüzde Nilüfer var!

Bu ay başında ilçedeki kıyafet atıklarının toplanması için ilk kez ihaleye çıkacak.

Halihazırda, ihaleyle değil bir dernekle yapılan protokol kapsamında sahada kutular bulunuyor.Osmangazi’deki atıkları toplayan N.Ö. Nilüfer’de protokolün alt taşeronu olarak toplama yapıyor.

‘Kutular kimin? Dernek ne kazanıyor? Atıkları kim topluyor? Belediyenin karı ne?’sorularının yanıtlarıson derece karmaşık.

Şimdilik Nilüfer Belediyesi’nin bu işte kamu yararını tesis etmek adına çabaladığını gördüğüm için detaylandırmayacağım.

Lakin ihaleye sayılı günler kala yine pis kokular ve dedikodular yükseliyor.

‘Sahada kutuları bulunan’ şirketintaşeronlarıveya paravanlarının (N.Ö.) bu ihaleyi patlatacağı söyleniyor.

Bu noktada ‘neden ihaleyi patlatsın?’ sorusu akla geliyor.

Yanıtı ise basit, ihale sonuçlanmadığı sürece sahadaki kutular kıyafet toplamaya devam ediyor…

***

Ne görüyoruz?

Belediyeler gül bostanına dönüşmüş!Gelen kokluyor giden kokluyor!El ele tutuşup halka kuran demet demetrant topluyor!

Kamu sürekli zarara uğratılırken dar bir çıkar grubu bildiğini okuyor.

İlçe belediyelerinin tasarrufuna bırakılmış ve vatandaşın ‘gerçeği bilmediği’ bu kıyafet atıklarının toplanması işine bir çeki düzen verilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan tarafından başlatılan ve dünyaya rol model olan ‘Sıfır Atık’ projesi hem ekonomik hem çevresel hem de toplumsal ilerlemeye hizmet ederek birçok uygulamayla hayatımıza girdi.

Toplumda atık yönetimi konusundaki farkındalık giderek yükseliyor. Atıkların çevreye verdiği zararın boyutları azalıyor. Özellikle de döngüsel ekonomi yerleşik hale geliyor.

‘Sıfır Atık’ politikaları ve uygulamaları her yönden ülkemizi daha müreffeh yapacak niteliktedir ve kapsamı daha da genişletilmelidir.

Bursa’da kıyafet atıkları konusundaki çarpıklıklar buna gerekçeli bir örnektir!

Şirketleşmeden lisanslamaya atıkların toplanmasından ayrıştırılmasına ve depolamadan piyasaya arzına kadar tüm süreçlere el atılması gerekiyor.

Haksız rekabetin önlenmesi, bürokratik keyfiyetin ve kamu zararının engellenmesi, vatandaşın emanetinin fayda üretmesi hem çevresel hem de ekonomik kalkınmaya hizmet edecektir.

Hakikate arkasını dönmeyenlere saygıyla…