Antalya’nın siyasi gündemini bir kenara bırakıp günün önemine binaen kendimizle alakalı bir konuyu ele alacağım. “Kendimiz” derken siz, biz yani hepimizi kastettim.

Sosyal medyada son zamanlarda sıkça şahit olduğumuz görüntülü video paylaşım manzaraları içimizi acıtıyor: Akraba buluşmasına hazırlanıyorum ya da eşimle bu akşam dışarı çıkacağım ona hazırlanıyorum paylaşımları…

Kadın veya erkek fark etmiyor. İç çamaşırlarıyla bizim karşımıza çıkıyorlar. Yetmedi elbiselerini ekran karşısında giyiyor. Biraz daha ileri gidip soyunuyorlar.

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U

Pantolonu ekran karşısında giyeni mi ararsın, sutyenini takıp çıkartanı mı? İÇ ÇAMAŞIRINI ekran karşısında sergileyen mi? Kültürümüzde MAHREM olan her şey apaçık, herkesin gözü önünde! Yahu adı üstünde ‘İÇ ÇAMAŞIRI’! Mahrem olan, sadece belirli gözlerin görebileceği olan!

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U 1

Eskiden bir misafir geldiğinde evin PERDESİ açılmaz, YATAK ODASININ kapısı kapatılırdı. Akşam ezanı okunduğunda perdeler çekilir, MAHREMİYET korunurdu. Bu, sadece bir alışkanlık değil; Bir AHLAK, bir EDEP meselesiydi.

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U 2

Bugün ise o mahremiyet, BEĞENİ ve TAKİPÇİ uğruna TEŞHİR ediliyor. Bu ne MODERNLİK ne de ÖZGÜRLÜKTÜR. Düpedüz bir YOZLAŞMA, bir mahremiyet kaybıdır.

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U 3

Asil bir kadın, asil bir erkek; DURUŞUYLA, kılığıyla, bakışıyla belli olur. Prenseslerin, prenslerin, saygı duyulan insanların ekran karşısında soyunduğunu, iç çamaşırlarını sergilediğini hiç görmedik.

Çünkü asalet, teşhirde değil, örtünmede ve vakarda tecelli eder. Manken değilsiniz! Siz bir annesiniz, bir babasınız, bir gençsiniz; emanet taşıyorsunuz.

Çocuğuna sosyal medya hesabı açtırmayan ebeveynler haklıdır. Çünkü o küçük ekran, DONU-SUTYENİ, YATAK ODASINI normalleştirmekte, mahremi sokaklaştırmaktadır. Bu sadece bireysel bir tercih meselesi değildir. Bu, bir milletin ruhuna sirayet eden KÜLTÜREL EROZYONDUR.

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U 4

Kutsal Kitabı “OKU” diye başlayan, Milli Marşı “KORKMA!” diye yükselen bir millet, nasıl bu hale geldi? Cevap basit ve acı: Değerlerimizi unuttuk!

Hakkı, adaleti, merhameti, liyakati, sadakati birer birer kaybettik. Geriye sloganlar, şekiller ve yapay parıltılar kaldı. ÖZÜMÜZÜ YİTİRDİK. Birlikten koptuk.

Aynı kıbleye yönelen gönüller, farklı cephelere bölündü. Popüler kültürün cazibesine kapıldık, rahatı, makamı, imkanı, dünya sevgisini kalplerimizin merkezine yerleştirdik.

Risk alamaz, sadece kınayabilir hale gelip korku sardı dört bir yanımızı. Rehberimiz KUR’AN-I KERİM’E uymak yerine, her şeyi kendi nefsimize ve zamana uydurduk. Aslında biz kurnazlık yaparak her şeyi KİTABINA UYDURDUK! Ve manevi vatanımızın temel taşlarını oyduk.

Uyduruk şartları öne sürdük, İLMİ siyaset yaptık. Alın terini, hakça kazanmayı, kul hakkı yememeyi, yalandan kaçınmayı, aile bağlılığını, saygıyı, sevgiyi unuttuk. Güzel ahlakın kıymetini idrak edemedik.

Bugüne kadar başımıza bin bir türlü afet ve felaket geldi. Pek çok acı yaşadık. Ne yazık ki hiçbirinden ders almadık.

Popüler kültürün egemen olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Saygı, sevgi, aile bağlılığı, dürüstlük, alın teri, hakça kazanıp hakça harcama, iyilik, yalandan kaçınma, kul hakkı yememek gibi insani değerler unutulmaya başlandı ya da unuttuk!

D E Ğ E R L E R İ M İ Z İ U N U T T U K M U 5

Azalarımız tevazu, nezaket, dürüstlük, cesaret ve samimiyet yerine, zayıflıklara, gösterişe, bencilliğe meyletti. AHİRETİ unuttuk. Velhasıl, KENDİMİZİ UNUTTUK. Kendimize yazık ettik!

Ey sevgili dostlar, ey iman ve edep yurdu! Yeniden DİRİLİŞ, ancak asli değerlerimize dönüşle mümkündür. Mahremiyeti korumakla, edebi kuşanmakla, çocuklarımızı bu ZEHİRLİ AKINTIDAN sakınmakla başlar her şey.

Bir kadının hanımefendiliği, bir erkeğin beyefendiliği, teşhirde değil, edebine göre giyinmede ve vakarda aranmalıdır. Allah’ın emrettiği gibi yaşamak, O’nun rahmetine sığınmak, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) güzel ahlâkıyla ahlaklanmak!… İşte gerçek kurtuluş budur.

Dünya sevgisi kalbimizi paslandırdı. Ahiret korkusu ve ümidiyle yeniden cilalanmalıdır. Yoksa sonumuz hiç de iyi olmayacaktır. Allah sonumuzu hayırla, yarınlarımızı aydınlıkla, nesillerimizi edep ve imanla donatsın inşallah.

Uyanışımız, bu farkındalıklarla başlar; Mahremi koru, edebi yaşa, değerlerini hatırla. Çünkü biz, “KORKMA!” diye başlayan bir milletin evlatlarıyız.

Hayırlı cumalar!