Dünkü yazımda şehrin üzerine karabulut çökmüş gibi bir ortamdan bahsetmiştim. Fakat önceki gün katıldığım ‘ANTALYA MAVİ AKDENİZ İNİSİYATİFİ’ bir nebze olsun umutsuzluğumu umuda çevirdi.

G Ü Z E L İ Ş L E R E İ M Z A A T M A K! 1

Vali Hulusi Şahin’in eşi Ebru Şahin’in proje koordinatörlüğünü üstlendiği Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi ile SIFIR ATIK vizyonunu denizle buluşturmak için ilk adım atıldı.

Sırtını denize dönenlerin yaşadığı Antalya’da sanırım korunması gereken tek yer MAVİ AKDENİZ kalmış durumda. Aksi halde bu şehir yaşanacak bir yer olmaktan çıkacak.

Geniş bir katılımın olduğu tanıtım toplantısında Proje Koordinatörü Ebru Şahin, ‘ÜÇLÜ GEZEGEN KRİZİNE’ denizleri ve kıyıları merkeze alan bir çalışma başlattıklarını söyledi.

G Ü Z E L İ Ş L E R E İ M Z A A T M A K!

Şahin, Atatürk’ün “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir’ sözünü, yüz yıl sonra da aynı gururla söyleyebilmek için ANTALYA MAVİ AKDENİZ İNİSİYATİFİ’nin önemli bir adım olduğuna dikkat çekti.

Proje detaylarını anlatan Ebru Şahin’in, plajlardaki SİGARA İZMARİTİ konusuna dikkat çekmesi muhteşemdi. Şahin, bir izmaritin ancak 12 yılda çözündüğünü ifade etti.

Bu ÇEVRE DÜŞMANI meret ile proje kapsamında DUMANSIZ PLAJ çalışmasına başlatılacağının müjdesini veren Ebru Şahin’i gönülden tebrik ediyor ve destekliyorum.

Bakın beyler bayanlar: Bir iki fırt çekip efkar dağıtacağız derken çevrenin anasını ağlattığının farkına varmalısınız. Düşünün bir günde plaja gidenlerin sayısını ve içilen sigara miktarını! Durum gerçekten vahim.

G Ü Z E L İ Ş L E R E İ M Z A A T M A K! 3

Hatırladığım kadarıyla 3 yıl önce Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü de Türkiye'deki plajlarda sigara içilmesinin yasaklanmasını isteyerek İspanya'daki gibi plajların ‘SİGARASIZ ALAN’ ilan edilmesi için çalışma başlatmıştı. Vallahi söylenecek tek söz var, o da “AKLIN YOLU BİRDİR.”

Tabii ki toplantı sadece bundan ibaret değildi. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in söyledikleri de tam bir ders niteliğindeydi. Vali Şahin, Türk kültüründe ağaçta, taşta, toprakta ve suda bir ruh olduğuna inanıldığını anlattı.

Vali Şahin, bu anlayışın son yıllarda zayıfladığına dikkat çekti ve “Ama her nasılsa son 50 yılda biz bu kültürü, bu değerleri kaybettik” dedi. Bunun en büyük kanıtının da Manavgat’ta besi çiftçiliğinin atıklarını nehre bırakarak denize akıtması olduğunu vurguladı.

G Ü Z E L İ Ş L E R E İ M Z A A T M A K! 2

Vali Şahin’in dediği gibi, “Nasıl oluyor da bu kadar pervasız olduk? Nasıl bu kadar umursamaz olduk?” Yahu bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim de değil geleceğimiz çocuklarımızın ve insanlığın!

Bu kadar umursamaz, bu kadar pervasız olamayız. Her ne yapıyorsak çevremize zarar veriyor muyuz, vermiyor muyuz düşünmek zorundayız. Aksi halde nefes alamayacağız.

COP31’in de etkisiyle İNİSİYATİF için harekete geçtiklerini belirten Vali Şahin, Antalya’nın hemen her noktasında denize girilebilmesinin büyük bir değer olduğunu kaydederken, “Biz Antalya’nın hemen her köşesinde denize girebiliyoruz. Bu müthiş bir şey. Ama karşı karşıya olduğumuz büyük bir tehlikenin de farkında olalım. Hızla kirleniyoruz” demesi bir uyarıdan öte ALARM!

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Haydar Barut da turizm tesislerinde plastik kullanımını azaltmaya yönelik uygulamalar hakkında bilgi verdi.

Barut, kendi otellerinde plastik şişede su kullanımı yerine arıtma cihazları ile sebil sistemi geliştirdiklerini vurgulayarak, “Her misafire MATARA hediye ediyoruz. Bu sayede milyonlarca plastik atağın doğaya zarar vermesinin önüne geçiyoruz” diyerek örnek bir çalışmaya dikkat çekti.

Çünkü Barut’un söylediğine göre, ilk yıl 1 milyon 250 bin pet şişe kullanımı ve 30 ton pet şişe atığını engellemişler. Dile kolay değil mi? Birçok tesis bu uygulamaya geçmiş.

Antalya genelindeki tesis sayısını gözünüzsün önüne getirin ve düşünün! Ortaya kaç milyon adet ve milyon ton pet şişe atığı rakamı çıktığını! Bunu bile engellesek ortalık tertemiz olur!

Şimdi bu atıklar nedeniyle sadece çevre kirlenmiyor sağlığımız da elden gidiyor. Bunun kanıtı da programda konuşan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’ın, çevre kirliliği nedeniyle 50 yaş altında kanser vakalarının artmaya başladığını söylemesi!

Çevresel maruziyetler, kimyasallar, yediğimiz gıdalar ve sağlıksız beslenmemiz en temel faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz gıda, yaşam kalitemizin temeli çünkü.

Şunun şurasında COP31’e ev sahipliği yapmaya kaç ay kaldı ki? Kasım ayına kadar ‘ANTALYA MAVİ AKDENİZ İNİSİYATİFİ’ sayesinde umarım yaşanabilir Antalya umut değil gerçek olur!

Şöyle bir baktım da bu şehirde gerçekten de istenince GÜZEL İŞLERE İMZA ATMAK mümkünmüş! Darısı cümle aleme.