BM’nin en önemli iklim değişikliği organizasyonu olan COP31 ilk kez Türkiye’nin ev sahipliği ve Başkanlığı’nda 9-20 Kasım 2026 arasında Antalya’da EXPO’da düzenlenecek.
Bu tarihi zirveye en az 60 ülkeden devlet başkanı ve üst düzey temsilciler ile 100 bine yakın ziyaretçi bekleniyor. Bunun için Antalya topyekun hazırlıklarını sürdürüyor.
Baktığımız zaman Vali Hulusi Şahin ve eşi Ebu Şahin neredeyse gece gündüz COP31 ve ‘Mavi Akdeniz İnisiyatifi Projesi’ ile yatıp kalkıyorlar. Bilinç oluşsa da çevre katilleri durmak bilmiyor.
Bir taraftan canhıraş çevre için gecesini gündüzüne katanlar varken diğer tarafta çevre fütursuzca kirletiliyor. Bunun en canlı örneği son günlerde Akdeniz’de yaşanan mikro plastik vahşeti!
_google_ers_1786569049.png)
Ortaya çıkan vahim durumla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hemen devreye girdi. 1 Temmuz’dan bu yana 6 ilde devam eden denetimlerde 52 tesise toplam 118 milyon 211 bin TL idari ceza uyguladı. 19 tesisin faaliyeti durduruldu.
Yapılanlara baktığım zaman kirliliğin ana kaynağı ÇEVRE KATİLLERİ bulunmuş ve gereği yapılmış. Akıllanırlar mı bilemem ama akıllanıncaya kadar tepelerine vurmak lazım.
Yahu COP31 diye önemli bir zirveye ev sahipliği yapacağımız bir dönemde DENİZİ KİRLETMENİN adı nedir? Allah aşkına bu insanlar ya akli melekelerini yitirmiş ya da DIJGÜÇLER tarafından parmaklanmışlar!
Şimdi geldiğimiz noktada onların denize S…B..KU bir nebzede olsa TÜÇA’nın deniz süpürgesi ile deniz yüzeyinde temizlik yapılarak bertaraf edilmeye çalışılacak.
Akdeniz’de Asi Nehri ağzından Antalya'ya kadar Doğu ve Orta Akdeniz kıyı şeridini kapsayacak şekilde çalışmalar genişletilmiş.
Tabi çevrenin kirlenmesi sadece bu KATİLLER ile değil 2026 yılında yaşanan yoğun yağışlar ve taşkınlar. Bunların etkisiyle nehir ve dere yataklarında bulunan atıkların bu yaz denize daha hızlı taşındı. Doğa hoyratlığı kabul etmiyor maalesef.
Sevgili Antalyalı dostlar; Ne olur gittiğiniz her yerde çevreye duyarlı olun ve olumsuzlukları anında ilgili makamlara bildirin. Bu çevre hepimizin. Geleceğe bıkacağımız miras. Çalışmalara elimizden geldiğince destek verelim.
---------------
KÖPRÜLÜ KANYONA KIYMAYIN BEYLER!
Yazımın girişinde denizlerdeki kirliliğe dikkat çekerken Antalya’nın derdinin DENİZ VE ÇEVRE olduğunu vurgulamıştım. Yazımın bu bölümünde ele alacağım konuda başka bir örnek.
Hepimizin malumu Antalya'nın dünyaca ünlü rafting merkezlerinden birisi Beşkonak'taki tarihi Köprülü Kanyon (Köprüçay). Tıpkı denizler ve insan elinin dediği her yer gibi burada da ÇEVRE KATLİMI yaşanıyor.
Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan, eşsiz doğası, akarsularıyla bilinen bölgede biriken İNSAN KAYNAKLI atıklar tarihi kanyonda çevre kirliliğine yol açmış durumda. Hem de öyle böyle değil!
_google_ers_1786569094.png)
Köprüçay’ın kıyılarında tonlarca ÇÖP ve PLASTİK ATIK birikmiş halde. Görenlerin yüreği burkuluyor. Yahu biz hangi ara bu kadar acımasız hale geldik? Ne zaman PİS olduk?
Neyse yaşananlar karşısında duruma RAFTİNG REHBERLERİ sessiz ve duyarsız kalmamışlar. Resmen doğa için adeta seferberlik başlatmışlar.
Botlarını ve küreklerini bir kenara bırakan rehberler, Köprülü Kanyon ve Beşkonak çevresindeki yeşil alanlar ile akarsu kenarlarına atılan çöpleri tek tek toplamışlar.
Helal olsun vallahi! Haydi o bölgedekiler sizde bil el atın ve destek verin.
---------------
BİRAZ BAKIM BİR DAMLA SU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2006 yılında Güzeloba’da Kardeş Şehirler Caddesi’nin Kundu yoluyla birleştiği noktaya dikilen ağaç kurumaya başlamış!
Bölge sakinleri, tarihi niteliği bulunan ağacın bakımının yapılmasını ve sulanarak yaşatılmasını istiyor. Haklı bir talep. Çünkü simgesel bir ağaç!
_google_ers_1786569113.png)
Ben buradan Antalya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na sesleniyorum; Çok zor olması gerek. Biraz bakım bir damla su yeterli olacaktır.
Belki unutuldu ama vatandaşın gözünden bu tür mevzular kaçmıyor. Onlar istedi ben size ilettim. Elçiye zeval olmazmış!
--------------
KORKTUĞUM BAŞIMA GELDİ
Antalya trafik açısından hele hele araç kullanma açısından inanın en zor şehir. Her ana kaza ile karşı karşıya kalırsınız. Bir de bu MOTOSİKLETLER yok mu? Tam Hindistan olduk.
Bir taraftan bazı KURYELERİN kural tanımazlığı diğer taraftan gençlerin ÖLÜMÜ göze alarak motosiklet sürmelerinden hep KORKMUŞUMDUR. Çünkü nereden geldikleri belli değil.
Bir bakıyorsunuz sağınızdan bir bakıyorsunuz solunuzdan bir bakıyorsunuz iki aracından geliyorlar. Yola mı bakacaksınız onları mı takip edeceksiniz tam bir KAOS!
Nitekim bir motosiklet kazasına karışmamak için çok dua etmiştim ama KORKTUĞUM BAŞIMA GELDİ! Geçen Cuma günü talihsiz bir kaza yaşadım.
_google_ers_1786569136.png)
Genç bir motosiklet sürücüsü sol şeritteki bir araca çarpıp sonra benim aracın altına arka tamponun altından girdi. Şükür yaralanma falan olmadı ama hasar ve KORKU bize yetti.
Vallahi bu soruna bir çözüm bulanmalı. Motosikletler için tıpkı KONYA’daki gibi ÖZEL YOL yapılmalı. Yoksa ÇOOOK CANLAR YANACAK! Demedi demeyin.