Dün iki ayrı toplantıya katıldım. İlki Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) başkan adayı Hatice Öz’ün ‘Yeni Nesil ATSO’ vizyonuyla hazırlanan 7 başlıktaki projelerinin lansmanı.
Günün ikinci toplantısı ise AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, milletvekilleri Mustafa Köse, Kemal Çelik, İbrahim Ethem Taş’ın ortaklaşa düzenledikleri basın toplantısı.
Her iki toplantıda bir birinden bağlamsız ama şehrin hem iş hem de siyaset dünyası için çok önemliydi. Uzun süredir böylesine uzun boylu toplantılara katılmamıştım. Sanırım özlemişim.
İlk durağım Hatice Öz’ün ‘Yeni Nesil ATSO’ vizyonunu anlattığı toplantıydı. Açık söylemek gerekirse ortada klasik bir seçim toplantısından daha fazlası vardı. Çünkü Öz, “Beni seçin” demekten çok, “Seçilirsem ne yapacağım?” sorusunun cevabını vermeye çalıştı.
Hatice Hanım, dijital dönüşümden yapay zekaya, ihracattan turizme, tarımdan insan kaynaklarına, finansmandan lojistiğe kadar Antalya ekonomisinin hemen her alanına dokunan projelerini sıraladı.
Bence toplantının en dikkat çekici cümlesi ise şuydu; “ATSO artık sadece evrak onaylayan ve aidat toplayan bir yapı olamaz.” Aslında bu söz, Öz’ün ATSO’ya nasıl baktığının da özeti.

Üyesinin kapısını çalan, sorununu dinleyen, ihracatçısına yeni pazar bulan, finansmana erişimde yol gösteren ve teknolojik dönüşümün önünü açan bir oda vaat ediyor.
Dijital Dönüşüm Merkezi, Softalya, Yaş Sebze-Meyve İhracat Danışmanlığı, Antalya NOW, Sağlık Turizmi, Gastronomi ve Kongre Turizmi Projeleri, Gıda İnovasyon Merkezi, Tarım Akademisi, Kariyer ve İnsan Kaynakları Sistemi, Lojistik Koordinasyon Merkezi...
Liste oldukça uzun. Ama benim için mesele, projelerin sayısından çok başka bir yerde. Bunların kaçı hayata geçirilebilir? Çünkü Antalya artık proje kitapçıklarından, güzel sunumlardan ve seçim dönemlerinde ortaya çıkan iddialı vaatlerden çok, uygulanmış ve sonuç üretmiş projelere ihtiyaç duyuyor.
Hatice Öz çıtayı kendi eliyle yükseltti. Üstelik “Biz sadece neyin değişmesi gerektiğini değil, nasıl değiştireceğimizi anlatmak için buradayız” diyerek kendisini de bağladı.
Bu nedenle bundan sonra Öz’ün önündeki mesele yalnızca ATSO seçimini kazanmak değil. Anlattığı bu vizyonun arkasında durabileceğini iş dünyasına göstermek.
Bir başka önemli nokta da şu; ATSO seçimlerinin yalnızca birkaç bin oda üyesini ilgilendirdiğini düşünmek büyük hata olur.
Dolayısıyla önümüzdeki süreçte ATSO’da isimlerden çok projelerin yarışması Antalya adına en sağlıklısı olacaktır. Öz projelerini masaya koydu. Seçilirse hem iş dünyası hem şehir çok şey kazanacaktır.
Ben Öz’ün kazanması halinde verdiği sözleri tutacağına, projeleri bir bir hayata geçireceğine eminim. Çünkü kendisi bir Cumhuriyet kadının naifliğine ve bilgi birikimine sahip.
Bu arada unutmadan şunu da söyleyeyim. Hatice Öz bir soru üzerine İTTİFAK KAPISINI kapatmadı. Tam aksine, “Bizim başkanlığımızda her şey olur” sözleri ile KAPIYI AÇIK bıraktı!
---------
AK PARTİ’DE GÜNDEM ÇOK DAHA SICAKTI
Günün ikinci toplantısında ise ekonomi ve projelerden çıkıp doğrudan siyasetin sıcak gündemine girdik.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ile milletvekilleri Mustafa Köse, Kemal Çelik ve İbrahim Ethem Taş gazetecilerin karşısına geçti.
Masada Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muhittin Böcek hakkındaki soruşturma, ulaşım, yatırımlar, ATSO seçimleri ve kentin geleceği vardı.
Toplantının en sert bölümü kuşkusuz Ali Çetin’in Muhittin Böcek’e yönelik sözleriydi. Çetin, Böcek’in cezaevinden yaptığı açıklamaları ‘HEZEYAN’olarak nitelendirdi; devam eden yargı sürecindeki iddiaları hatırlattı ve “Antalya’nın bir kuruşunun dahi hesabı sorulacaktır” dedi.
Burada önemli bir çizgiyi unutmamak gerekiyor: Dosya yargıda. Dolayısıyla siyasetin söyleyeceği söz kadar, yargının vereceği karar önem taşıyor. İddialar ne kadar ağır olursa olsun hükmü mahkeme verecek.
Siyasetin asıl tartışması gereken konu ise bana göre Antalya’nın bugün nasıl yönetildiği ve yarın nasıl yönetileceği. Nitekim toplantının önemli bölümü de burayla ilgiliydi.
Çetin, Büyükşehir yönetimini ulaşımdan altyapıya, haşeratla mücadeleden tramvaya kadar birçok konuda sert biçimde eleştirdi.

Çetin’in Büyükşehir Başkan Vekili Büşra Özdemir’in “14 aydır kaos ve krizi yönetiyorum” sözlerine verdiği cevap da dikkat çekiciydi; “Kaos ve krizi yönetse şehirde hizmet olur.”
Muhalefet cephesinin bu eleştirilere vereceği cevap elbette kendi meselesi. Ama Antalyalının görmek istediği şey artık siyasi polemik değil, çözüm.
Çünkü Serik-Alanya hattındaki trafik de gerçek, kent merkezindeki ulaşım problemi de gerçek, altyapı ihtiyacı da gerçek.
AK Parti cephesi hükümet yatırımlarını anlatırken Serik-Alanya aksındaki çalışmaların sürdüğünü, kavşak projelerinin ilerlediğini ve EXPO alanının kongre-fuar merkezi olarak değerlendirilmek istendiğini açıkladı.
ATSO seçimleri konusunda ise Ali Çetin’in “Kurumsal olarak hiçbir adayı desteklemiyoruz, tarafsızız” açıklaması önemliydi. Bence bu sözün altını çizmek gerekiyor.
Meslek odalarının siyasi partilerin arka bahçesi haline gelmemesi gerektiği konusunda Çetin’e katılmamak mümkün değil.
Sonuçta bir günde iki toplantı. Bir tarafta Antalya ekonomisinin geleceği konuşuldu. Diğer tarafta Antalya siyasetinin bugünü. Bir tarafta dijitalleşme, yapay zeka, ihracat, turizm ve tarım. Diğer tarafta soruşturmalar, belediye hizmetleri, trafik ve siyasi hesaplaşmalar...
Fakat iki toplantının yolları aslında aynı noktada birleşiyor: Antalya’nın nasıl bir şehir olacağı meselesinde. İş dünyası da siyaset kurumu da artık sadece sorunları anlatmakla yetinmemeli.
Antalya’nın sorunu teşhis eksikliği değil. Teşhis yıllardır ortada. Bu şehrin asıl ihtiyacı; Lafı azaltıp işi çoğaltmak.