CHP’den kaçış sürüyor.
Buna siz kaçış mı dersiniz kopuş mu dersiniz, ayrılık mı dersiniz artık ne derseniz deyin.
İstifalar ardı ardına geliyor.
Hani derler ya “Çorap söküğü gibi” aynen öyle.
Hani yüz yıllık partiydi?
Hani Atatürk’ün partisiydi?
Hani Ata’nın yadigarıydı?
Hani tescilli siyasi markaydı?
Hani halkçıydı?
Hani sosyal demokrattı?
Hani, hani, hani…
Soruları çoğaltmak mümkün.
Dışarıdan hiç kimse CHP’ye bir şey yapmadı.
Hiç ona buna iftira atmasınlar.
Hiç kimseye çamur sıçratmasınlar.
Ne yaptılarsa kendi kendilerine yaptılar.
Mahkemelere yansıyan olayları, itirafları, belgeleri şimdi burada saymayacağım.
Ne olmuşsa olmuş.
Kim ne yapmışsa yapmış.
Yapanların yakasına adalet yapışır.
Gereğini yapar.
Yapıyorda.
Mesele o değil şimdi.
Asıl mesele CHP’de ki istifalar.
Kopuşlar.
İktidar partisine geçmeler.
O onu demiş…
Şu bunu demiş…
Bu şöyle demiş.
Geçin bunları.
Siz olanlara, istifalara, savrulmalara bakın.
Hani yüz yıllık partiydi ya!
Hani koskoca Anamuhalefet partisiydi ya!
Şimdi küçük bir muhalefet partisi CHP.
İstifa eden belediye başkanları herhalde keyif olsun diye istifa esmiyorlardır.
Bir bildikleri vardır elbette
Yok efendim şu yılda şunu söyledi, yok efendim bu yılda şunu konuştu, yok efendim o yıl da şöyle demişti.
Bunları da geçin.
Tıpkı merhum Demirel’in dediği gibi:
“Dün dündür bu gün bugündür”
Bu gün ne oluyorda CHP’den istifalar arkası arkasına geliyor?
Yoksa Kılıçdaroğlu’na bir tepki mi bu?
“Onu istemezük mi?”
Ne oluyor CHP’de.
Belli ki birşeyler oluyor ki belediye başkanları, meclis üyeleri kaçıyorlar partiden!
İstifalara tamam diyelim de bari kendi eski dostları ve siyasi arkadaşlıkları olan Yeni partiye gitseler bir derece anlar ve “Hadi neyse, başka yere gitmediler ya” denir.
Ama durum öyle değil.
AK partiye gidiyorlar.
Bu gidişlerde, bu kopuşlarda bu istifalarda Kılıçdaroğlu’nun payı var mı?
Kim ne demiş veya diyorsa CHP’den giden gidene.
AK partiye gelen gelene.
AK partinin kapısı ardına kadar açık.
Gelen giriyor, gelen giriyor.
Tabi herkes için bu durum olmuyor.
Kimilerine nazikçe “Hayır” deniyormuş.
Hani derler ya:
“Dur bakalım, burası yol geçen han’ı değil”
Yavaş yavaş Abb başkanı M. Yavaş da dümeni ışığı bol olan ampule doğru kırarsa hiç şaşmam.
Yalnız, eğer şimdiden hedef belirlemiş, yayı eline almış, oku yerleştirmiş, gözünü en üst makamdaki hedefe kilitlemişse Yavaş, yavaş yavaş değil son süratle de olsa gelmez AK partiye.
Çünkü orada kesin olarak Erdoğan var.
O nedenle Yavaş AK partiye geçmez.
Umudu, Yeni partiden kendisine Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklifinin gelmesi.
Eğer oda olmazsa ver elini emeklilik.
Bu da Yavaş için biraz zor ama hadi neyse diyelim…