Adı Pire olan bir asalak var.
Size Pire’yi nasıl tarif etsem bilmem ki?
Karıncadan daha küçük.
Hatta onun yarısından da küçük bir kan emici.
Onun bunun sırtından geçinen bir asalak böcek türü.
Arka ayakları uzun, ön ayakları kısa ve zıpladığı zaman bir metreye kadar sıçrayabilen mini minnacık bir yaratık.
Üzerine çıktığı hangi tür canlı olursa olsun buna insan da dahil, onu hemen ısırır, kanını emer.
Ve bu esnada da kendi ağız sıvısını deriden içeriye bırakır.
Isırılan o bölge kızarır, kaşınır, şişer. Rahat bırakmaz.
Sürekli kaşınmak ister orası.
Kısaca, sizinle savaşır, bedene rahatsızlık verir.
Aslında, yakalandığı zaman iki elin iki tırnak arasına alıp ezilecek, yok edilecek, ortadan kaldırılacak bir mahluk.
İşte asıl mesele de orası.
Yani, pireyi ele geçirmek zor.
“Bir pire için yorgan yakmak” diye bir deyimimiz var hani.
Pire o kar küçük olmasına rağmen yorgan da pireye göre devasa bir örtü olduğu için pireyi o yorgan içinde yakalamak büyük bir mesele.
Isırıp kaçıyor.
Zehirini akıtıp kaçıyor.
O bölgeyi tahriş edip kaçıyor.
Sonra da yorganın bir tarafına yerleşiyor.
İşin yoksa koca yorgan içinde girdiği yerden çıkar çıkarabilirsen.
Tam “işte buldum, burada” derken bir zıplıyor başka yere saldırıp, ısırıyor.
Aslında yeri yurdu belli pirenin.
Ne olduğu da belli.
Neden ısırdığı da belli.
Nereleri ısırdığı da belli.
Nerede olduğu da belli.
Belli ama gel gelelim ki onu yorgan içinde kıstırmak zor.
Neden zor?
Çünkü pire yalnız değil ki!
Yorganın bir köşesinde tahta kurusu var.
Öbür yanda bit var.
Diğer tarafta kendi grupları var.
Hamam böceği misali destekçileri var.
Pire yalnız olsa, dediğim gibi, bir köşede kıstırır, yakalar, iki parmağın tırnakları arasında alır, ezer bitirirsin işini.
Ama işte durum öyle değil.
Çünkü iş büyür.
O nedenle şimdi kalkıp bir pire için yorgan yakmaya değmez.
Değmez ama pire rahat durmuyor ki.
Aslında onu yok etmenin ilacı var.
Pire nerede ise, onunla aynı yorganda diledikleri gibi cirit atıp, keyif çatan tüm asalaklar yorgan sahibine nasıl uyku uyutmuyorlarsa şimdi o ilacı sıkıyorsun oldukları yerde geberiyorlar.
Bizim yorganın piresi birkaç zamandır ordan oraya zıplayıp duruyor.
Yorgan sahiplerini bayağı bezdirdi.
Anlaşılan o ki eceli yakındır.
Pire bir zıplar, iki zıplar derken üçüncüde yakalanır, ezilir.
Hani ne demişler büyüklerimiz:
Bir olur iki olur ama ya sonraaa…