Ne Müslümanı? Müslümanmış!
Müslüman olan bunu yapar mı?
Yapmaz.
İslama laf gelir diye korkar.
Müslümanlığına laf söylenir diye ürker.
Yanlış yapmaz.
Günahı bilir.
Haramı bilir.
İslami yasakları bilir.
Kul hakkı nedir bilir.
Tv. de haberleri izliyorum şaşırıyorum!
Adam meyve satıyor tezgahında.
Elinde bir büyük kola şişesi.
Tezgahta üzümler, incirler, meyveler var kasa kasa.
Satıcı elindeki kola şişesindeki kolayı, meyveler parlak ve taze gözüksün diye
onların üzerine sıkıyor.
Bunu yapan bir Müslüman.
Ne Müslümanı?
Müslüman bunu yapar mı?
Balıkçıyı izliyorum.
Elinde kırmızı boya kalemi var.
Tezgahtaki iri balıkları alıyor, kararmakta olan solungaçlarını aralayıp, kırmızı kalemle bir güzel boyuyordu.
Balıklar taze gözüksün diye uğraşıyor.
Bayat balıkların solungaçları kararmaya başlar, satılmaz, kokar ve elinde kalır diye yapıyor bunu.
Balıkçı kurnaz güya.
Allahtan korkmuyor ki kuldan utansın.
Tezgahtaki balıkların tümünün solungaçlarını bir güzel boyayınca satıp kar edecek güya.
Oysa büyük günah işliyor çünkü kul hakkını yiyor.
Bunu yapan da Müslüman.
Ne Müslümanı?
Müslüman bunu yapar mı?
Adam satıcı.
Bas bas bağırıyor tezgahının başında:
“Düştü düştüüü, Ananasın fiyatı düştü”
“Yüz elli lira değil, yüz lira, yüz lira”
Tezgahında albenili yüksek soyulmuş bir ananas var.
Adeta “Beni al ye” diyor.
Almaz mıyım.
Aldım tabi.
Akşam yemekten sonra kesip yiyelim dedim.
Mutfağa geçip büyük bıçakla dört bir yanından doğramaya başladım ki eyvaaah!
Daha ilk bıçakta Ananasın içinden min mini minnacık böcekler uçuştu.
Suyu çekilmiş, içi geçmiş, bozulmuş bir Ananasla karşılaştım.
Müslüman bunu yapar mı?
Ne Müslümanı?
Pazarda tezgahta şeftaliler çok güzel duruyor.
İri iri ve parlak.
Taze gözüküyor.
Bir iki kilo almak istiyorum.
Pazarcıyla aynı camide bir saat kadar önce cuma namazını kıldık.
Tesadüfen yan yana oturmuştuk.
Poşete koymasını istedim kendisinden.
Bu arada pazarcı çığırtkanlığıyla da bağırıyordu:
“Gel gel, Bursa şeftalisine gel, gel gel”
Geldik gelmesinede pazarcı kurnazlığıyla göz boyuyordu poşete şeftalileri koyarken.
Tezgahın önünden bir tane alıyor poşete koyuyor gerisini kendine yakın, arkada dizili olan, bayat, sert, küçük şeftalileri doldurdu gözlerimin önünde.
Aldatıyordu beni bile bile.
Az önce camide vaaz da Vaiz efendi Peygamberimizin yaşadığı bir pazar olayından sonra söylediği şu hadisi bu pazarcıda dinlemişti:
“Bizi aldatan bizden değildir”
Müslüman bunu yapar mı?
Ne Müslümanı?
Adam mobilyacı.
Dükkanının kendine has odasının her duvarında Arapça kelime i tevhit, Allah, Muhammed tabloları ve şeyh efendinin fotoğrafları var.
“Salonu ayıran camekan kapılarını verniklimesini yapar mısın ?” dedim. “Tabiki” dedi ve gelip evden alıp gitti.
Bu hafta, bu ay, şu, üç ay sonra, beş ay sonra, dokuz ay sonra, ha bu gün, ha tarın, ha bu ay, ha bu yıl derken tam iki yıl sonra zorla ve karşılıklı sert tartışmalar sonunda on dört kapının on tanesini vernikledi ve işe başlarken de iki yıl önce aldığı on bin liramı cebine koyduğu için geriye kalan dört kapıyı da verniklemeden zor kurtardım malımı elinden.
Bunu yapan Müslüman.
Ne Müslümanı?
Müslüman böyle yapar mı?
Asla hakkımı helal etmiyorum ve iyi ki ahiret ve hesap günü var…