Kocaeli Stadyumu'nda 90 dakika boyunca zaman zaman cesaret, zaman zaman da sabır vardı. A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu.
Skor tabelasında Türkiye adına yazan sıfır, sahadaki mücadelenin tamamını anlatmaya yetmiyor. İlk yarıda Fransa'nın tehlikeli ataklarına karşı koyan, hücumda fırsat arayan ve özellikle Arda Güler, Oğuz Aydın, Can Uzun ve Barış Alper Yılmaz üzerinden üretmeye çalışan bir Türkiye vardı.
Fransa ise sahip olduğu yıldızların bireysel kalitesini oyunun belirli bölümlerinde ortaya koydu. Olise'nin sağ kanattaki etkinliği, Mbappe'nin ceza sahası çevresindeki hareketliliği ve Fransa'nın top rakipteyken yaptığı baskı, millilerin oyun kurmasını zorlaştırdı.
İlk yarının 0-0 bitmesi Türkiye adına önemliydi. Uğurcan Çakır'ın Olise'nin sert şutundaki müdahalesi ve Merih Demiral'ın Cherki'nin önündeki kritik hamlesi, skorun dengede kalmasını sağladı.
Fakat futbolun acı tarafı burada ortaya çıkıyor. Büyük maçlarda birkaç saniyelik konsantrasyon kaybı, uzun süre verilen emeğin karşılığını değiştirebiliyor. Fransa karşılaşması geride kaldı. Millilerin önünde ise çok kısa bir dinlenme süresi bulunuyor.
Türkiye, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki ikinci maçında 28 Eylül Pazartesi günü İtalya'yı Bursa'daki Yüzüncü Yıl Atatürk Stadı'nda ağırlayacak. Karşılaşma Türkiye saatiyle 21.45'te başlayacak.
Bu maçın ardından takvim daha da yoğunlaşıyor. Ay-yıldızlı ekip 2 Ekim'de Belçika ile deplasmanda karşılaşacak. Dört gün sonra, 5 Ekim'de bu kez İtalya deplasmanında sahaya çıkacak.
Kasım ayında ise grup aşamasının son iki karşılaşması oynanacak. Türkiye, 12 Kasım'da Belçika'yı sahasında konuk edecek, 15 Kasım'da ise Fransa deplasmanına çıkacak. Takvim açıkça gösteriyor: Önümüzdeki günlerde milli takımın karşısında yalnızca güçlü rakipler bulunmuyor; çok kısa aralıklarla oynanacak kritik maçlar da bulunuyor.
Fransa maçı bize ne söyledi?
Fransa karşısındaki 1-0'lık sonuç, Türkiye'nin savunma disiplinini koruduğu bölümlerin yanı sıra hücumda geliştirmesi gereken noktaları da ortaya koydu. Millilerin özellikle üçüncü bölgede daha fazla üretkenliğe, ceza sahasında daha fazla netliğe ve rakip baskısını kıracak alternatiflere ihtiyacı var.
Arda Güler'in topla buluştuğu anlar tribünleri hareketlendirdi. Oğuz Aydın'ın sağ kanattaki girişimleri, Barış Alper Yılmaz'ın hareketliliği ve Can Uzun'un hücumdaki varlığı Türkiye'nin elindeki seçeneklerin genişlediğini gösterdi. Ancak Fransa gibi üst düzey bir rakibe karşı birkaç pozisyon üretmek yetmiyor. O pozisyonları gole çevirecek son dokunuş, doğru karar ve yüksek konsantrasyon gerekiyor.
Şimdi bütün gözler İtalya maçına çevrilecek. Bursa'daki karşılaşma, hem takımın reaksiyonunu hem de teknik heyetin kısa sürede yapacağı dokunuşları görmek açısından önemli bir mücadele olacak.
Kocaeli'de kaçan fırsatların, yapılan hataların ve kazanılamayan puanın ardından milli takımın vereceği cevap artık sahada olacak. Futbolda bazen bir mağlubiyetin ardından söylenecek en doğru cümle, bir sonraki maça bakmaktır. Şimdi sıra İtalya'da.