Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın hikayesi, Antalya’nın ekonomik gelişiminden ayrı düşünülemez. 1882 yılında Ziraat ve Ticaret Odası adıyla kurulan, 1910’dan itibaren bugünkü kimliğiyle faaliyetlerini sürdüren ATSO, kentin ticari hayatına yön veren en köklü kurumlardan biri olarak gösteriliyor.
***
Kuruluşundan bugüne Antalya’nın büyümesine tanıklık eden oda, zaman içerisinde yalnızca üyelerinin işlemlerini takip eden bir meslek kuruluşu olmaktan çıkarak kentin ekonomik meselelerinde söz sahibi olan önemli bir aktöre dönüştü. Antalya Organize Sanayi Bölgesi, Antalya Serbest Bölgesi ve teknoloji alanındaki çeşitli yapılanmaların ortaya çıkışında ATSO’nun kurumsal katkısı, odanın geçmişte üstlendiği öncü rolün en somut göstergeleri arasında yer aldı.

Tam da geçmişteki ağırlık nedeniyle bugün ATSO’ya yönelik beklenti çok daha yüksek. Antalya ekonomisi turizmden tarıma, ticaretten sanayiye, ihracattan teknolojiye kadar geniş bir alanda ciddi bir potansiyele sahip. Kentin ekonomik kapasitesi büyürken ATSO’nun da aynı hızla kendisini yenilemesi gerekiyor. Üyelerin yalnızca resmi işlemlerini gerçekleştirdiği, toplantıların ve açıklamaların günlük rutine dönüştüğü bir oda anlayışı, Antalya’nın bugün karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunların tamamına cevap verecek kapasiteyi sunamıyor.
***
Son yıllarda ATSO yönetiminin çeşitli projeler yürüttüğü, kentin farklı sektörleriyle temas kurduğu ve özellikle proje geliştirme, devlet destekleri, girişimcilik ve ekonomik araştırmalar alanında çalışmalar yaptığı biliniyor. Antalya iş dünyasının gündemindeki sorunların genişliği, yürütülen çalışmaların daha görünür, ölçülebilir ve doğrudan üyenin günlük hayatına dokunan sonuçlara dönüşmesini gerektiriyor. Bir oda yönetiminin başarısı yalnızca düzenlenen toplantıların, hazırlanan raporların veya yapılan ziyaretlerin sayısıyla ölçülemez. Esnafın, sanayicinin, ihracatçının, turizmcinin, tarım sektörünün ve KOBİ’lerin yaşadığı sorunlara ne kadar somut çözüm üretildiği asıl ölçüyü oluşturur.

ATSO açısından son dönemin en büyük kayıplarından biri ise hiç kuşkusuz merhum Ali Bahar’ın aramızdan ayrılması oldu. Bahar’ın başkanlık dönemi kısa sürdü fakat ATSO yönetim anlayışına bıraktığı iz daha uzun süre tartışılacak nitelikte. Bahar, oda başkanlığını yalnızca temsil görevi olarak görmeyen, Antalya ekonomisinin üretim kapasitesini artırmayı ve iş dünyasının önündeki engelleri azaltmayı hedefleyen bir yaklaşım gösterdi. Sanayiciden turizmciye, tarım sektöründen ihracatçıya kadar farklı kesimlerle temas kurması, ekonomik sorunları yalnızca konuşmak yerine çözüm mekanizmaları geliştirmeye çalışması, kısa görev döneminde öne çıkan özellikleri arasında yer aldı.
***
Bahar, kısa bir başkanlık döneminde dahi üretim, sanayi, ihracat, yatırım, devlet destekleri ve Antalya ekonomisinin geleceği üzerine güçlü bir gündem oluşturdu. Bahar’ın çalışma tarzında öne çıkan hareketlilik ve çözüm arayışı, ATSO açısından korunması gereken değerli bir miras. Kendisi bugün aramızda olmasa da ortaya koyduğu vizyonun Antalya iş dünyasında karşılık bulmaya devam etmesi, adına yapılabilecek en anlamlı saygı duruşlarından biri olacaktır.

Bugün ATSO, kendi üyesini dahi tanımayan bir yapıya dönüşmüştür. Yıllardır odaya aidat ödeyen işletmelerin hangi sektörel sorunlarla mücadele ettiği, hangi fırsatlara sahip bulunduğu yönetim tarafından bilinmemektedir. Meslek komiteleri karar süreçlerinden dışlanmış, oda merkezi tekelleşmiştir. İş dünyası finansmana erişimde yalnız bırakılmış, ihracatçının önündeki engeller kaldırılmamıştır. Konuşan fakat üretemeyen, izleyen fakat yön veremeyen bir yönetim anlayışı Antalya gibi dinamik bir kenti taşımaktan uzaktır.

Velhasılkelam; Antalya'nın geleceği karanlık odalarda harcanamayacak kadar kıymetlidir. Merhum Ali Bahar’ın bıraktığı yerden bayrağı devralacak, konuşan değil üreten, izleyen değil yön veren bir oda gereklidir. İsimler ve adaylar gelip geçicidir; kalıcı olan Antalya’nın ta kendisidir...