Antalya’da yaz sıcaklarının ne anlama geldiğini anlatmaya gerek yok. Özellikle günün en sıcak saatlerinde dışarıda birkaç dakika yürümek bile insanı yorarken, onlarca kişinin aynı anda bulunduğu toplu taşıma araçlarında klima çalışmaması vatandaş açısından ciddi bir sıkıntıya dönüşüyor. Halk işe yetişmeye, evine dönmeye, hastaneye ulaşmaya çalışıyor. 14 Eylül’de okullar da açılıyor. Herkesin altında otomobil yok; ebeveynler çocuklarını okula otobüslerde götürüp getirmek zorunda kalıyor.
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 15 Mayıs-15 Eylül tarihleri arasında toplu taşıma araçlarında klimaların açık tutulacağı tüm sürücülere tebliğ edilmiş durumda. Belediye ekipleri de klima denetimlerini artırdığını, kliması çalışmayan araçların hatta çıkmasına izin verilmeyeceğini ve kurallara uymayan sürücüler hakkında yasal işlem uygulanacağını da açıkça duyurmuştu. Eylül ayı geldi diye Antalya’nın sıcağının da bittiğini sananlar, klimaları kapatırken yaptıkları mazot hesabının bedelini vatandaşa ödetmeye hazırlanıyor.
Son iki gündür klimaların çalıştırılmadığı yönündeki şikayetlerin artması da bu nedenle ciddiye alınmalı. Eğer gerçekten bazı araçlarda klima kapatılıyorsa bunun gerekçesi ne olursa olsun, öncelikle ortada bulunan tebligatın gereğinin neden yerine getirilmediği sorulmalı. Çünkü vatandaşın karşısına “mazot pahalı”, “yakıt masrafı arttı” ya da başka bir işletme gideri gerekçesiyle çıkmanın hiçbir anlamı yok. Mazot hesabını vatandaş yapmak zorunda değil. Toplu taşıma esnafının yakıt maliyeti varsa, işletme giderleri yükselmişse, bu konuda bir sıkıntısı bulunuyorsa bunun muhatabı vatandaş değildir. Gidilecek yer bellidir, anlatılacak makam bellidir.
Dahası, klima meselesi kurallara uyan sürücüler açısından da önem taşıyor. Kurala uyan, klimayı çalıştıran, yolcusunun rahatını gözeten sürücü ile klimayı kapatarak aynı hizmeti sürdüren sürücü arasında uygulamada fark oluşursa, kurallara uyan esnaf açısından da haksız bir tablo ortaya çıkar. Dolayısıyla denetim yalnızca yolcunun konforunu korumak açısından değil, kurallara uyan toplu taşıma esnafının hakkını korumak açısından da önem taşıyor.
Kliması çalışmayan bir araç tespit edildiğinde o aracın seferine devam edip etmediği, sürücü hakkında işlem yapılıp yapılmadığı ve aynı araçla ilgili tekrar eden şikayetler varsa nasıl bir yaptırım uygulandığı kamuoyunun bilmek isteyeceği konular arasında yer alıyor. İnsanlar her otobüse bindiğinde klima çalışıyor mu diye kontrol etmek, araç numarasını almak, telefon açmak ve şikayet oluşturmak zorunda bırakılmamalı. Denetim ekiplerinin görevi zaten vatandaşın yaşadığı sorunu mümkün olduğunca önceden tespit etmektir.
Önümüzde hala sıcak günler var. Belediye ekipleri daha sık denetim yapmalı, klima konusunda gelen şikayetleri güzergah, araç ve sürücü bazında değerlendirmeli, aynı araç hakkında tekrarlanan şikayetler varsa daha ağır tedbirler uygulamalı. Vatandaş da yaşadığı sorunu bildirmekten çekinmemeli, hakkını sonuna kadar aramalıdır. İnsanları ter içinde bırakmaya kimsenin hakkı yok!
BÜYÜKŞEHİR’E ÇAĞRI
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne de buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor. 15 Mayıs-15 Eylül arasındaki klima uygulamasını bitirmeyin; Antalya’nın sıcaklığı devam ettiği sürece uzatın. Çünkü Antalya’da yazın ne zaman biteceğine hava karar veriyor. Hatta bunun yalnızca bu yıl için değil, önümüzdeki yıllarda da Antalya’nın gerçeklerine uygun şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.