Vah benim ülkem vah!
Vah benim garip milletim vah.
Geldiğimiz şu hale bakın.
Belediyelerde yapılan yolsuzluklar ayyuka çıktı.
Bir belediye olsa hadi neyse diyeceğiz.
Yanlış yapan çeksin cezasını.
Ama öyle değilmiş.
Otuz’u aşkın il ve ilçe belediyelerinde anormal soygunlar yapılmış.
İddialar bu yönde.
Yargılamalar sürüyor.
Bu soygunların adına ister yolsuzluk deyin…
İster rüşvet verme deyin…
İster rüşvet alma deyin…
İster irtikap deyin…
İster usulsüzlük deyin…
Soygunculuğun adına ne derseniz deyin.
Ne Allahtan korkmuşlar ne kuldan utanmışlar.
Hem devleti hem milleti soymuşlarda soymuşlar.
Bir yolunu bulmuşlar.
Bir kılıfına uydurmuşlar.
Depremi bahane edip afetzedelere yardım diye milyarlarca para toplamış yemişler.
Bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de büyük ve isimleri ile ünlü marketlere ürün tedarikçilerinin vurgunu açığa çıkmaya başladı.
Köylüye acımamışlar.
Vicdanı ortadan kaldırmışlar.
Çok para kazanma hırsı ile yapmadıkları entrika kalmamış.
Halkımızı soymuşlarda soymuşlar.
Naylon fatura uydurmuşlar.
Ölü satıcıları kullanmışlar.
Bu toptan alıcı ve satıcı konumundaki tedarikçiler ve dağıtıcılar diledikleri gibi atlarını koşturmuşlar.
Bu arada da milyarlarca parayı cukkaya atmışlar.
Kısa bir zaman önce burada bir yazımda
değinmiştim bu konuya.
Çiftçiyi soyuyorlar ürettiği malı alırken.
Halkı soyuyorlar aldıkları ürünü satarken.
Devlet birşey yapmadı uzun yıllar.
Belediye zabıta ve piyasa kontrol memurları işin içinden çıkamadılar.
O soyguncular hem köylüyü hem halkı soydularda soydular.
Acımadılar.
Vicdanları sızlamadı.
Dar gelirli, düşük emekli maaşlı canının çektiği meyveyi, kavunu, karpuzu, sebzeyi alamadı, yutkundu, avucunu yaladı.
O soyguncu ise sahte ve kabarık faturadan kazanacağı parayı düşününce keyfinden ellerini ovuşturdu gülerek.
Halkın cebinden çaldılar.
Mutfağından, aşından, ekmeğinden çaldılar.
Göz göre göre cebinden parasını çaldılar.
Büyük hırsızlar bunlar.
Devlet halkını korumak zorunda.
Halkının soyulmasına izin vermemeli.
Seyirci olmamalı.
Bu soyguncular halkı canından bezdirdiler.
Halkı hükümete devlete isyan ettirdiler.
“Bunlara karşı hükümet birşey yapmıyor, yapamıyor” diye oy vermemekle tehdit savurdular.
Milletvekillerine şikayetlerini anlattılar.
Kimse birşey yapamıyordu.
Derken savcılık harekete geçti.
İşte şimdi halk soyguncuların adalet karşısında sonucu bekliyor.
Ticaret bakanlığı daha fazla beklememeli.
Pazarda iki kişi bu sebze meyve pahalılığından şikayet ederek konuşurlarken bu kulaklarım ne duydum biliyor musunuz?
Kulaklarına inanamadım.
“Öyle şeyin olması mümkün değil” diyemedim onlara.
Çünkü tanımıyordum o ayaküstü ürünlerin pahalılığından şikayet edenleri.
“Şu büyük marketler, halkı soyarak, etiketlere zam yaparak, fazla fiyata satarak çok kazandıkları paradan muhakkak partiye para yardımı yapıyorlardır”
Buyurun bakalım.
Ne diyeceksiniz bu konuşulanlara?
Ayçiçeğinden vurgun vurdular.
Yakın zaman önce kuru soğanla vurgun vurdular.
Patates ile vurgun vurdular.
Yeşil biber ile vurgun vurdular.
Bunlar huy edinmişler.
Piyasayı ellerine geçirmişler.
İstedikleri ürünlerin fiyatlarıyla oynuyor, el ele vererek halkı çarpıyorlar.
Yeteri kadar soyulduk.
Artık hükümet gereğini yapmalı.
Halka acımayana acımamalı.
Kim hırsız, kim soyguncu, kim rüşvetçi, kim irtikap, kim usulsüz iş yapmış, kim vurgun vurmuş halka acımamışsa devlet de o kişi ve kişilere asla acımamalı.
Yeter soyulduğumuz…
YETER SOYULDUĞUMUZ
Ali Aydoğan
Yorumlar