Dünkü yazımla alakalı birçok dost aradı. EDEBE önem verenlerdi hepsi. Yaşananlardan hicap duyduklarını ilettiler. Haklılar mı? Evet yerden göğe kadar haklılar. Çünkü ortadaki fotoğraf hiç arzu etmediğimiz kare!
İnanın tatilden döndüğümden beri KAFAM KARIŞIK, yaşanılanları görünce MİDEM BULANIYOR. Yahu biz bu memlekette asıl konuşmamız, tartışmamız gereken konular yerine neleri tartıyoruz Allah aşkına?

Şimdi şöyle dönüp bir bakalım; Asıl konuşmamız gereken Antalya’nın trafiği, alt yapısı, yolları, toplu ulaşım, tramvay, metro, deniz ulaşımı, denizcilik müzesi, orman yangınları, COP31, turizm, tarım, denizlerimiz gibi konular değil mi?
Peki biz neleri konuşuyoruz? Büyükşehir Belediyesi’nde YOLSUZLUK, rüşvet, FUHUŞ, fuhuşa aracılık etmek, yer temin etmek, UYUŞTURUCU kullanmak ve başkaları için temin etmek!
Bu saydıklarımla ilgili TUTUKLANANLAR var. Bakınca kimi belediye personeli kimi de iştirakleri olan şirketlerin çalışanları! Tamam kimse kimsenin NAMUS BEKÇİSİ DEĞİL amma kamu kurumunda böyle şeyler olmasa bile lafı bile o kuruma zarar verir.
Vallahi bu saatten sonra Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’e büyük görev düşüyor. Hem BİR ANNE, hem BİR KADIN olarak.

Yapacağı tek şey bu bahsi geçen konulara adı karışan kim varsa hepsinin ya görevine son vermesi ya da görevden uzaklaştırması gerektiği kanısındayım. Hem de ANAN ADI-BABAN ADI sormadan!
Ki benim bildiğim Büşra Hanım’ın aile yapısı bu işlere ZEVAL VERMEZ! Yörük kültürü ve hamuru ile yoğrulmuş bir aileden geldiği için gerekeni yapacaktır. Sadece ben değil bütün Antalyalılar bu beklenti içindedir!
İşte bu bağlamda Cuma günü münasebetiyle bir iki kelam etmekte fayda var. Hutbe değil HAYATIN GERÇEKLERİ. Belki okuyan birileri olurda FAYDALANIR diye.
Evet sevgili dostlar; Yaşantınızın her alanında utanmaz bir kişi görebilirsiniz. UTANMAZ YÜZLÜ bu kişiler yanı başınızdadır belki de. Bir de kendisini SAKLAYANLAR VAR içimizde.
İki yüzlülükten çok BİN BİR YÜZLERİ vardır. İnsana saygısı olmayan bu kişiler, TERBİYE, AHLAK ve EDEPTEN nasibini almamış kişilerdir.

Bunları kimi zaman boş verebilirsiniz ancak kimi zamanda cevap vermek mecburiyetinde kalırsınız. Sizin vereceğiniz cevap bile onun yüzünü kızartamaz. Çünkü bir kere edepsizliği kendine ilke edinmişlerdir.
“Bizler daha çok ilme değil, daha çok edebe muhtacız” demiştir. İslam alimi ve tasavvuf büyüklerinden Abdullah bin Mübarek’e (rahmetullahi aleyh)
İnsanı insan yapan özellikler arasında HAYA ve EDEP hiç şüphe yok ki çok önemlidir. Bunların yanı sıra NEZAKET, SADAKAT ve VEFADA önemlidir.
Ancak bu özellikler bazı kişiler tarafından PAKETLENMİŞ, sıkıca BAĞLANMIŞ ve RAFA kaldırılmış durumda. Günümüzün karanlık dünyasında bütün bunlar mumla aranır hale gelmiştir. Oysaki insanları farklı kılan bu özellikler kişiyi diğer kişilerden ayıran özelliklerdir.
Kendi NEFİSLERİNE ve EGOLARINA ESİR olan bu kişiler, gündelik hayatlarında da ŞEYTANA ESİR olurlar. Dinden imandan bahsederler ama bütün bu manevi değerler sadece dillerindedir. Bir bakıma dilleri başka kalpleri başka söyler.
Cehenneme odun olacak bu kişiler, hayatın her alanında ve zamanında karşınıza çıkabilir. İşte bütün mesele bunlara karşı dikkatli olmaktır.
Maalesef günümüzde nefsine ve egosuna tutsak olmuş kişiler YAŞINA, MEVKİSİNE ve MAKAMINA bağlı olmaksızın hemen her tarafta karşımıza çıkabiliyorlar. Aslında insan olma özelliğini kaybeden bu kişiler buna paralel olarak ahlaklarını da kaybediyorlar. Zaten bu değerleri kaybedenler insan olma gibi bir durumları yoktur!

Belirli yerlerdeki bu kişiler sadece kendi kötülükleri ile kalmayıp bazen etrafındakileri bile bile zehirliyorlar. Bu kişilere ve bu duygulara sahip kişiler konusunda kendimizi ve ailemizi koruyacak tedbirleri mutlaka almalıyız. Allah bizi bunlardan ve kötülüklerinden korusun inşallah!
Velhasıl velkelam; Romalı devlet adamı, hatip ve filozof Marcus Tullius Cicero’nun dediği gibi “Yüz kızartıcı şeyler, halkın genelince tasvip edildiğinde, artık yüz kızartıcı olmazlar.”