Büyük yankı uyandıran RÜŞVET/YOLSUZLUK davasının ikinci duruşmasının ikinci günü, önemli tanık beyanlarıyla sürdü. Konuya girmeden önce duruşmanın önüne geçen iki ayrı olaydan bahsedeceğim.

Birinci olay; İş insanı Ali Yılmaz’ın İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndaki ifadesi sırasında teslim ettiği görüntüler! Hani şu KAYYUMUN yanlışlıkla sildirip Yılmaz’ın geri getirdiği görüntüler.

Bu görüntülerde Gökhan Böcek, Zuhal Böcek, Zeynep Kerimoğlu, şoför ve korumaların FİNİKE DÖVİZ’E getirdikleri valiz dolusu paralar, kilolarca altın ve alıp götürdükleri VALİZDOLUSU DOLARLARIN görüntüleri!

Neyse halim çıksın falım

Bu niye bu kadar önemli? Efendim birincisi paraların kimin tarafından alınıp verildiği, altınların kimin tarafından getirildiği, kimlerin taşıdığı açığa çıkmış olacak.

İkincisi ise; Finike Döviz’in sadece Yönetim Kurulu Üyesi olduğu için bu olaylar kapsamında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Ali Yılmaz’ın olaylarla alakası olmadığını ortaya çıkaracak.

Neyse halim çıksın falım

Ayrıca kara para aklamakla suçlanan Yılmaz ve ortakları, bu görüntüler sayesinde para ve altınlarla ilişkilerinin sadece aracı kurum olmaları gerekçesiyle BERAAT etmelerinin yolu açılacak.

Aşağıda bu konuyla ilgili tanıkların verdikleri ifadeler ve benim izlenimlerimi okuyacaksınız. Ve dün duruşmanın önüne geçen ikinci büyük olay ise Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri CANSEL TUNCER’İN tutuklanması!

Cansel Tuncer, ANSET dosyasıyla ilgili operasyon yapıldığı gün Akdeniz Üniversitesi’nde yeni ameliyat olmuş ve önceki gün taburcu edilmişti. Tuncer, hastaneden çıktıktan hemen sonra gözaltına alındı ve dün adliyeye sevk edildi.

ANSET dosyasında daha önce 14 kişi tutuklanmıştı. Cansel Tuncer 15’inci kişi oldu. Daha bu dosya ile ilgili henüz ifadesi alınmayan Muhittin Böcek ve bazı isimler var.

İşte sizde bu iki olayı okudunuz. Duruşmadan çok dün bu iki olay adliye koridorlarında konuşuldu. Öyle yüksek sesle değil FISILTI şeklinde. Çünkü herkes tedirgin ve korkuyor.

Gelelim duruşmaya. Dün özellikle eski Mali Hizmetler Dairesi Başkanı Selahattin Artun’un tanıklığı öne çıktı. Yaklaşık 18 yıldır aynı görevde olan Artun, belediyedeki ödeme sisteminin prosedürlere bağlı yürüdüğünü, bireysel veya ayrıcalıklı ödeme yapılmadığını vurguladı.

neyse halim çıksın falım3

Ulaşım ihaleleri ve dosyalarda eksiklikler tespit ettiklerini belirten Artun, kamyonet dolusu belgeleri klasörler halinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim ettiklerini açıkladı.

Artun, Yusuf Yadoğlu’na ait YST firmasına 16 milyon liralık ödeme yapıldığını, ancak bunun hak ediş ve bütçe koşullarına göre gerçekleştiğini söyledi.

Selahattin Artun, Mete Y., Bülent Ç. gibi isimleri duymadığını, Gökhan Böcek’in belediyede ofisi olduğuna dair bilgisinin bulunmadığını ancak sık sık gelip gittiğini belirtti.

Artun, geçmiş dönemden devralınan 6,5 milyar liralık borç yüküne değinince Muhittin Böcek söz aldı ve “Şu anda borcumuz var mı” diye Artun’a soru yöneltti. “Yok” cevabını alınca, “Biz Menderes Türel döneminden borçla devraldığımız belediyeye borçsuz hale getirdik” sözleri ile belediyede YOLSUZLUK yapılmadığını ima etti.

Yusuf Yadoğlu’na ait YST firmasının muhasebecisi olan Savaş V. ise ödemelerle ilgili detaylı bilgi verdi. Savaş V., seçim dönemi Anadolu Reklam’a yapılan otobüs giydirme paralarını tek tek anlattı. Bir bakıma patronu Yusuf Yadoğlu’nun ifadesini tasdikledi.

Duruşmanın en dikkat çeken anlarından biri ise şoför Erhan K.’nin ROLEX SAAT teslimatıyla ilgili beyanı oldu. Erkan K., 2025’in üçüncü ayında bir kredi kartıyla Rolexmağazasından saat aldığını, paketi plaja getirip daha sonra başkalarına teslim ettiğini anlattı.

Döviz bürosu çalışanları ise altın transferi iddialarına net yanıt verdi. Kasalarda altın görmediklerini, kuyumcu firmalarına yalnızca döviz ve TL taşıdıklarını, M.Y. ve B.Ç. gibi isimleri tanımadıklarını belirttiler.

Araç satışları, para transferleri, dükkan devirleri ve bazı projelerde “SADECE İMZA ATTIM” diyen tanık beyanları da dosyaya yeni detaylar ekledi.

Duruşmada tutuklandıktan sonra görevden alınan eski Antalya Emniyet Müdürü İlker Arslan’ın özel kaleminde çalışan 2 poliste de tanık olarak dilendi.

Tanık polisler, İlker Arslan’ın talimatı ile E-DEVLET üzerinden aldıkları tapu parsel görüntülerini aldıklarını, talimat gereği sayfanın altını boş bıraktıklarını anlattı.

Tanıklıklar, davaya hem savunma hem de soru işareti yönünden yeni boyutlar kazandırıyor. Bir yandan usulüne uygun işlem yapıldığını savunan bürokrat ifadeleri, diğer yandan lüks saat teslimatları, EMANET POŞETLER ve ihalelerdeki eksiklik iddiaları kamuoyunda “ACABA?” dedirtiyor.

Duruşma bir nevi olayda adı geçenler yani SANIK konumundakiler için ‘NEYSE HALİM ÇIKSIN FALIM’ gibiydi. Yargı sürecinin tüm bu çelişkileri aydınlatması, Antalya’nın ve Türkiye’nin gündeminde uzun süre yer alacak gibi görünüyor.

Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı bugüne erteledi. Ama benim son sözüm duruşma salonundaki SES SİSTEMİ ile ilgili.

İlk günden beri bir türlü düzeltilemedi. İlk duruşmada tutukla olan M. Okan Kaya’nın müdahale ettiği sistem dün yine rayından çıkınca mahkeme başkanı, “Okan Kaya’da olsaydı düzeltirdi” diye kinayeli konuştu.

Benim anlamadığım böylesine önemli bir duruşma için koskoca devlet bir tutukludan medet umuyorsa inanın biraz düşünmemiz lazım! Evrak çıktıları ve proje imzalarıyla ilgili süreçler de ayrı ayrı anlatıldı. Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için bugüne ertelendi. Bu tanık ifadeleri, davanın seyrini önemli ölçüde etkileyecek gibi görünüyor. Bir yandan usulüne uygun işlem yapıldığını savunan beyanlar, diğer yandan ROLEX gibi lüks hediye trafiği ve “emanet” teslimatları gibi unsurlar kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor. Yolsuzluk iddialarının aydınlatılması için yargı sürecinin titiz ve tarafsız ilerlemesi herkesin ortak beklentisi.