Suriye’de savaş bitti, rejimler devrildi, yeni bir dönem başladı. Ama Şam’ın güneyinde bir mahallede, taşların altından hâlâ insan kemikleri çıkıyor.

Büyük Birlik Partisi Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Emin Serin’in 20–22 Ocak 2026 tarihleri arasında Şam’a gerçekleştirdiği ziyaret, yalnızca diplomatik bir temas değil; Suriye’nin bugünü ve yarınına dair sahadan alınmış net bir fotoğraf sundu.

Emin Serin, Tadamon Mahallesi’nde yaşadıklarını anlatırken bir noktada duruyor. Çünkü kelimeler yetmiyor. Türkmenlerin 2013’te katledildiği mahallede hayat yeniden başlamaya çalışıyor. Ama ölüm geçmişte kalmamış. Çocuklar, oyun oynarken ellerine aldıkları şeyin bir taş değil, insan kemiği olduğunu biliyor artık.
“Birkaç taşı ayıkladığımızda kemik çıkıyor ve bunlarla oynuyoruz” diyen çocukların cümlesi, savaş sonrası Suriye’nin en çıplak fotoğrafı aslında.

Bodrum katlarında kemikler duruyor, üstünde çocuklar koşuyor. Otorite boşluğu var, ama dönüş başlamış. Türkmenler mahallelerine dönüyor; korkarak ama vazgeçmeyerek.

Bu sahnenin yanına, Türker Yörükçüoğlu’nun Şam’ın geneline dair tespitlerini koyduğumuzda tablo daha da netleşiyor. Baas rejiminin yıkılması halkta bir rahatlama yaratmış, ancak korku hâlâ canlı. Elektrik günde birkaç saat, su günlerce yok. Savaş bitmiş gibi görünse de yıkım bütün ağırlığıyla sürüyor.

Lamia Ayhan Türker Yörükçüoğlu Emin Serin

Ve bu enkazın altında kalanlardan biri de yine Türkmenler.

Yörükçüoğlu’nun altını çizdiği nokta önemli: Esad’a karşı en ağır bedeli ödeyen Türkmenler, bugün yeni Suriye’de hak ettikleri yerde değil. Araplar devletleşme sürecinde, Kürtler uluslararası desteklerle masada. Türkmenler ise sessiz, yalnız ve beklenti içinde.

Ne istiyorlar?
Ne özerklik ne ayrılık.
Sadece eşit yurttaşlık, anayasal güvence, kamuda adil temsil ve çocukları için seçmeli Türkçe ders.

Bu talepler ne radikal ne de yeni. Ama karşılık bulmadığı sürece Suriye’nin “yeni” dönemi eksik kalacak.

Türkiye’nin algısı, sahadaki, halktaki karşılığı olumlu ve güçlü Şam sokaklarında Türkiye’ye karşı güçlü bir sempati olduğu da her iki ismin ortak vurgusu. Bu, Türkiye için sadece diplomatik bir avantaj değil; aynı zamanda tarihi bir sorumluluk.

Büyük Birlik Partisi, Şam’a ilk kez gitmiyor. Yörükçüoğlu ve Serin devrimin hemen ardından da sahadaydı. Bu kez kurumsallaşma, devletleşme ve toplumsal beklentileri yerinde görmek istedik diyorlar röportajımızda ...

— Bu ziyaret neden önemliydi?

Suriye, devrimin üzerinden geçen bir yılın ardından son derece kırılgan bir süreçten geçiyor. Biz Büyük Birlik Partisi olarak Şam’a ilk kez gitmiyoruz. Devrimin hemen ardından da sahadaydık. Bu kez kurumsallaşma, devletleşme ve toplumsal beklentileri yerinde görmek istedik. Gözlemlerimizi raporlaştırdık ve devletimizin ilgili birimlerine sunduk. Önümüzdeki günlerde Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a da aktaracağız. Altmış yıllık Baas rejiminin yıkılması halkta ciddi bir rahatlama yaratmış. Ancak korku iklimi hâlâ insanların gözlerinde. Bu tablo bize Türkiye’nin demokratik yapısının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Lamia Ayhan Türker Yörükçüoğlu Emin Serin 2

— Sahada en çarpıcı tablo neydi?

On beş yıllık savaş büyük ölçüde sona ermiş gibi görünse de altyapı çökmüş durumda. Şam’da dahi elektrik günde 6–8 saat veriliyor, su günlerce kesilebiliyor. Yapılar elli, altmış yıllık. Esad rejimi ülkeye adeta bir çivi bile çakmamış. Beklentiler yüksek ama kaynak yok. Gümrük ve vergiler dışında gelir bulunmuyor. Cezire bölgesinin merkezi yönetime katılması umut verici ancak hızlı toparlanma olmazsa bugün elverişli görünen şartlar yarın tersine dönebilir.


— Mülteciler geri döner mi? Sahada bu konuda ne gözlemlediniz?

Yaklaşık 600 bin Suriyeli Türkiye’den ülkesine dönmüş durumda. Ancak kısa vadede büyük dönüş beklemek zor. İnsanlar düzen kurmuşsa, yıkılmış bir ülkeye hemen dönmek istemiyor. Şartlar iyileştiğinde geri dönüşlerin hızlanacağı kanaatindeyiz. Sokakta, çarşıda, mahallede Türkiye’ye karşı çok ciddi bir muhabbet var. Türkiye karşıtlığı zemin kaybetmiş durumda. Bu, ülkemizin milli güvenliği açısından da son derece önemli bir avantaj.

— Türkmenlerin durumu nasıl?

Esad’a karşı en ağır bedeli Türkmenler ödedi. Ama bugün ne yazık ki Araplar devletleşirken, Kürtler uluslararası desteklerle güçlenirken Türkmenler hak ettikleri noktada değil. Bu durum ciddi bir hayal kırıklığı yaratmış. Türkmenler Suriye’nin üniter yapısına ve toprak bütünlüğüne bağlı. Talepleri son derece meşru: Araplar ve Kürtlerle eşit yurttaşlık, dil, kültür ve kimliklerini koruyacak anayasal güvence, kamuda adil temsil ve eğitimde seçmeli Türkçe dersler.


— Bu tabloda Türkiye ne yapmalı?

Türkmenlerin arkasında Türkiye’den başka kimse yok. Devletimizin Şam nezdinde bu talepleri daha güçlü şekilde sahiplenmesi gerekiyor. Kurumsallaşma çabaları desteklenmeli; İstişare Heyeti ve Türkmen Meclisi yalnız bırakılmamalı.

— Tadamon’da gördükleriniz siz de nasıl bir iz bıraktı?

Şam’ın güneyindeki Tadamon Mahallesi. 2013’te Türkmenlerin katledildiği yer. Terk edilmiş sokaklar göreceğimizi sanıyorduk. Oysa mahalleye geri dönüş başlamıştı. Türkmen aileler ve çocuklar bizi karşıladı. Bir çocuk elinde bir taşla yanımıza geldi. Oyun oynuyordu.
Bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Tercümanımız fısıldadı: “Elindeki insan kemiği.”
Sonra diğer çocuklar… Hepsi aynı şeyi söyledi: “Taşları ayıklıyoruz, kemik çıkıyor. Bunlarla oynuyoruz.”
Kolay unutulacak bir şey değil. Taşların altından kemik çıkması bir sembol. Ama çocukların o kemiklerle oynaması.
İşte bu, insanlığın aynaya bakması gereken an. Tadamon’da gördüklerimiz, hafızamızda bir yara olarak kalacak.
Biz bu tabloyu yetkililere ilettik. Yaptığımız temaslarda, Suriye Dışişleri Bakanlığının Tadamon için özel bir araştırma heyeti kuracağını öğrendik.