Öz Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan’ın yanına bir çay içmek için uğramıştım. Masanın üzerindeki 2025 Yılı Orman Yangınları Değerlendirme Raporu sohbetin yönünü kendiliğinden belirledi.
Aslan’a göre orman yangınlarıyla mücadelede devletin durduğu yer nettir. Hava ve kara unsurları başta olmak üzere teknik altyapının güçlendirilmesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘’Yeşil Vatan’’ konusundaki hassasiyetinin sahaya yansımasıdır.
Aslan sohbetimizin daha ilk cümlelerinde devletin iradesine dikkat çekti. Hiçbir zaman kendilerini yalnız hissetmediklerini söyledi.

“Yeşil Vatan sahipsiz değildir. Cumhurbaşkanımız bu konuda açık ve tartışmasız bir irade ortaya koymuştur. Bugüne kadar ormanın menfaatine ne götürdüysek, olumsuz bir yaklaşımla karşılaşmadık. Devletimizi sahada her zaman yanımızda hissettik. Hiçbir dönemde çaresizlik psikolojisi oluşmadı.’’
2025 yılı boyunca Türkiye genelinde yaklaşık 3 bin orman yangını yaşandı. Bu yangınlarda 30 bine yakın hektar alan zarar gördü.
Settar Bey, rakamların geçmiş yıllara kıyasla daha düşük görünmesinin yanıltıcı olduğu görüşünde. Çünkü , bugün yanan alanlar artık ormanın içi değil; yerleşim alanlarına, tarım havzalarına ve turizm bölgelerine yakın bölgeler yani, yangının yönü değişmiş durumda.
YANGINLARIN YÜZDE 85’İ İNSAN KAYNAKLI
2025 yılında meydana gelen orman yangınlarının yaklaşık yüzde 85’i insan kaynaklı. Anız yakma, kontrolsüz ateş, izmarit ve ihmal ilk sıralarda yer alıyor.
Aslında bu gerçek gösteriyor ki, yangınların büyük bir çoğunluğu önlenebilir.
Bizler daha farkında , daha duyarlı olduğumuz sürece

TAŞIMA İŞÇİYLE YEŞİL VATAN KORUNMAZ
Memleketim Muğla Köyceğiz.. Adeta bir cennet
Ama ne yazık ki, her sene çıkan orman yangınları içimizi acıtıyor. Ormancı olmanın , orman işçisi olmanın ne anlama geldiğini çok iyi bilenlerdenim. Hikayesi çok acı olsa da, ‘’Ormancı’’ türkümüz bile var bizim.
Yangınlarda, orman işçileri günlerce evlerine dönemiyor, çoğu zaman uykusuz ve yorgun şekilde görev yapıyor. Mücadele yalnızca ateşle değil, zamanla yürütülüyor. İlk 20–30 dakikada yapılan müdahalenin belirleyici olduğu her yangında, o kritik anda sahada olanlar yine orman işçileri oluyor. Yangınlarda hayatlarını kaybeden orman işçilerini rahmetle anıyorum, mekanları cennet olsun.
Settar Başkanla sohbetimizin büyük bir kısmında aslında orman işçilerini konuştuk. Aslan’a göre orman işçisinin verdiği mücadele emek, yalnızca ağaçları değil; yerleşim alanlarını, tarım havzalarını ormandaki canlıları ve insan hayatını korumayı da kapsıyor. İşte tam da bu yüzden, sahayı tanıyan, bölgeyi bilen, ormanla yaşayan işçinin sahada olması önemli
“Yangın ilk 20–30 dakika içinde kontrol altına alınmazsa büyür. O ilk anda orada olan orman işçisidir. Taşıma işçiyle orman yangını sönmez.”
ÇÖZÜM: YERİNDE, SÜREKLİ VE PLANLI İSTİHDAM
Türkiye’nin yaklaşık 23,4 milyon hektarlık orman varlığına karşılık, yangınla mücadelede aktif görev yapan orman işçisi sayısı 22–25 bin civarında.
Bu tabloya göre bir işçiye yaklaşık bin hektar alan düşüyor.
Rakamlar bu yükün taşınabilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor
ORMAN YALNIZCA AĞAÇTAN İBARET DEĞİL
Sohbetimiz sona ererken Settar Başkan, yanan alanların yeniden ağaçlandırılması konusunda dikkat çeken bir hatırlatma yaptı.
“Her yeşil alan orman değildir. Bir alanın ekosistem olarak orman niteliği kazanması 20–30 yıl gerektirir. Orman yalnızca ağaçtan ibaret değildir.”
Tüm kalbimle katılıyorum bu sözlere, ben de yazımı bir duayla bitirmek istiyorum. 2026, daha çok orman işçisinin istihdam edildiği, ağaçların ormanların yanmadığı, hayvanların ölmediği, toprağın küle değil umuda döndüğü bir yıl olsun.
Allah’ım, orman işçilerimize sağlık, güç ve hayırlı ömürler nasip eyle
Alevlerin içinde yürüyen bedenlerini, yeşili savunan yüreklerini, ateşe karşı muhafaza eyle