Ortadoğu’da müzakere masasının kaderini, masanın çevresine yığılan savaş araçları belirlemeye devam ediyor. Bir yanda diplomatik temaslar, diğer yanda yeni saldırı tehditleri… İran’ın savaşı sona erdirmek amacıyla öne sürdüğü şartları bu çelişkinin içinden okumak gerekiyor. Çünkü mesele, çatışmaların hangi gün duracağından daha kapsamlıdır: Silahlar sustuğunda ekonomik kuşatma sürecek mi? Verilen sözlerin uygulanmasını kim güvence altına alacak?
Katar üzerinden yürütülen dolaylı temaslarda kamuoyuna yansıyan talepler, Tahran’ın savaş sonrasındaki güvenlik ve ekonomik hareket alanını birlikte ele aldığını gösteriyor. Bununla birlikte, İranlı yetkililerin açıklamalarında maddelerin kapsamı ve sıralaması bakımından farklılıklar bulunduğu da görülüyor. Dolayısıyla karşımızda imzalanmış bir anlaşma değil, müzakere edilen bir çerçeve var.
YEDİ ŞARTIN ORTAK PAYDASI
Basına yansıyan listede deniz ablukasının kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, yaptırımların sona erdirilmesi ve petrol satışına ilişkin muafiyetlerin uygulanması yer alıyor. ABD’nin bölgedeki askerî varlığının azaltılması, Hürmüz’de İran ve Umman tarafından belirlenen geçiş rotasının tanınması, Lübnan dahil bütün cephelerde çatışmaların durdurulması ve İran’ın iç işlerine müdahalenin sona ermesi de talepler arasında sayılıyor.
Bu taleplerin ortak paydası egemenliktir. Bir devletin kaynaklarını kullanabilmesi, ticaret yapabilmesi ve kendi geleceğine dış müdahale olmadan karar verebilmesi, egemenliğin günlük hayattaki karşılığıdır. İran’ın müzakere tutumu, askerî çatışmayla ekonomik baskının aynı güvenlik meselesinin parçaları olarak görüldüğünü düşündürüyor.
EKONOMİK KUŞATMA SÜRERKEN
Petrolünü satamayan, satış gelirine ulaşamayan, bankacılık kanalları daraltılan bir ülkenin önündeki sorunlar ateşkes ilanıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ekonomik kuşatma; fabrikadaki üretime, çiftçinin girdisine, hastanenin malzemesine ve halkın alım gücüne kadar uzanır.
Bu nedenle yaptırımların kaldırılması ve varlıkların iadesi, müzakerenin ekonomik ayrıntıları olarak geçiştirilemez. Bunlar barışın maddi koşullarıdır. Emperyalist baskının ekonomik araçları yürürlükte tutulduğunda, askerî gerilim yeniden üretilebilecek bir zemin bulur.
Kalıcı barış, bir ülkenin boğazına geçirilen ekonomik ilmeğin gevşetilmesine değil, kaldırılmasına dayanmalıdır.
HÜRMÜZ’DE DÜĞÜMLENEN ÇIKARLAR
Hürmüz, enerji akışının, kıyı devletlerinin güvenlik kaygılarının ve büyük güçlerin askerî hesaplarının kesiştiği bir geçittir. Buradaki her gerilim, enerji ithalatçılarının maliyetlerine ve dünya ticaretine yayılabilecek sonuçlar taşır.
İran’ın boğazdaki konumu önemli bir pazarlık gücü oluşturuyor. Ancak önerilen geçiş düzeninin tanınması talebi, tek başına uluslararası kabul sağlandığı anlamına gelmez. Kalıcı çözüm; kıyı devletlerinin haklarını, seyir güvenliğini ve bölgesel uzlaşmayı birlikte gözetmek zorundadır.
Bölgenin güvenliğini dışarıdan gelen donanmalara teslim eden anlayışın çıkmazı da burada beliriyor. Enerji yollarının istikrarı, bölge ülkelerinin birbirini tehdit olarak görmesini azaltacak bir iş birliğiyle güçlenebilir.
NÜKLEER DOSYA VE GÜVEN SORUNU
Tahran, nükleer konunun mevcut görüşmelerden ayrı, kapsamlı bir müzakere sürecinde ele alınmasını savunuyor. Bunun arkasındaki temel soru açıktır: Savaşı durdurmak için yürütülen görüşmeler, bütün anlaşmazlıkların aynı anda çözülmesi şartına bağlanırsa nasıl ilerleyecektir?
Müzakerenin başarısı, taleplerin sıralanması kadar yükümlülüklerin karşılıklı ve denetlenebilir olmasına bağlıdır. İmzadan sonra hangi adımın ne zaman atılacağı belirsiz bırakılırsa, anlaşmanın içine yeni krizin tohumu ekilmiş olur.
TÜRKİYE’NİN ÇIKARI BÖLGESEL BARIŞTADIR
Türkiye açısından İran’ın istikrarı; sınır güvenliği, enerji tedariki ve bölgesel ticaret bakımından doğrudan önem taşır. Komşumuzun yeni saldırılarla karşı karşıya kalması, coğrafyamızdaki belirsizliği büyütür.
Türkiye’nin köklü devlet birikimi ve bağımsız dış politika iradesi, bölgesel barışın kurulmasında önemli bir imkândır. Ankara’nın çıkarı; saldırıların önlenmesinde, devletlerin toprak bütünlüğünün korunmasında ve ekonomik ilişkilerin baskı araçlarından arındırılmasındadır.
İran’ın şartlarının asıl sınavı, müzakere sonrasında başlayacaktır. Barışın güvencesi; egemenliğe saygı, ekonomik kuşatmanın kaldırılması ve verilen sözlerin uygulanmasıdır. Bölgemizin geleceği, bölge halklarının ortak iradesiyle kurulmalıdır.