Türkiye, savunma sanayisinde önemli bir gerçeği öğrendi: Stratejik ihtiyaçlar, piyasanın kendiliğinden vereceği kararlara bırakılamaz. Bir ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda devlet ihtiyacı belirler, kaynak ayırır, sipariş verir ve teknolojinin gelişmesini sağlar. Peki aynı yaklaşımı neden tarımda bütünlüklü bir üretim düzenine dönüştürmeyelim?
Savaş uçağının motorunu, füzenin güdüm sistemini yerlileştirmek için gösterilen kararlılık; tohumun ıslahında, gübrenin üretiminde, sulama sisteminin geliştirilmesinde de gösterilmelidir. Çünkü savunmanın devamlılığı, toplumun beslenebilmesine bağlıdır. Tarlası boşalan, çiftçisi borç altında üretimden çekilen bir ülkenin stratejik gücü de aşınır.
BAŞARININ ARKASINDA PLANLAMA VAR
Savunma sanayisindeki ilerlemeyi yalnızca girişimcilerin cesaretiyle açıklamak eksik kalır. Bu ilerlemenin arkasında kamu tarafından tanımlanan ihtiyaçlar, uzun vadeli projeler, araştırma desteği ve sipariş mekanizmaları vardır. Savunma Sanayii Başkanlığının görevleri arasında imalatı planlamak, araştırma ve prototip geliştirmeyi sağlamak, avans vermek ve uzun vadeli siparişleri düzenlemek açıkça yer alır.
Devlet, üreticiye bir gelecek gösterir. Firma da mühendis yetiştirir, makine alır, teknoloji geliştirir. Türkiye’nin tarımda ihtiyaç duyduğu güven ilişkisi budur.
Çiftçi ekim yaparken ürününü hangi koşullarda satacağını, maliyetindeki artışın nasıl karşılanacağını ve parasını ne zaman alacağını öngörebilmelidir. Bütün riskin üreticinin sırtına yüklendiği bir düzende, çiftçiden her yıl yeniden fedakârlık beklenemez.
DESTEKLEMEYİ ÜRETİM GÜVENCESİNE BAĞLAMAK
Tarımda üretim planlaması ve çok yıllı destek yönünde atılmış adımlar bulunuyor. Bitkisel üretimde 2025-2027 dönemini kapsayan desteklerin önceden açıklanması, havza ve su kısıtı ölçütlerinin sisteme alınması bu bakımdan değerlidir. Ancak desteğin önceden bilinmesi, ürünün gelirini tek başına güvenceye almaz.
Planlama; alım, depolama, işleme ve finansmanla tamamlanmalıdır. Stratejik ürünlerde ekimden önce maliyet hesabına dayanan bir alım çerçevesi açıklanmalı; olağanüstü girdi artışları karşısında güncellenecek bir yöntem kurulmalıdır. Ödeme takvimi de bu güvencenin parçası olmalıdır. Geç ödenen ürün bedeli, çiftçinin bankaya ödediği faize dönüşür.
Bunun karşılığında üreticiden belirlenen kaliteye, kayıt düzenine ve havzanın su bütçesine uygun üretim beklenmelidir. Kamu kaynağı, ölçülebilir üretim hedefleriyle ilişkilendirilmelidir.
TARIM MAKİNESİNE DE UZUN VADELİ SİPARİŞ
Savunmada geliştirilen araçların sivil alanlara taşınması, resmî sanayi stratejisinde de karşılık buluyor. Kamu alımları ve teknoloji geliştirme mekanizmalarının başka sektörlerde kullanılması hedefleniyor. Tarım, bu yaklaşımın öncelikli uygulama alanlarından biri olmalıdır.
Yerli hassas ekim makineleri, sulama sensörleri, sağım sistemleri ve hasat ekipmanları için çok yıllı geliştirme programları hazırlanabilir. Üniversiteler, kamu araştırma kuruluşları, kooperatifler ve üretici firmalar aynı hedef etrafında çalıştırılabilir.
Ölçüt, makinenin üzerine yerli marka yazılmasıyla sınırlı tutulmamalıdır. Kritik parçalar, yazılım, bakım bilgisi ve yedek parça üretimi de değerlendirilmelidir. Çiftçinin hasat ortasında yurt dışından gelecek bir parçayı beklemesi, teknolojik bağımlılığın tarladaki karşılığıdır.
Küçük üreticinin bu makineleri satın alacak gücü yoksa kooperatifler üzerinden ortak kullanım merkezleri kurulmalıdır. Teknolojinin başarısı, kaç çiftçinin ona erişebildiğiyle de ölçülür.
TOHUMDAN GÜBREYE AYNI ÜRETİM ZİNCİRİ
Tohumda mesele, bütün çeşitleri tek kalıba sokmak değildir. Farklı bölgelerin toprağına, iklimine ve su şartlarına uygun çeşit geliştirebilmektir. Kamu araştırma enstitüleri ve üniversiteler, özel sektörün ıslah kapasitesiyle birlikte uzun vadeli programlarla desteklenmelidir. Genetik kaynakların korunması ve çiftçinin uygun fiyatla nitelikli tohuma ulaşması esas alınmalıdır.
Gübrede ise enerji ve hammadde bağımlılığı hesaba katılmadan çözüm üretilemez. Yerli üretim kapasitesi, uygun enerji temini, alternatif tedarik ve stratejik stok birlikte planlanmalıdır. Toprak analizine dayalı gübreleme yaygınlaştırılarak gereksiz kullanım ve maliyet de azaltılmalıdır.
Sulamada öncelik, havzanın taşıyabileceği üretim desenini belirlemektir. Damla sulama yatırımı, su ölçümü ve çiftçi eğitimiyle tamamlanmalı; sağlanan tasarrufun daha fazla su tüketimine dönüşmesi önlenmelidir.
KAMU ALICI OLDUĞUNDA
Okulların, hastanelerin, askerî birliklerin ve diğer kamu kuruluşlarının gıda ihtiyacı, üreticiye öngörülebilir bir pazar sağlayabilir. Şeffaf ihaleler ve denetlenebilir sözleşmelerle kooperatiflerin bu alımlara katılımı güçlendirilebilir.
Kamu, belirli standartlarda ürüne düzenli talep oluştururken üretici de neyi, ne kadar üreteceğini bilir. Depo, soğuk zincir ve işleme yatırımları bu talebe göre kurulabilir. Böylece hasat zamanı fiyatın çökmesiyle tüketicinin pahalı gıdaya mahkûm olması arasındaki çelişkiye müdahale edilir.
Elbette tarımın mevsimi, biyolojisi ve milyonlarca üreticiye yayılan yapısı vardır. Savunmadaki sözleşmeler aynen kopyalanamaz. Taşınması gereken, devletin uzun vadeli sorumluluk üstlenmesidir.
Türkiye, savunmada kazandığı planlama iradesini tarıma da taşımalıdır. Millî egemenliğin dayanaklarından biri fabrikaysa diğeri tarladır. Çiftçinin üretimde kalmasını güvenceye almak, ülkenin geleceğini güvenceye almaktır.