Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarını açıkladı.
Bursa’nın 2024 yılında 3 milyon 238 bin 618 olan nüfusu, 25 bin civarında artarak 2025’te 3 milyon 263 bin 11’e yükseldi.
Evrensel nitelikte ‘çalışma çağı’ olarak tanımlanan 15-64 yaş arası nüfus Bursa’da 2 milyon 558 bin 142 olarak kayda geçti.Bunun, Bursa’nın toplam nüfusu içindeki payı yüzde 78,3.
Yüzde 68,5’luk Türkiye ortalamasının üstünde bir çalışma çağı nüfusuna sahip olan Bursa’nın bu gücünü ne kadar kullanabildiğini tartışmalıyız…
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) güncel verilerine göre Bursa’da toplam sigortalı çalışan sayısı, 1 milyon 36 bin dolaylarında bulunuyor.
Yine SGK istatistiklerine göre Bursa’da (pasif sigortalı) emekli, malul, ölüm aylığı alanların toplam sayısı 730 binden fazla.
Bu da 1,4 sigortalı çalışana 1 pasif sigortalı denklemini oluşturuyor.
65-90+ yaşlarında Bursa’da toplam 370 bin 949 nüfus bulunduğuna göre ‘pasif sigortalı’ konumundakilerin yarıya yakının 65 yaş altı olduğu görülüyor.
Özellikle EYT düzenlemesi sonrası emeklilik yaşı ortalamasının en düşük olduğu iller arasında Bursa’nın da bulunduğunu tahmin etmek güç değil.
Çalışma çağındaki nüfustan ayrıca lise öğreniminde olanları yaklaşık 250 bin rakamıyla düştüğünüzde, sigortalı ve emeklileri de çıkardığınızda 500 bin dolaylarında bir işgücünün açıkta olduğu söylenebilir.
Öte yandan (2024) resmi verilere göre Bursa’nın ‘toplam işgücünde’ istihdam yüzde 50,9; işgücüne katılma oranı yüzde 56, işsizlik oranı ise yüzde 9,2…
Bu noktada nüfusun kent ve kır dağılımına bir parantez açmak gerekiyor: 2 milyon 722 bin 37 yoğun kent, 311 bin 875 orta yoğun kent, 229 bin 99 kırda ikamet ediyor.Kır bölgelerinde 2024 yılında yaşayan nüfus 234 bin 166 idi.
2024 yılı verileriyle kıyaslandığında ‘kır’ olarak tariflenen ‘kırsal/köy’ bölgelerinde nüfus azalırken ‘orta yoğun kent’ ve ‘yoğun kent’ alanlarında arttı.
Bu tabloda; kır nüfusunun hem düşüşte hem de yaşlanmakta olduğu realitesinden hareketle ‘kent nüfusu içerisinde’ çalışma çağında bulunan ancak ‘geçim derdi’ yaşayanlara ‘kır alanlarında’ katma değerli üretim odaklı teşvikler verilmeli.Boşalan köylerde barınma, ulaşım ve arazi imkanları tanınarak yoğun kent alanlarında birikmiş verimsiz işgücü üretime yöneltilmeli.
Ayrıca kentlerin çöküntü bölgelerinde sağlıksız ve güvensiz yapılarda yaşamak zorunda kalan ve bugün halihazırda herhangi bir iş kolunda sigortalı bulunmayan ve çoğu ‘geçim derdindeki’ vatandaşlara ‘takas’ yoluyla köylerinde ev ve arsa vererek hem kentsel yoğunluğu azaltmak hem de refahı artırmak mümkün.
Özellikle gençlere çalışma kültürünü aşılamak ve günün illegal kolaycılığı yerine daha erdemli bir hayat vaat etmek gerekiyor. Elbette bunun yolu önlerine iyi örnekler koymaktan geçiyor.Bugün ‘ne okulda ne işte’ statüsündeki on binlerce genci çalışmaktan alı koyan ilk neden, hiç şüphesiz ‘emeğini değersizleştiren’ maaş politikalarıdır.
Haliyle çalışmayı teşvik edecek unsurların başında gelir adaleti bulunuyor. Gelir adaletsizliğine neden olan uygulamalar da yakından takip edilmeli ve cezasız bırakılmamalıdır.Çünkü bir yandan çalışmayı teşvik ederken öte yandan sabote edilmesine seyirci kalmak olmaz…
Çalışmayı ahlak sayanlara saygıyla…