Sadece cengâverlikle kalmayıp, asaletin, adaletin, temiz ahlakın ve derin zevk anlayışının vazgeçilmez sembolü olan Türkler, kıtalar arasında tarihi yolculuğa çıkmış nadir milletlerden biri olmuş, gözlerinin zevki ve emeklerinin hakkı ile medeniyet tarihine imza koymuştur. Ecdadımız mana âleminin samimi, her türlü mübalağa ve gösterişten uzak, engin güzelliğini, devirlerin tecrübe ve zevk süzgecinden eleyerek, kendi estetik anlayışı içinde, iç dünyalarının bir nevi dışa vurumu olan motiflerden meydana getirdikleri desenleri eserlerine nakış nakış işlemişlerdir.
Toplumların gelenek görenek, zevk anlayışı ve inançlarını bir takım sembollerle ifade etme biçimleri olan motifler, aralarında on binlerce kilometrelik coğrafya farklılıklarına rağmen kökü Türk kültürü ve Türk mitolojisi gibi iki ana kaynağa dayanır. Bu sembolik ifadelerin hepsi insana özgü duyguları barındırır. Atalarımızın gönül gözü ile ilmik ilmik işlediği, hak sözü ile dillendirdiği bu desenler, mimari eserlerde, dokumalarda, mezar taşlarında, süs eşyalarında asırlardır kullanılagelmiştir.
***
Yalnız ülkeler arasındaki uzaklıklar değil, binlerce yıllık zaman aşımına rağmen, millî gelenek olarak kullanılan motifler, günümüze kadar gelebilmiştir. Meselâ, M.Ö. 500 yıllarından kalma Pazırık Kurganından çıkan bir önlükteki ok-yay motifinin Antalya Kırkgöz Han’ın taç kapısında görmek ayrıca Türklerin ayak bastığı tüm coğrafyalarda ki mezar taşlarına işlenen benzer motifler şüphesiz Türk Kültürü’ndeki köklü millî birliğin varlığını, ayrıca millî geleneklerin devamlılık ve yaygınlığını bizlere gösteren keskin delillerdir. Yeter ki, ilgililer ve aydınlarımız, bu eşiz millî kültür hazinelerimizi titizlikle korumaya yardımcı olsunlar. Bilhassa binlerce yıllık millî motiflerden bir kaçının, ülkemiz ve yeni Türk Cumhuriyetleri paralarını süslediğini görmek, atalarımızın kutlu ruhlarını sevindirecektir.
***
Motifleri ortaya çıktıkları döneme göre İslamiyet öncesi: Ön Türk, Hun ve Göktürk, İslamiyet sonrası Karahanlı, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Dönemi olarak kendi içinde sınıflandırmak mümkündür. İslamiyet’ten önceki dönemlerde yaşam şartlarının bir sonucu olarak hayvan temalı motiflere ağırlık veren Türkler ilerleyen dönemlerde coğrafi konumda yaşanan değişimim sonucu olarak ve farklı kültürlerle yeni etkileşimler doğrultusunda süsleme sanatlarına farklı motifleri de eklemişlerdir.
***
Özellikle İslamiyet’in kabul edilişi ile Türk süsleme sanatlarında önemli değişiklikler yaşanmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir sürece girilmiştir. Bu süreçte özellikle geometrik desenler ile yapılan süslemeler yoğunluk kazanmıştır. Geometrik motifler kadar bitki temalı motifler de Selçuklu Sanatında önemli bir yer tutmuştur. Özellikle 13. y.y. da iyice stilize olmuş olan bu motifler, zaman zaman asılları belli olmayacak şekle dönüşerek hatai ismini almıştır. Orta Asya’da Hun döneminden Selçuklu dönemine kadar kullanılan hayvan figürleri ve hayali yaratıklar Selçuklu döneminde ve sonrasında Osmanlı imparatorluğu döneminde iyice stilize edilerek bitkisel motifler ile birlikte kullanılmış zamanla da tamamen yok olmuştur .
***
Selçuklu döneminden sonra Osmanlı döneminde de Türk Sanatı her alanda zirveye ulaşmıştır. Sanatsal anlamda oluşturulan her eser farklı desen ve motiflerle süslenmiş, hem estetik hem de sembolik anlam bakımından zengin içerikli ürünler ortaya çıkarılmıştır. Şüphesiz mezar taşlarının da süsleme sanatı içerisinde önemli bir yeri vardır. Özellikle 18. ve 19. yüzyılda batılılaşma süreci içerisinde Avrupai Barok ve Rokoko Üslupları süslemenin her alanında daha etkili olmuş mezar taşları da bu etkiden nasibini almıştır.
***
Böylece klasik dönemde daha sade bir işçiliğe sahip olan mezar taşlarında, 18. asırla beraber çiçek buketleri, vazolu çiçekler, kurdeleler, taçlar, yapraklar vb. sıklıkla karşımıza çıkar. Ne yazık ki 20. yüzyılda ise, sanat ve estetik kaygılardan uzak, üzerinde her hangi bir bezeme unsurunun bulunmadığı sade ve sıradan mermer ya da beton malzemeden imal edilmiş baş ve ayak şâhîdeli mezarlar yer almıştır.
SON SÖZ
Hiç şüphesiz sembolik motifler salt bir süsleme unsuru olmanın ötesinde, kökleri tarih öncesine giden kültürel, sosyal, dini, felsefi ve mitolojik boyutlarıyla bir toplumun yaşantısını belgeler niteliktedir.