İlkel zamanlardan günümüzün modern zamanlarına kadar insanoğlu karşı ile bağ kurma, mesaj verme dürtüsünden hiç vazgeçmemiş, bunun için birçok yönteme ihtiyaç duymuştur. Mağara çizimlerinden başlayan bu hikâye zamanla daha anlamlı bir yapıya bürünmüştür. Günümüzde de bizlerin farkında olmadan herhangi bir yere/duvara adını kazıma veya şekil çizme güdüsü elbette ki kültürel kodlarımızın bir sonucudur.

***

Türklerin konuştukları dili, sözden alıp taşa vurmaya zorlayan en güçlü neden tabii ki yaşam koşullarıydı. Son derece çetin şartlara dayanıklı olan atalarımızın geçtikleri yerlere iz bırakmasıyla başlayan bu süreç zaman içerisinde gelişmiş, başlangıçta duygularını özlemlerini, yaşadıklarını taşa kazıma isteği yerini mülkiyet, aidiyet, bağımsızlık unsuru, boy-soy birliği, millet mensubiyeti ve hatta kutsallık ifadesi olarak Türk kültürünün vazgeçilmez uygulamalarından biri olmuştur.

***

Gittikleri ve yerleştikleri coğrafyaları ebedi vatanları olarak gören kadim atalarımız, inşa ettikleri mimari eserlerine, kullandıkları eşyalarına, en büyük yardımcıları olan hayvanlarına, ziynet eşyalarına ve mezar taşlarına ait oldukları boyların damgalarını vurmayı gelenek haline getirmişlerdir. İletişim unsuru olarak da ifade edilen damgalar-tamgalar Altay Dağlarından Anadolu’ya, Moğolistan’dan Kosova’ya kadar uzun bir yolculuğa çıkmış, bu serüven atın dörtnala koşusu gibi bir ahenkle akmış, Köktürk alfabesini oluşturan karakterlerin temelini oluşturmuştur. Zaman içerisinde harflere dönüşerek yazıya geçmiş, bazıları da geometrik süslemeleri oluşturan kompozisyonlar içerisinde gerçek anlamından uzaklaşarak süslemenin bir öğesine dönüşmüştür.

***

Eski Türkçede “Tamga” olarak söylenirken, günümüz Türkçesinde “Damga” biçimiyle yer alır. Aidiyet sembolü olmanın yanında mitolojik, kozmolojik, dinsel, kültürel anlamlar da içeren geniş kapsamlı iletişim araçları olarak karşımıza çıkmış, geçmiş dönemlerin kültürel yapısını bizlere ulaştıran bir köprü vazifesi görmüşlerdir. Anadolu’nun tüm yörelerinde onlarca alanda Ön- Türk dili ve kültürünün daimi varlığının kanıtı olan damgalar ve semboller bu coğrafyanın inkâr edilemez tapuları olup, çok geniş kullanım alanlarında silinmez izler bırakmıştır.

***

Yiğitlik, mertlik, cesaret aynı zamanda güç, kuvvet, bereket, bolluk, mutluluk gibi dilek ve arzularla atılan bu mühürler günümüzde Anadolu’da unutulmaya yüz tutmuş olsa da Türk dünyasının farklı bölgelerinde bu geleneğin devam ettiğini görmek mümkündür.