Eskiden, gazocağı, tüpgaz, doğalgaz yoktu.
Evlerde avlu denen yerde veya evin kışlık odası denen bölümde, düzgün taşlardan yerden yirmi santim kadar yükseklikte ve yarım ay şeklinde ocak denen yer yapılır ve buranın altına odun, çalı çırpı konur, üzerine yemeğin pişeceği tencere yerleştirilir ve ateş tutuşturulurdu.
Tabiki odunların is’i tencerenin altını simsiyah yapar, karartırdı.
Yani tencerenin dibi, altı kararmış yani lekelenmiş olurdu.
Üç beş gündür bazı kesimlerde bayram havası var.
Bir, müzik eşliğinde halay çekip, zil takıp oynamadıkları kaldı.
Neymiş efendim, AK partili bir bayanın Fonlardan para kazanmış olması imiş.
AK parti bunu duyar duymaz en üst düzeyde derhal hanımefendiyi istifa ettirdi.
Kısaca “Git aklan gel” dendi.
Doğrusu da buydu ve gereken yapıldı.
Kısa adı ile AK olan parti kirliliği kabul etmedi.
Savunmadı.
Kollamadı.
Aksine yol gösterdi adliyeye.
“Al, sor, soruştur, sorgula”
“Hiçbir güç ve hiçbir baskı altında olmadan yargıla”
“Yanlış yapanın yanında olmayız”
“Suçlu ise cezalandır”
“Her kazancı yasal ve normal ise bunu belgelerle kamuoyuna sun”
Bunlar dendi mi?
Dendi.
Öyle olmasa parti içindeki görevlerinden azli mümkün müydü?
Ak parti bunu yaptı.
AK parti adını kara partiye çıkarılmasına izin vermedi.
“Vaaay, bu hanım benim partilim ve parti üst kademede çalışanım, o öyle şey yapmaz” demedi.
“İftira atılıyor“ demedi.
“Yalan söylüyorlar” demedi.
AK partili diye kimse ak kaşık olmayabilir.
Ama suçlamalarda itiraflar varsa..
itiraf eden şahitler varsa…
Olayın içinde olanların konuşmaları varsa…
Bunlara rağmen hala yanlışa düşenler savunuluyorsa işte asıl yanlışlık orada oluyor.
Suçları sabitleşenler savunulmamalı.
“Yapmamıştır”
“Bizim adamımız yapmaz”
“Biz de öyle şeyler olmaz” denmemeli.
“Kursağımızdan bir kuruş haram lokma geçmemiştir”
“Benim hırsızım senin hırsızından daha az çalmıştır” dememeli.
Aksine adalete yardımcı olunmalı ki suçlanan kişi eğer gerçekten iftiraya maruz kalıyorsa bu ispatlanmış, aklanmış olsun.
Aksi olduğunda yani suçlar her şekilde belgelendiğinde ve cezalandırıldığında savunanlar mahcup olur.
O zaman da kalkıp :
“İftiraya uğradı, pisipisine ceza aldı” denmemeli.
Şimdi bakıyoruzda, kimileri AK partili bayanın Fon davasında öne çıkması adeta keyif yaratmış durumda.
Yanlışı, yalanı, talanı, çalanı savunanlarda bu çirkinlikleri yapanlar kadar suçludurlar.
Adil olmak her yerde her zaman insana yakışır ve saygınlık kazandırır.
Bu anlamda bir atasözümüz var:
“Tencere dibin kara, senin ki benden kara”
Bu sözle AK partiyi karalama hesabına düşenler aldanırlar.
AK parti dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karalamak için adeta fırsat yakalanmış havası estiriliyor.
On bir milyon üyesi, binlerce teşkilat mensubu kişiyi Erdoğan denetleyecek durumda olamaz.
“AK partili yanlış yapmaz, suç işlemez”diye bir kayıt mı var?
Böyle saçmalık olur mu?
Erdoğan “Kim olursa olsun, yanlış yapanın yanında olmayız”
“Nefsine esir olanların yanında olmayız” dedi mi ?
Dedi.
Pekiiii…
Suçları sabit olanları aylardır savunmayı nasıl izah edebiliriz?
*. *. *.
Helal nedir haram nedir?
İslami inanca göre emek vermeden, alınteri akıtmadan kazanılan tüm kazançlar helal değildir.
Haram mıdır?
Haramdır.
Fonlama ile kazanılan…
Loto türleri ile kazanılan…
Piyango türleri ile kazanılan tüm kazançlar haramdır.