Müzeyyen Senar ne de güzel söylüyordu: Bursa’nın ufak tefek taşları… Keman olmuş, o yârimin kaşları…

Artvin Milletvekili Faruk Çelik’in dün Bursa’daki basın toplantısında ‘bundan kelli taş atana taş, gül atana gül’ yaklaşımı da ufak tefek taşlarla doluydu.

Fakat bu taşlar, Senar’ın şarkısındaki kadar keyif vermiyordu…

Büyük bölümünü kaşları çatık gerçekleştirdiği konuşması, Çelik adına ‘eteklerindeki taşları dökme’ türünden bir sitem kadar er meydanı daveti de içeriyordu.

Davetin ilginç tarafı ise şeklinden çok muhataplarının kim olduğuydu?

Açıkçası kendisine dönük ‘iftira’ olarak nitelendirdiği iddialara verdiği yanıtlardan ziyadeisim vermeyerek gölgede bıraktığı kişilere attığı taşlar öne çıktı.

Örneğin Bursa milletvekili olduğu dönemde AK Parti iktidarının kentte hayata geçirdiği projeleri, bir başarı olarak ‘biz’ değil ‘ben’ tavrıyla kendine mal eder tutumda olması ilginçti.

30 yıllık siyasi yaşamında 6 dönem milletvekilliği, uzun yıllar bakanlık yapmış Faruk Çelik, siyasetteki etkinliğinin temsile dönüşmesi adına yaptıkları üzerinden beklentilerini dışa vururken “Mütevaziliğin faydası olmadığını gördüm” dedi.

Acaba daha ne görecekti?

Sanki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi, dönemin bakan ve milletvekillerinin Bursa’daki ‘başarılarda’ bir rolü yokmuş algısı doğdu.

Bilhassa kendisinden sonra Bursa’nın aldığı, alamadığı ve geciken yatırımlara dair kullandığı ifadelerle, hedefsiz gibi görünse de esasında AK Parti’de bir baştan öteki başa seken taşlar attı.

Mesela hızlı tren konusunda Çelik’in ‘ben olsaydım 2016’da gelmişti’ şeklindeki ifadesi, kendisinden sonra Bursa’da görev alan tüm isimleri hedefe oturttu.

Bülent Arınç, Mehmet Müezzinoğlu, Hakan Çavuşoğlu, Mustafa Varank ve Efkan Ala’yı üstü kapalı ‘başarısız’ gösteren bir tutumdu bu.

AK Parti kulislerini hareketlendiren bu sözlere bir yanıt gelir mi merak konusu elbette.

Sadece bu isimler değil eski ve yeni milletvekilleri için de ‘kendisinin Artvin için ne kadar çalıştığını’ anlatarak ‘Bursa için çalışmıyorlar’ imajını pekiştirdi.

Hatta Mustafa Bozbey’i tebrik ziyaretine gitmediğini söylerken ‘Birileri toplanıp koşa koşa gitti’ dedi.

Kimdi Çelik’in ‘koşa koşa gittiler’ diye üstü kapalı tarifledikleri?

AK Parti’nin Bursa milletvekilleri: Mustafa Varank, Ayhan Salman, Refik Özen, Ahmet Kılıç ve Mustafa Yavuz…

Parti kulislerinde ‘bu isimler bir daha nasıl yan yana gelebilecek?’ deniyor. Çelik’in ‘hesap’ çağrısıyla ilk kim tartıya çıkar sizce?

Cumhurbaşkanı ülkede iç cepheyi tahkim etmeye mücadelesi verirken Bursa’da partisinin içindeki kazanlar kaynıyor.

Faruk Çelik, tüm sitemini temel olarak kendisine saldırılırken Bursa’daki mahallesinin susması olarak gerekçelendirdi. Şanlıurfa’ya veya Artvin’e ses etmedi…

Çelik, bir de pot kırdı.

AK Parti kurucuları arasında yer aldığını ve ‘çok önemli görevlerde bulunduğunu’ söylerken ‘Bir tek cumhurbaşkanlığı yapmadım, o da rakibim zayıf’ dedi.

Tecrübeli bir siyasetçinin böylesi önemli bir konuyu bu şekilde alaya almasını garipsediğimi ifade etmeliyim…

Elbette iyi niyetle söylenmiştir ama hoş durmadı…

Öte yandan Çelik, partinin kurucuları arasında fakat ne MKYK’da ne de MYK’da görevi var. Ki bu yönüyle de tecrübesi ile şu anki temsili arasında soru işaretleri doğuran bir tezatlık…

‘Çok önemli görevlerde bulunduğunu’ ifade eden Çelik, bugün neden o çok önemli görevlerde değil?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesiyle şekillenen kadrolarda yer almamasının sebepleri nelerdir?

Bitirirken ‘Faruk Çelik, neden şimdi konuştu?’ sorusuna endişeden başka hangi yanıt verilebilir?

Çünkü iddialar yeni değil… Ama olaylar sıcak… Bakalım kimi yakacak?

Bitirirken Çelik’in ‘başarı’ anlayışına katılmadığımı da ifade etmeliyim.

Başarı, netice kadar süreç işidir ki süreci şekillendiren ise yöntemlerdir. Haliyle başarının ölçüsü bir yönüyle de uygulanan yöntemlerdir.

Zira zirvede yılanlar da var kartallarda…

Bursalılara saygıyla…