5 Ocak tarihinde açıklanan enflasyon rakamlarıyla birlikte memurların ve emeklilerin alacağı maaş farkları belli oldu. Özellikle çalışan memurların maaşlarında, sendikal sözleşmeden doğan hakkın da eklenmesiyle yaklaşık yüzde yirmi civarında bir artış yaşanırken, emekliler ise her zaman olduğu gibi emeklemeye devam etti.

***

Yüzde 12,19’luk artışla emekliler, adeta resmi ve dini bayramlardan sonra yeni bir bayram daha kutlamaya başlar artık. O bayramın adı da “maaş artışı zammı bayramı” olur. Kimsenin beklemediği bu artışla birlikte emekliler, artış öncesinde olduğu gibi yine kara kara düşünmeye başladı bile. Önceden “Ne yer, ne içerim; nasıl yettiririm?” diyen emekliler, şimdi de “Nasıl yatırırım?” diye düşünüyor. Çünkü yüzde 12,19’luk artışla emekli yatırım yapma peşinde (!)

***

Bu artışla kimisi ev alma, kimisi arsa alma derdine düşerken (!), bazıları da yaz aylarını güney sahillerinde, Yunan adalarında ya da dünya turunda geçirme telaşına kapıldı. Hatta birçoğu erken rezervasyon avantajından yararlanmaya bile gerek görmüyorlar diyeceğim ama… Yahu arkadaş, Allah aşkına yakıştı mı bu zam?

***

Neymiş efendim, yıllık enflasyon şu kadarmış, beklenen enflasyon bu kadarmış falan filan… Yahu siz hangi kafayı yaşıyorsunuz? Bırakın kafa yaşamayı da bir sokağa çıkıp insanların nasıl yaşadığına bakın. Bir yıl içinde insanların kullandığı temel ihtiyaç maddelerine ne kadar zam geldiğine bir bakın. Mesela ev kiralarının yıllık artış oranı ne oldu, ona bir bakın. Devletin yeniden değerleme oranlarına bakın ve ondan sonra elinizi kalbinize koyup bir ses dinleyin.

***

Arkadaş, iyiliğe ve güzelliğe her zaman alkış tutarız; ama yeri geldiğinde yanlışa karşı eleştiri hakkımızı da kullanacağız, öyle değil mi?

En düşük emekli aylığı için yapılan küçük dokunuşa eyvallah diyelim; peki en düşük maaşı alandan çok daha fazla prim yatırmış, hemen bir üst kademedeki emekliler ne olacak? Onların günahı ne? Hak ve adalet, devletin temel direğidir. Hak ve adaletten söz edeceksek, öncelikli olarak emeklinin intibak yasasının çıkarılması gerekir.

***

Hangi aklıevvelin, hangi mantığa dayandırdığı belli olmayan ucube bir sistemle yapılan hesaplamalar yüzünden emekli perişan oldu. Yarın Hakk’ın divanında bu vebalin altında kalırsınız, benden söylemesi. Bir karıncanın bile hakkını gözeten şanlı ecdadın evlatları olarak, biz insanın hakkını veremez hâle nasıl geldik acaba?

***

Gelin, tasarrufsa tasarruf yapılsın; kesilmesi gereken kalemler varsa, o kalemlerden kesilsin. Devletin bütçe dengesi sarsılmadan emeklinin hakkı yeniden düzenlensin. Aksi hâlde bu durum emekli için ne kadar vahimse, öbür taraf için de o kadar, hatta çok daha fazlasıyla vahim olur.