Şehrin üzerinde garip, insanı ürküten bir sessizlik var. Takvimler 19 Hazirandaki genel kurula doğru hızla akarken, Antalyaspor camiası adeta nefesini tutmuş, bir belirsizliğin girdabında sürükleniyor.
Antalyaspor A.Ş.’nin mevcut Başkanı Rıza Perçin, “Aday değilim” diyerek kenara çekilmiş gibi göründü veya öyle EMREDİLDİĞİ için böyle davrandı. Kulüp yani dernekte ise eski hamam eski tas.
Hal böyle olunca gözler doğal olarak Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer’e çevrilmişti. Dün Antalyaspor Vakfı Başkanı olarak basın toplantısı düzenledi. Mevzusu başka olmasına rağmen iş döndü dolaştı A.Ş. Başkanlığı’na getirildi.
Gencer söylenenlerin veya iddia edilenlerin aksine net konuşup resti çekti: “A.Ş. Başkanlığına aday olma gibi bir düşüncem yok!

İşte tam bu noktada, Antalyaspor’un trajikomik gerçeği tokat gibi yüzümüze bir kez daha çarptı. Bir tarafta 60 yıllık bir düğümü çözen tarihi bir başarı hikayesi, diğer tarafta ise koskoca şehrin en büyük markasının genel kurula günler kala ADAYSIZ, SAHİPSİZ kalması. Peki, biz hangisine sevineceğiz, hangisine yanacağız?
Vakıf Başkanı Gültekin Gencer’in basın toplantısındaki iki ifadesi zihnime adeta çivi gibi çakıldı. İlki, “İÇİMİZDEKİ İRLANDALILARA rağmen bu MÜCADELEYİ KAZANDIK” sözüydü.

Sahi kim bu İrlandalılar? Aslında hepimiz onları çok iyi tanıyoruz. Yıllardır Antalyaspor’un içini kemiren, kulüp büyümeye çalıştıkça PAÇASINDAN AŞAĞI ÇEKEN, kendi MENFAATİNİ armanın önünde tutan o gizli eller.
Kulüp için taş üstüne taş koymayan, elini taşın altına sokmaktan imtina eden ama her hamleye çomak sokan KAHVE KÖŞESİ GENERALLERİ, SOSYAL MEDYA KAHRAMANLARI!
Gencer’in ikinci sert eleştirisi ise doğrudan bu kentin vizyonsuzluğuna hitap ediyordu; “Antalyaspor’u masaya yatırmayı herkes biliyor. İÇKİ MASALARINDA MEZE olarak kullanılıyor.”
Çok doğru! Konuşmaya gelince MANGALDA KÜL BIRAKMAYANLAR, iş icraata, sorumluluk almaya geldiğinde ARAZİ OLUYORLAR. Antalyaspor bu kentin mezesi değil, en büyük markasıdır! Ama kime neyi anlatıyoruz bilemiyorum. Biz yazıyoruz ama ilgilileri TINNNNN!
Yıllardır “İMKANSIZ” denilen, davalarla, plan iptalleriyle yılan hikayesine dönen Hasan Subaşı Tesisleri’nin mülkiyet sorununda tarihi bir eşiğin geçildiğini açıkladı dün Gültekin Gencer.
Meltem Mahallesi sakinleriyle yürütülen mekik diplomasisi, mahkemeler, feragatler derken ilk tapu nihayet Antalyaspor Vakfı tarafından alınmış. Tapusu bile çıkartılmış!

Yaklaşık 20-25 milyon liralık bir maliyetle, tamamen yönetim kurulu üyelerinin katkıları ve vakıf kaynaklarıyla bu iş bitirilmiş. Demek ki istenilince yapılabiliyormuş.
Toplantıya katılan eski Başkan Hasan Subaşı’nın da vurguladığı gibi kulüplerin geleceğinin güvence altına alınması, sahadaki başarı kadar tesislerin ve mülklerin korunmasından geçer. Parayla çözülemeyecek bir sorun, Antalyaspor’un geleceği adına çözüldü. Bu küçümsenecek değil, ayakta alkışlanacak bir başarıdır.
Gelelim acı gerçeklere; 60 milyon euro ve yönetim boşluğuna. Gültekin Gencer ve ekibi vakıf tarafında destan yazıyor yazmasına da madem bu kadar büyük bir başarı var, Antalyaspor A.Ş. neden bugün sahipsiz?
Kulübün sırtında, Öztürk ailesine ait olan 60 milyon euroluk devasa bir borç kamburu duruyor. Her ne kadar Fikret Öztürk’ün bu parayı talep etmeyeceği söylense de, resmi kayıtlarda duran bu rakam kulübün geleceğini karanlığa gömüyor.
Gencer, “Bu borcu silmenin yöntemi var, yol göstermeye hazırım” diyerek açık kapı bırakıyor. Ama bu yolu yürüyecek bir irade ortada yok! Çünkü ÜÇ BAŞLI EJDERHANIN her kafası bir tarafta!
Hey millet! 19 Haziran’a sayılı günler kaldı ve hala kamuoyuna çıkıp “Ben bu kulübü yönetmeye, bu yükü sırtlamaya talibim” diyen ciddi tek bir aday yok. Klavyelerden ahkam kesenler, localarda boy gösterenler, kulübün her kararını acımasızca eleştirenler şimdi kafasını kuma gömmüş durumda.
Bu eleştiri sadece kaçan yöneticilere değil. Bu eleştiri, milyarlarca liralık ekonomik hacme sahip, Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olan Antalya’nın iş dünyasına, siyasetine, kanaat önderlerine!
Turizmden, tarımdan milyar dolarlar kazanan bu kent, söz konusu Antalyaspor olduğunda neden hep bir adım geri çekiliyor? Antalyaspor tam anlamıyla bir yol ayrımında. Tesislerin tapusunu almak geleceği kurtarmak için muazzam bir adımdır ama tek başına bir tapu senedi kulübü yaşatmaya yetmez. Antalyaspor’un acilen GÜÇLÜ, VİZYONER VE KORKUSUZ bir yönetim aklına ihtiyacı var.
Eski Başkan Hasan Subaşı’nın dediği gibi: “Duygusallıklarla, kavgayla ve çekişmeyle hiçbir yere varılmaz. Antalyaspor’a fayda sağlayacak olan birlik ve ortak akıldır.”
Şimdi sorma sırası bizde: 19 Haziran’da bu şehrin markasına sahip çıkacak cesur bir yürek çıkacak mı? Yoksa Antalya, kendi gözbebeğini yine belirsizliğin kirli kucağına mı terk edecek?
İçimizdeki İrlandalılar kadehlerini tokuşturmaya devam mı edecek, yoksa gerçek Antalyasporlular masaya yumruğunu mu vuracak?
Hep birlikte göreceğiz...