Sevgili okurlar,
Antalyaspor’un kaderini etkileyecek 19 Haziran genel kuruluna günler kala şehirde garip bir sessizlik hakim. Daha doğrusu sessizlikten çok bir belirsizlik... Mevcut Başkan Rıza Perçin aday olmayacağını açıklarken, herkesin gözü ise doğal olarak Antalyaspor Vakfı Başkanı Gültekin Gencer’e çevrildi.
Açıkçası ben Gencer’in başkan adaylığını açıklayacağını düşündüm. Çünkü ortada ciddi bir yönetim boşluğu var. Çünkü Antalyaspor’un geleceğiyle ilgili herkesin gözünün çevrildiği isimlerin başında o geliyor. Çünkü son yıllarda vakıf tarafında önemli işlere imza atan bir isim olarak ön plana çıktı.
Ama öyle bir düşüncesi yokmuş. Basın toplantısında beklenen başkanlık açıklaması gelmedi. Bunun yerine Antalyaspor tarihi açısından çok önemli bir gelişme açıklandı. Gencer'in “İçimizdeki İrlandalılara rağmen bu mücadeleyi kazandık” açıklaması en dikkat çekici ayrıntılardan biriydi.

***
Ne çarpıcı bir ifade değil mi? Kim bu İrlandalılar? Aslında hepimiz biliyoruz. Yıllardır Antalyaspor'un içini kemiren, ilerlemesini engelleyen, her hamleye çomak sokan o gizli eller. Kimi zaman eski yöneticiler, kimi zaman menfaatini kulübünün önünde gören fırsatçılar, kimi zaman da hiçbir şey yapmayıp her şeyi eleştiren o kahve köşesi generalleri. İşte onlar içimizdeki İrlandalılar.
Şimdi soruyorum size. İçimizdeki İrlandalılara rağmen tapu alındı da bundan sonrası için ne olacak? O içimizdeki İrlandalılar şimdi ne yapıyor? Tapu alındı diye susup oturuyorlar mı sanıyorsunuz? Asla. Onlar şimdi başka köşelerde başka oyunlar çeviriyordur. Kim bilir hangi masalarda hangi hesaplar yapılıyordur.
***
Dönelim tapu meselesine... Antalyaspor yaklaşık 60 yıldır mülkiyet sorunlarıyla mücadele eden bir kulüp. Bugün Avrupa'da, Türkiye'de birçok kulüp tesisleşmenin öneminden bahsederken Antalyaspor hala kendi yuvasının tapusu için savaş veriyordu. İşte Gültekin Gencer ve ekibi, yıllardır çözülemeyen bu sorunda tarihi bir eşiği geçtiklerini açıkladı. Hasan Subaşı Tesisleri'nin tapusu alındı.
Bu küçümsenecek bir başarı değil elbette. Kulüpler gelir üretmeden yaşayamaz. Gelir üretmenin yolu da sadece futbolcu satmaktan ya da yayın gelirlerinden geçmez. Mülkiyet sahibi olmak, tesis sahibi olmak, geleceğini güvence altına almak da en az sahadaki başarı kadar değerlidir.
***
Tam da burada Antalyaspor camiasının önündeki büyük çelişki ortaya çıkıyor. Madem ki ortada böylesine önemli bir başarı hikayesi var... Madem ki yıllardır çözülemeyen bir düğüm çözülüyor... Madem ki vakıf tarafında güçlü bir irade ortaya konuluyor... O zaman ister istemez insanın aklına "Antalyaspor nasıl bu duruma geldi ve neden sahapsiz?" sorusu geliyor.
***
19 Haziran'da genel kurul yapılacak ama henüz kamuoyuna çıkıp "Ben bu kulübü yönetmeye talibim" diyen ciddi bir aday bulunmuyor. İşte asıl tehlike burada. Antalyaspor gibi bir kulübün genel kuruluna günler kalmışken aday bulunamaması normal bir durum değildir. Yıllardır Antalyaspor üzerinden konuşanlar... Kahve köşelerinde yönetim kuranlar... Sosyal medyada ahkam kesenler... Kulübün her kararını eleştirenler... Şimdi ortada yoklar.
Daha da düşündürücü olan ise kulübün üzerinde hala yaklaşık 60 milyon Euro seviyesinde ifade edilen Öztürk ailesi borcu bulunması. Her ne kadar Fikret Öztürk'ün bu parayı talep etmeyeceği konuşulsa da resmi kayıtlarda duran bu rakam Antalyaspor'un geleceğinin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşmaya devam ediyor.
***
Bir tarafta devasa borç yükü... Bir tarafta adaysız genel kurul... Bir tarafta ekonomik belirsizlik... Diğer tarafta ise yıllardır çözülemeyen tesis sorununun çözülmeye başlanması... Antalyaspor tam anlamıyla bir yol ayrımında. Bu noktada eleştiri sadece yöneticilere yapılmamalı. Şehrin iş dünyasına da yapılmalı. Siyasetine de yapılmalı. Kanaat önderlerine de yapılmalı. Çünkü Antalya, Türkiye'nin en büyük turizm şehri. Milyarlarca liralık ekonomik hacme sahip bir kent. Ama söz konusu Antalyaspor olduğunda herkes bir adım geriye çekiliyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil.
***
Hasan Subaşı Tesisleri'nin tapusunun alınması tarihi bir gelişme olabilir. Belki yıllar sonra dönüp bakıldığında Antalyaspor'un geleceğini kurtaran hamlelerden biri olarak anılacak. Fakat kulübün geleceğini sadece bir tapu kurtaramaz. Bugün Antalyaspor'un en büyük problemi yönetim boşluğudur.
SON SÖZ
19 Haziran'a sayılı günler kaldı. Antalyaspor'a talip olacak bir başkan adayı çıkacak mı? Yoksa Antalya, kendi en büyük spor markasını yine belirsizliğin kucağına mı bırakacak? Hep birlikte göreceğiz...