Menderes Türel’i uzun yıllardır takip edenler çok iyi bilir; o, sıradan bir siyasetçi değildir. Bazı siyasetçiler sadece günü kurtarmak ya da seçim kazanmak için konuşur; Türel ise icraatıyla konuşur ve her sözüyle tarihe çok güçlü bir şerh düşer. İki dönem yürüttüğü Büyükşehir Belediye Başkanlığı sürecinde Antalya’yı adeta bir şantiyeye çeviren, "yapılamaz" denilen devasa projeleri hayata geçiren Türel, katıldığı “Antalya’nın Dünü Bugünü ve Yarını” programında şehri yönettiğini sananların vizyonsuzluğunu yüzlerine bir tokat gibi çarptı; altyapıdan Boğaçayı’na, sivrisinek probleminden Antalyaspor’un sahipsizliğine kadar her yaraya parmak bastı.

Bugün trafiğin çileye döndüğü, en ufak yağmurda alt geçitlerin göle dönüştüğü bu kentte hafızaları tazelemekte fayda var. Bakın, Menderes Türel bu şehir için neler yapmış, nasıl bir miras bırakmış:
Trafik Çilesine 50’ye Yakın Köprülü Kavşak: Bugün direksiyon başında ömür tüketen Antalyalılar çok iyi bilir; Türel döneminde bu kente tam 50’ye yakın köprülü kavşak kazandırıldı. Şehirlerin de insanlar gibi bakıma, sevgiye ve en önemlisi "derde" ihtiyacı vardır. Türel, "Geceleri aklıma gelenleri not alırdım. Derdiniz Antalya ve millet olursa ne finansman sorun olur ne de başka bir şey" derken, aslında bugünkü vizyonsuzluğun ve tembelliğin şifrelerini veriyor. Maalesef bugün Antalya halkı Türel’in tabiriyle, kanat takıp uçamadığı için saatlerce trafikte ömür tüketiyor.

Görünmeyen Kahramanlık (120 Kilometrelik Altyapı): Siyasetçiler yerin altına yatırım yapmayı sevmez; çünkü görünmez, alkış getirmez. Ama Türel popülizme kaçmadı. Sadece Konyaaltı Sahil Projesi’nin altına, Antalya-Burdur mesafesi kadar (tam 120 kilometre) yağmur suyu drenaj hattı döşedi. Bugün Antalya tamamen sular altında kalmıyorsa, Türel'in toprağın altına gömdüğü o milyarlık muazzam altyapı yatırımları sayesindedir. Türel döneminde aynı yağmurlar yağarken alt geçitler su dolmuyordu, çünkü yağmur suyu drenaj kanalları temizleniyordu. Hatırlayın, Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde bir vatandaşımızın hayatını kaybettiği o feci ihmali... Bugün o altyapıyı temizlemekten yoksun, suçu DSİ’ye atmaya kalkan bir zihniyete savrulduk.
Kürek Sörfünden Sivrisinek Sörfüne: Bugün sinek istilası ve kokuyla anılan, sandalla ot kırpılan Boğaçayı, Türel döneminde üzerinde kürek sörfü yapılan, yarışlara ev sahipliği yapan bir vizyon projeydi. Çevresine yapılan bentler ve altyapı sayesinde taşkınlar önlenmiş, Antalya dünya çapında bir yaşam alanı kazanmıştı. Halkın gözünü boyamak için projeye "yanlış proje" tabelası asan mevcut yönetimin acizliğini Türel şöyle özetledi: "Almışlar sandal gibi bir şey, yüzey temizliği yapıyorlar, otları buduyorlar. Orayı rezil etmeye niyetin vardı, ektiğimiz su bitkileri yok oldu. Tüyoyu da veriyorum; üstten budamayın, alttan otların kökünü kesin yeterli. Alttan su gelirse sinek orada barınamaz."
Kayyumdan Süper Lig’e Çıkaran El: Takımın su borcu yüzünden suyunun kesilmeye çalışıldığı bugünkü sahipsizliğe inat; Türel, kulübü kayyumun elinden alıp Süper Lig'e çıkardı. Dünyaca ünlü yıldız Samuel Eto’o’nun ve Nuri Şahin’in gıpta ettiği, "Biz Avrupa’da bile böyle tesis görmedik" dediği Hasan Subaşı Tesisleri'ni bu şehre kazandırdı. Üstelik kulüp kimseye muhtaç olmasın diye hafriyat gelirlerini Antalyaspor’a sabit kaynak olarak bağladı. Kulübe sabit gelir olsun diye tahsis ettiği hafriyat gelirlerinin bugün adliye koridorlarında nasıl heba edildiğini kahrolarak izlediğini belirten Türel, “Keşke bu hafriyatı Antalyaspor’a sabit gelir olarak vermeseydim. Vermeseydim belki bu kadar borç yükü olmazdı” diyerek eşine az rastlanır bir dürüstlükle özeleştiri yaptı

Seçim Kaybettiren Raylı Sistem Hatları: Sırf Antalya kazansın diye, esnafın ve trafiğin geçici olarak zorlanacağını bildiği halde raylı sistem ağlarını kilometrelerce uzattı. "Türkiye tarihine raylı sistemle seçim kaybeden başkan olarak geçtim ama keşke yapmasaydım demedim" diyecek kadar hesapsız, koltuksuz ve hasbi bir hizmet anlayışıyla şehri demir ağlarla ördü.
Siyaset dünyasında koltuğu her şeyin üzerinde tutan, seçimi kaybetmemek için halkın geleceğini ipotek altına alan aktörlere çok rastlarız. Ama Menderes Türel, Türk siyaset tarihine çok farklı bir şerh düştü. " Antalya kazanacaksa Menderes Türel kaybetsin" diyen Türel’in şu felsefesi anıtlara kazınacak cinstendir.
Yarım Kalan Dünya Projeleri: Eğer ufku dar zihniyetler tarafından önü kesilmeseydi, Türel Antalya’yı sinemanın da başkenti yapıyordu. Alan tahsisleri tamamlanmış, temeli atılma aşamasına gelmiş Dev Film Stüdyoları Projesi, kentin turizm çehresini değiştirecek 40 kilometrelik Boğaçayı 2. Etap (Güver Uçurumu’na kadar uzanan hat) Projesi, 30 bin kişilik muazzam Cami ve İslam Eserleri Müzesi onun bu şehre bırakacağı diğer dünya çapındaki imzalarıydı.
İşte Menderes Türel budur. Şehir kazanacaksa kendi siyasi geleceğini feda etmekten çekinmeyen; reklam tabelalarıyla halkın gözünü boyamak yerine, yerin altına ve üstüne asırlık hizmet tabelaları çakan bir vizyonun adıdır! Çünkü Antalya çok iyi biliyor ki; Menderes Türel demek, hizmet demektir; Antalya’nın ve Antalyaspor’un yeniden Süper Lig’e yükselmesi demektir!