Bir sağlık sorunu nedeniyle zorunlu bir günlük aradan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Antalyaspor mevzusu şehrin tüm sorunlarının önüne geçti.

Oysaki günlük yaşamı etkileyen trafik, toplu ulaşım, altyapı, sivrisinek gibi sorunlar vardı. Antalyaspor sevdası nedeniyle neredeyse herkes bu sorunlara “GEÇER” dedi, takım aşkı her şeyin önüne geçti.

Evet sevgili dostlar; Önceki gün önceki dönem Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bir toplantıda öyle cümleler kurdu ki, bana rahmetli Süleyman Demirel’in, “Sizi Parlamento Mustafa bile kurtaramaz” sözünü hatırlattı.

A N T A L Y A S P O R Ö L M Ü Ş B İ Z D E “ A M İ N” D İ Y E L İ M 1

İşte böyledir. Bazen bir cümle kurulur ve yılların özeti olur verir. Menderes Türel’in ağzından çıkan şu sözler gibi; “Bu kez Antalyaspor’u ben de kurtaramam. Keşke hafriyat gelirlerini Antalyaspor’a vermeseydim.”

Aslında bu söz, sadece bir pişmanlık ifadesi değildir. Bu söz, aynı zamanda yıllardır göz göre göre eriyen bir kulübün, yanlış yönetimlerin, hesapsız harcamaların ve bitmek bilmeyen kişisel hesapların da itirafıdır.

Çünkü Antalyaspor bugün borç batağına saplanmışsa, suyu kesilen, transfer tahtası kapanan, futbolcularına ödeme yapmakta zorlanan bir kulüp haline gelmişse bunun sorumlusu ne taraftardır ne de tribünlerdir.

Birileri yıllarca “KAYNAK YOK” bahanesine sığındı. Oysa kaynak vardı. Hem de öyle böyle değil. Antalya Büyükşehir Belediyesi döneminde hafriyat gelirleri Antalyaspor’a bırakıldı.

Ama bugün dönüp geriye baktığımızda insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu paralar nereye gitti? Kimler harcadı? Kimler hesap verdi? Kimler hala sessiz?

Menderes Türel’in “KEŞKE VERMESEYDİM” sözü, aslında Antalya futbolunun içine düştüğü trajedinin en acı özetidir. İnanın bu söz çok derin ve düşündürücüdür.

A N T A L Y A S P O R Ö L M Ü Ş B İ Z D E “ A M İ N” D İ Y E L İ M

Bir belediye başkanı, iyi niyetle kulübe sürekli gelir yaratmak amacıyla bir kaynak oluşturuyor. Aradan yıllar geçiyor. Ve aynı isim çıkıp, “VERDİĞİME PİŞMAN ETTİLER” diyorsa, burada sadece bir PİŞMANLIK DEĞİL, aynı zamanda çok ağır bir BAŞARISIZLIK TABLOSU vardır.

Çünkü ortada kaybolan sadece milyonlar değildir. Ortada KAYBOLAN GÜVEN vardır. Ortada KAYBOLAN UMUT vardır. Ortada KAYBOLAN ANTALYASPOR’UN geleceğidir.

Bir dönem Samuel Eto'o, Samir Nasri, Lukas Podolski gibi dünya yıldızlarının formasını giydiği, Türkiye'nin gıptayla baktığı tesislere sahip olan Antalyaspor’dan söz ediyoruz. Bir turizm başkentinin takımından! Milyarlarca dolarlık ekonominin merkezindeki bir şehirden.

Ama bugün geldiğimiz noktada konuştuğumuz şey; Borçlar, hacizler, transfer yasakları ve kapanma senaryoları. İnsan sormadan edemiyor: Bu şehir gerçekten bunu mu hak ediyor?

Daha da vahimi, Antalyalılar yıllardır aynı filmi izliyor. Başkanlar değişiyor, yönetimler değişiyor, isimler değişiyor, ama değişmeyen tek şey borçlar oluyor.

Gelen enkaz devraldığını söylüyor. Giden, kendisinden sonrakini suçluyor. Ancak hiç kimse dönüp aynaya bakmıyor. Hiç kimse çıkıp; “EVET, BİZ YANLIŞ YAPTIK”, “EVET, BU KULÜBÜ İYİ YÖNETEMEDİK”, “EVET, BU ŞEHRİN DEĞERİNİ TÜKETMEKTE PAYIMIZ VAR” demiyor.

Herkes konuşuyor. Ama kimse hesap vermiyor. Bugün Antalyaspor’un en büyük problemi para değildir. Para bulunur, sponsor bulunur, borçlar yapılandırılır. Tek sorun GÜVEN KAYBIDIR!

Bakın beyler; bir yerde GAVEN KALYI oluşmuşsa KAYBEDİLEN o GÜVEN geri gelmez, getirilmesi de çok zor ve zaman alır. Çünkü bu şehir artık inanmayı bıraktı.

Baktığımızda iş dünyası Antalyaspor açışından temkinli. Destek vermek isteyenler bile önce aynı soruyu soruyor: “Verdiğimiz para gerçekten Antalyaspor’a mı gidecek?” İşte asıl yıkım burada başlıyor.

Güvenin olmadığı yerde birlik olmaz. Birliğin olmadığı yerde başarı olmaz. Başarının olmadığı yerde ise sadece çöküş vardır. Daha acısı ne biliyor musunuz? Antalya gibi bir şehirde Antalyaspor yalnız bırakılmış durumda.

Herkes tribünde fotoğraf vermeyi seviyor. Herkes başarı geldiğinde en önde yer alıyor. Herkes kupalar kaldırılırken mikrofonlara konuşuyor. Ama iş fedakârlığa gelince ortalık sessizliğe bürünüyor.

Antalyaspor başarıyı paylaşanların çok olduğu, sorumluluğu paylaşanların ise ortadan kaybolduğu bir kulübe dönüştü. Bugün konuşulması gereken mesele, kimin başkan olacağı değildir.

Asıl mesele, Antalyaspor'un neden bu hale geldiğidir. Asıl mesele, yıllardır tüketilen kaynakların hesabının verilmesidir. Asıl mesele, bu kulübe yeniden güvenin nasıl kazandırılacağıdır.

Güven olmadan para da gelmez, sponsor da gelmez. Hele yatırımcı hiç gelmez. Gelecek de gelmez. Ve şimdi herkesin önünde tarihi bir soru duruyor; “Antalyaspor'u gerçekten kurtarmak isteyenler mi var? Yoksa Antalyaspor üzerinden güç devşirmek isteyenler mi?”

Artık kimsenin “Ben bilmiyordum”, “Benim haberim yoktu”, “Ben yeni geldim” deme lüksü kalmamıştır. Çünkü Antalyaspor, ihmallerin, yanlışların ve kişisel hesapların altında nefessiz bırakılmıştır.

Ve korkarım ki bugün Menderes Türel'in söylediği o cümle, yarın bütün Antalya'nın ortak feryadına dönüşecektir; “Bu kez Antalyaspor’u kurtarmak çok zor…”

A N T A L Y A S P O R Ö L M Ü Ş B İ Z D E “ A M İ N” D İ Y E L İ M 2

Allah korusun, bir gün gerçekten Antalyaspor ölürse, bunun vebali ne tribünlerin ne de taraftarın omuzlarında olacaktır. Asıl vebal; bu kulübü kişisel hesaplarına kurban edenlerin, kaynakları tüketenlerin, güveni yok edenlerin ve Antalyaspor’u göz göre göre bugüne getirenlerin omuzlarında olacaktır.

O gün geldiğinde ise geriye sadece bir cümle kalacaktır; ANTALYASPOR ÖLMÜŞ! Ve maalesef, bizlere de o zaman sadece “AMİN” demek düşecektir.