Bugün aslında bir cuma yazısı günümdü. Lakin hafta sonunda şehrin armadasının çok önemli bir maçı var. Yani mevzu Antalyaspor olunca akan sular duruyor benim için. Mevzu neden Antalyaspor? Çünkü pazar günü hayati derecede önemli bir maçımız var.

Rakip Ankara ekibi Gençlerbirliği ve 19 puanda, biz ise 16 puandayız. Kazanırsak puanları eşitlemekle kalmıyor, direkt rakibimiz olan bir takıma karşı lig sonunda olası puan eşitliğinde ikili averajda da üstünlüğü ele geçiriyoruz.

Tıpkı geçen hafta Kasımpaşa maçında alınan 1 puanın önemi gibi. Hem rakibi uzaklaştırmadık, hem ikili averajı aldık. Maalesef bu yıl bu tür hesapları çok yapacak gibiyiz. İşte bu yüzden hafta sonundaki Gençlerbirliği maçı son derece önemli. Rakip yönetimsel kaos içinde. Yeni yönetimlerini yeni belirlediler. Bu kimi zaman avantaj kimi zaman dezavantaj olur.

Orada da aynı bizim gibi sıkça yönetim değiştiriliyor. Son oynadıkları Samsun maçını izledim. Ankara ekibi hiçte göründüğü kadar kolay bir rakip değil. Onlar da bizim yaptığımız hesapların benzerini muhakkak yapıyor. Şimdi pazar günü sadece yönetime, teknik heyete ve takıma değil, basına ve taraftara da büyük iş ve görev düşüyor. Mesele çok basit ‘DESTEK’

Tribünler abisi Tolga Cömertoğlu ve Cem Koç’un paylaşımları ile öğrendim ki 07 Gençlik ve Red Soldiers grupları bu haftaya özel MARATON TRİBÜNÜNDE tek ses olacak. Bu tribünde sayıları az olsa da pankartlarını gördüğüm için söylüyorum, bir de MARATON MARJİNAL var. İsimler, gruplar beni çok ilgilendirmiyor. İlgilendiğim konu, tek ses tek yürek olarak takıma destek verilmesi.

Sosyal medyaya bakıyorum, orada da taraftarların bireysel olarak çevresindekileri maça getirmek için kendi ölçülerinde kampanya başlatmış. Bu da ANTALYASPOR adına güzel bir gelişme. Ben de bu şehrin bir gazetecisi olarak üzerime düşen yapmak, Antalya’yı pazar günü saat 17.00’deki maça çağırmak istedim. Çünkü mevzu ANTALYASPOR ise gerisi teferruat.

Yönetimleri eleştiririz, hocaları gerekirse yerden yere vururuz ama bu kulüp bizim. Düşersek hepimiz düşeriz, kurtarırsak yine bizim gibi karşılıksız kulübü düşünenler kurtarır. Kulüpte yolunda gitmeyen bir sürü konu var. Ancak şimdi bunları dillendirmenin değil, destek vermenin zamanıdır diye düşünüyorum. Her şeyin bir zamanı var çünkü.

Yönetimin bu maça yeni bir transfer yetiştirmesi mümkün değil. Bir sonraki hafta da yetişmezse zaten tahta açılmadan transfer kapanmış olacak. Söyleyeceklerimizi o zaman söyleriz ama şimdi bunun sırası değil. Ben TAKIMA yürekten inanıyorum. Hele hele TARAFTARA her zaman olduğu gibi daha çok güveniyorum! Zaten başka inanıp güveneceğimiz kimse de yok gibi.

Velhasıl velkelam. Gençlerbirliği’ni yeneceğimizi düşünüyorum. Tıpkı bir zamanlar 19 Mayıs Stadı’nda 6 Mayıs 2018’de Doukara’nın attığı golle yendiğimiz gibi. Eğer hayaller gerçek olursa ve kara talihimizi de yenersek önümüzde, ANTALYASPOR’UN önünde kimse duramaz. Çünkü biz BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ!

----------------

YAĞMURUN

SESİNE BAK

Meteoroloji, dünden beri Antalya için yoğun yağış, fırtına, hatta hortum uyarısı yaptı. Dün başlayan olumsuz hava koşulları tahminlere göre bu gece 04.00 sularında etkisini kaybedecek.

Evet; yağmur kimine göre bereket, kimine göre huzur, kimine göre de toprak kokusunu ortaya çıkaran bir mucize. Bazen hüzün bazen de mutluluk her damlası. Antalya için ise felaket.

Yağmur, insanlarda hangi anlamları ortaya çıkarırsa çıkarsın dünyamızın dengesinin bir parçası ve canlıların özellikle de bitkilerin ihtiyacı.

Yağmurlu zamanlarda dillerimize doladığımız söz ve bestesi Fethi Karamahmutoğlu’na ait hicaz şarkı var; “Yağmur vururken cama, Dalarken gece gama, Özleyen kollarıma, Usulca sokul yeter…” diye.

Gökyüzünden damlalar şeklinde yağan su tanecikleri önce çatılara çarpıyor, kendine özgü melodilerle kulakların pasını siliyor. ‘Yağmurun sesine bak, aşka davet ediyor’ diye devam edeceğimi sandınız belki de.

Eskiden çocuklar yağmur yağarken pencereden bakıp, “Yağmur yağıyor, seller akıyor Arap kızı camdan bakıyor….” tekerlemesini söylerdi.

O vakitler bu kadar Arap kızı da yoktu ama tekerlemenin sonuna Arap kızı Ayşe, Fatma Ne ise yoldan geçen arkadaşlarının adı onu eklerdik belki de.

Zaten yeterince üzüldüğümüz ve yorulduğumuz şu dünyada yağmuru bahane ederek kendinize bir kahve yapın ve biraz dinlenin. Belki Arap kızını görüsünüz!