Adam istediği gibi hareket ediyor.

Dilediği gibi konuşuyor.

Aklına geldiği gibi herkese kafa tutuyor.

Meydan okuyor.

Bizdeki tabirle "Efeleniyor"

Sınırları aşıyor.

Başka devletlere baskı uyguluyor.

Başka bir devletin seçilmiş başkanını kaçırıyor.

Bir başka devleti tehdit ediyor.

İki Siyonist el ele vermiş dilediklerini yapıyorlar.

Kafa kafaya vermiş planlar yapmışlar.

Hangisi ne yaparsa diğeri onu destekliyor.

Arka çıkıyor.

Biri başka bir ülkeye gidip başka bir ülkenin (Filistin) başkanını gittiği ülkede bombalayıp öldürüyor.

Öbürü destekliyor.

Diğeri gidiyor başka bir ülkede hasımlarını bombalıyor.

Öbürü "Yapma, etme" diyor.

Oysa arkasını dönüp göz kırpıyor:

"İyi ettin, bunları da sindirmiş oluyoruz" diyor.

Hep danışıklı hareket içindeler.

Şimdi kafalarına koymuşlar.

İran'ı tekrar vuracaklar.

Şamar oğlanına çevirdiler Acemistanı.

Bu ne cüret?

Kimse bunları durduramıyor.

Kimileri, cılız olarak da olsa karşı çıkan bir iki laf etse onlarda sonra kuyruğu kısıyorlar.

Adam şaşkın.

Adam meczup.

Adam psikolojik stresli.

Ne dediğini bilmiyor.

Ne yaptığını bilmiyor.

Her gün karar değiştiriyor.

Dün öyle bugün böyle.

Dünya siyaseti böyle bir devlet başkanını görmedi.

Bu gün tehdit ediyor yarın müzakere için masada oluyor.

"Orayı bana vereceksiniz" diyor, bir şekilde alıyor.

Bu yaptıklarıyla da övünüyor.

Bir gümrük vergisi tehditi almış başını gidiyor.

Dün "Yüzde iki yüz" diyor.

Bugün"Yüzde yüze indirdim" diyor. Yarın "Yüzde yirmi beş" de karar kılıyor.

Dün tehdit ediyor, bugün vazgeçiyor.

"Gideriz vururuz, bombalarız, ortadan kaldırırız, perişan ederiz" diyor ertesi gün barış masası kurup "İstişare edelim" diyor.

Adam gerçekten bir tuhaf.

Güçlü olmanın avantajını kullanıyor.

Kullanıyor ama bu gidişat iyiye işaret değil...