Orta Doğu bir kez daha siren sesleriyle uyandı. Gökyüzünü yaran füzeler, sadece şehirleri değil, aynı zamanda onlarca yıldır süren bir jeopolitik düzenin kırılganlığını da gözler önüne serdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik koordineli saldırıları ve ardından gelen misillemeler, bölgenin aslında hiçbir zaman gerçek anlamda barış görmediğini bir kez daha hatırlattı.
***
28 Şubat 2026 gecesi, bu gerilim tarihin en kritik kırılma anlarından birine dönüştü. ABD ve İsrail, İran’ın nükleer tesisleri ve askeri altyapısının yanı sıra, Tahran’daki en korunaklı yönetim noktalarını hedef alan geniş çaplı bir operasyon başlattı. Bu saldırıların en çarpıcı sonucu ise İran’ın dini yüce lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesi oldu.
***
Hamaney’in öldürülmesi, sadece bir askeri operasyonun sonucu değil; yıllardır adım adım tırmandırılan bir gerilimin doruk noktasıydı.
***
İsrail, uzun süredir İran’ın nükleer programını varoluşsal bir tehdit olarak görüyordu. İran ise buna bölgedeki askeri ve siyasi etkisini genişleterek karşılık verdi. Suriye’de, Lübnan’da, Irak’ta ve Yemen’de kurulan dengeler, aslında İran ile ABD-İsrail hattı arasında süren görünmeyen savaşın parçalarıydı.
***
Son yıllarda bu gölge savaş, açık çatışmaya dönüştü. Önce İran’ın askeri tesisleri hedef alındı. Ardından üst düzey komutanlar suikastlarla ortadan kaldırıldı. Son olarak ise doğrudan devletin en tepesine yönelik bir saldırı gerçekleştirildi.
***
Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran misilleme olarak balistik füzeler ateşledi. Tel Aviv’de sirenler çaldı, hava savunma sistemleri devreye girdi. Orta Doğu, bir kez daha topyekûn savaşın eşiğine geldi.
Bu sahneler yeni değil. Sadece aktörler değişiyor, sadece yöntemler gelişiyor. Ama senaryo aynı kalıyor.
ABD’nin gölgesinde bir coğrafya…
Orta Doğu, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin doğrudan veya dolaylı müdahaleleriyle şekillenen bir coğrafya haline geldi. Petrol kaynakları, enerji yolları ve stratejik konum, bu bölgeyi küresel güç mücadelesinin merkezine yerleştirdi.
***
ABD, bir yandan “istikrar” söylemini kullanırken, diğer yandan askeri üsleri, operasyonları ve müttefikleri üzerinden bölgedeki dengeleri belirleyen ana aktör oldu. İran’a yönelik son saldırılar ve Hamaney’in öldürülmesi, bu hegemonik düzenin ulaştığı en ileri ve en sert aşamalardan biri olarak tarihe geçti.
***
Washington, her zaman kendi güvenlik ve çıkar tanımını bölgenin kaderinin önüne koydu.
Bu yüzden Orta Doğu’da savaşlar hiçbir zaman sadece iki ülke arasında yaşanmaz. Her çatışmanın arkasında daha büyük güç hesapları vardır.
Bitmeyen savaşların kronolojisi
Bugün İran’da yaşananlar, aslında uzun bir zincirin son halkası.
2003’te ABD’nin Irak’ı işgali, bölgenin siyasi haritasını altüst etti. Saddam Hüseyin devrildi ama yerine istikrarlı bir düzen kurulamadı.
2011’de başlayan Suriye iç savaşı, milyonlarca insanı yerinden etti. ABD, Rusya, İran ve diğer aktörler bu savaşın doğrudan tarafı haline geldi.
Yemen’de yıllardır süren savaş, Libya’da çöken devlet yapısı, Gazze’de tekrar eden çatışmalar…
***
Ve şimdi İran’da bir devletin en üst liderinin doğrudan hedef alınması…
Bu, artık savaşın sadece ordular arasında değil, devletlerin en üst düzey varlığına yönelik yürütüldüğünün açık bir göstergesi.
ABD ve İsrail’in saldırıları, İran’ın misillemeleri ve Tel Aviv’de çalan sirenler, Orta Doğu’nun halen büyük güçlerin satranç tahtası olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Barış neden hep uzak?
Orta Doğu’da barışın sürekli ertelenmesinin nedeni sadece bölgesel anlaşmazlıklar değil. Asıl neden, bu coğrafyanın küresel güçlerin rekabet alanı olmaya devam etmesi.
Enerji kaynakları, ticaret yolları ve stratejik konum, Orta Doğu’yu vazgeçilmez kılıyor. Bu nedenle hiçbir büyük güç, bu bölgedeki etkisini kaybetmek istemiyor.
***
Bugün İran’ın dini lideri hedef alınıyor. Dün Irak’ın lideri devrilmişti. Ondan önce Afganistan işgal edilmişti.
Ve her seferinde aynı soru soruluyor:
Bu savaş gerçekten güvenlik için mi, yoksa güç için mi?
Sirenlerin anlattığı gerçek
Tel Aviv’de çalan sirenler, Tahran’da yükselen dumanlar ve bir devlet liderinin öldürülmesi, aslında tek bir gerçeği anlatıyor:
Orta Doğu halen barışın değil, güç mücadelesinin coğrafyasıdır.
ABD’nin onlarca yıldır kurduğu hegemonik düzen, bugün halen bölgenin kaderini belirliyor. İsrail’in güvenliği, İran’ın direnişi, ABD’nin müdahaleleri… Hepsi aynı büyük satranç oyununun parçaları.
Ama bu oyunda en büyük bedeli her zaman halklar ödüyor.
ATEŞ ÇEMBERİNDE KALAN COĞRAFYA
Ahmet Arğıllı
Yorumlar