Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılının Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bir başka deyişle enflasyon verisini açıkladı.
Enflasyon yani mal ve hizmetlerin fiyat artış hızı yıllık bazda yüzde 30,89, aylık olarak ise yüzde 0,89 arttı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu veriyi ‘son 49 ayın en düşük seviyesi’ olarak tarifledi ki istatistiksel anlamda bu doğruydu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de enflasyon yorumunda ‘kararlılık’ vurgusu yaparken şunları söyledi:
“2025 yıl sonu enflasyonu bir önceki yıla göre 13,5 puan azalarak yüzde 30,9 gerçekleşti ve dezenflasyon genele yayıldı.
Yıllık enflasyon temel mallarda yüzde 17,7, zirai don ve kuraklık nedeniyle tarımsal üretimdeki daralmaya rağmen gıdada yüzde 28,3 oldu.
Kira ve eğitim başta olmak üzere tüm ana hizmet gruplarındaki gerilemeyle birlikte yıllık hizmetler enflasyonu 21,7 puan düşerek yüzde 44 gerçekleşti.”
TÜİK tarafından yayımlanan enflasyon tablolarındaki rakamlar, Şimşek’i de doğruluyor.
***
TÜİK’in ‘Temel Başlıklar’ verisine göre 2024 yılında 2023’e göre yüzde 105,82 olan kira enflasyonu, 2025’te 2024’e göre yüzde 61,61 olarak gerçekleşti.
Yıllık enflasyonun yüzde 30,9 olduğu 2025’te kira artış hızı yüzde 61,61 yani iki katı…
Evet, 2024’e göre daha yavaş bir artış hızı var ama hep ifade edildiği üzere ‘yapısal sorun’ rolü hala güçlü…
Eğitimde durum ne?
Okul öncesi eğitim ve ilköğretimde 2024 yılı 2023’e göre fiyatlar yüzde 87,61 artmıştı. 2025’te ise 2024’e göre artış hızı yüzde 70,91 oldu.
Ortaöğretimde 2024 yılı 2023’e göre yüzde 89,01’lik bir artış hızı vardı. 2025’te de 2024’e göre yüzde 70,57’lik artış hızı gözlendi.
Dershane ve kurslarda 2024 yılı 2023’e göre yüzde 56,66’lık bir artış hızı yaşanmıştı. 2025’te ise 2024’e göre yüzde 42,28’lik bir fiyat artış hızı belirlendi.
Bu veri, tıpkı kira gibi eğitimin de enflasyonu körükleyen yapısal sorunlardan biri olarak önümüze koyuyor.
***
Eğitim ve barınma gibi en temel hakların halen enflasyonun ülkemiz ekonomisinin yumuşak karnı olmasında payının bulunması son derece üzücüdür.
Ekonomimizi büyütmek toplumsal refahı artırmak istiyorsak, hep birlikte bu gerçekliğin farkında olmalı ve düzeltici adımları sadece politika yapıcılardan yani siyaset kurumundan beklememeliyiz.
Açıkçası sahibi olduğunuz bir mülkün kirasına yüzde 100 artış uygulayıp sonra da enflasyondan yakınamazsınız. Yakınıyorsanız, cahil ve budala yığınının bir parçası da sizsiniz demektir…
Topluma her türlü eyleminin döngüsellik içinde kendisine bir maliyet olarak döneceğini öğretmek zorundayız.
Sistemi eleştiriyoruz fakat toplumu da es geçecek değiliz. Çünkü sistem, çarkları imkân tanıdığı ölçüde toplumsal yapıyı sıkı hale getirmeye çalışıyor, görüyoruz.
İşte 6 Şubat’taki büyük yıkım sonrası çok kısa sürede 455 bin konut teslim edilerek şehirler ayağa kaldırılıyor yetmiyor bir de ülkenin dört bir yanında 500 bin sosyal konut hamlesi yapılıyor.
Bu, kamu idaresinin sorunun farkında olduğuna işaret ediyor da bizler ne kadar farkındayız işte orası asıl zayıf noktamız.
***
O nedenle eğitim olmazsa olmazımız. Fakat hangi eğitim?
Piyasalaşma batağına saplanmış ve genç dimağlara ne tür zehirli enjeksiyonların yapıldığı eğitim değil elbette!
Yine vatandaşı sınıfsal bir kategorizasyona tabi tutan şartlardaki eğitim, kuşkusuz sorunumuza çözüm kaynağı olamaz.
Ya da kamuda yalnızca yapısal ve niceliksel imkanlarıyla değil niteliği itibarıyla da fırsat eşitliğinin tesis edilemediği haldeki eğitimi kast etmiyoruz, olmazsa olmazımız derken!
İlkokulların bakıcılık, ortaokulların oynayıcılık, liselerin kollayıcılık, üniversitelerin oyalayıcılık misyonuyla şekillendiği eğitim hiç değil.
Gerçek eğitime ihtiyacımız var. Ticaretin konusu olmayan bir eğitim!
Toplumun kimliği, karakteri, kültürü, örfü, adeti, ananesi, inancı, değerleri, tarihi kısacası varoluşsal bütün nitelikleriyle uyumlu bir eğitim.
İthal edilmiş ve toplumla kan ve doku uyuşmazlığı yaşayan sözde modern kavram ve olgulara göre dizayn edilmiş eğitimi terk etmeliyiz.
***
Sadece eğitim ve kira mı?
Musluktan akan suyun bile enflasyondaki payı büyük…
Bakınız, şebeke suyunda enflasyon 2024 yılında 2023’e kıyasla yüzde 35,74 idi ve yıllık enflasyondan düşüktü.
2025’te şebeke suyu fiyatlarındaki artış hızı 2024’e göre yüzde 58,88 oldu. Ki bu ülke ortalaması.
Örneğin Bursa’da şubat ayında gelecek su faturasıyla her abone dumura uğrayacak…
Halbuki su da temel bir hak! Ama eğitimin taklitçi zihniyetin ürettiği göstermelik diplomadan ibaret olduğu toplumlarda hakkını bilen kim, hakkı gözeten kim?
Daha da ötesi eğitim yerine akrabalığın liyakat sayılırken su hakkı önce şüphesiz parası olanın hakkı!
Hakkı gözetenlere saygıyla…