Rusya ile savaş sürerken Washington’un Rus motorinine kapı açması, Ukrayna’daki çatışmanın hangi hesaplarla yönetildiğini yeniden düşündürüyor.

Dün yaptırımlarla sınırlandırılan ticaret, bugün fiyatları düşürmenin aracı olarak sunuluyor. Aynı günlerde enerji tesislerine saldırıların durdurulması ve Ukrayna’da seçim için iki aylık ateşkes konuşuluyor. Bunlar barışın başlangıcı olabilir mi? Olabilir. Fakat önce neyin kararlaştırıldığını, neyin henüz bir talep olduğunu ayırmak gerekiyor.

MOTORİN MUTABAKATININ İÇERİĞİ

Trump’ın 9 Ekim’de Putin ile görüşmesinin ardından açıkladığı takvim, ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde motorinin Amerikan ve dünya piyasalarına sunulmasını öngörüyor. Kasımda 500 bin ton, hemen ardından 1 milyon ton; daha sonra kısa sürede 3 milyon tonluk ilave tedarik duyuruldu. Böylece toplam miktar 4,8 milyon tonu aşabilecek. Ancak bunlar açıklanan teslimat hedefleri; bütün yakıtın teslim edildiği anlamına gelmiyor.

ABD Hazine Bakanlığının aynı tarihli 135 numaralı genel lisansı, Rusya menşeli motorinin satışı, teslimatı ve ABD’ye ithalatı dahil ilgili işlemlere 7 Nisan 2027’ye kadar izin veriyor. Rusya’ya yönelik bütün yaptırımlar kaldırılmış değil. Motorin için geçici bir istisna açılmış durumda. Fiyat, ödeme ve ticari sözleşmelerin bütün ayrıntıları ise kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu kararın önemi yalnızca ton hesabında aranamaz. Rusya’nın savaş gelirlerini sınırlamak amacıyla kullanılan yaptırım düzeninde, Amerikan yönetiminin kendi ihtiyacı doğrultusunda bir kapı açılıyor. Moskova için satış gelirinin yanında, Washington ile ekonomik pazarlığın yeniden mümkün olduğunu göstermek de bir kazanım.

NEDEN ŞİMDİ

Putin’in enerji satmaya hazır olduğunu söylemesi yeni değil. Ancak bunu koşulsuz bir ticaret vaadi gibi okumak yanıltır. Nitekim 1 Ekim’de motorin arzını yaptırımların kaldırılmasıyla ilişkilendirmişti. Bugün değişen, Rusya’nın enerji sahibi olması değil; Washington’ın bu enerjiye erişimi kolaylaştırmayı siyasi bakımdan gerekli görmesi.

Orta Doğu’daki savaşın enerji piyasalarına yüklediği maliyet, rafineri sorunları ve Rus tesislerine yönelik Ukrayna saldırıları motorin tartışmasını ağırlaştırdı. Motorin pahalandığında taşımacılık, tarım ve gıda maliyetleri de yükseliyor. Kasım ara seçimleri yaklaşırken Trump’ın akaryakıt fiyatlarını aşağı çekme isteği, dış politika tercihlerini etkiliyor. Ne var ki duyurulan miktarların fiyatları ne ölçüde düşüreceği belirsiz; teslimat süresi ve rafineri kapasitesi de sonucu belirleyecek.

“Bunca yıl savaştıktan sonra neden şimdi?” sorusunun cevabı burada aranmalı. Taraflar savaşın temel meselelerini çözmüş değil. Savaş devam ederken maliyetlerini sınırlayabilecekleri alanlarda pazarlık yapıyorlar. Rusya ticari hareket alanı kazanmak, Trump fiyat baskısını hafifletmek, Ukrayna ise enerji altyapısını ve kış koşullarında halkını korumak istiyor.

ENERJİ ATEŞKESİ NE ANLAMA GELİYOR

Ukrayna ile Rusya arasında konuşulan düzenleme, yeni bir enerji alım satım anlaşması değil. Enerji tesislerine yönelik saldırıların karşılıklı durdurulması çerçevesidir. Trump bunun sağlandığını açıkladı. Zelenski ise 11 Ekim’de Rus enerji altyapısını vurmayı bırakmaya hazır olduklarını, Rusya’dan da aynı tutumu beklediklerini söyledi.

Fakat aynı açıklamada Ukrayna’nın enerji tesislerine saldırıların sürdüğünü bildirdi. Dolayısıyla ilan edilmiş, ayrıntıları tamamlanmış ve sahada işleyen bir ateşkesten söz etmek için erken. Hangi tesisler korunacak, başlangıç zamanı ne olacak, ihlali kim belirleyecek? Bu soruların cevabı, açıklamanın kendisinden daha önemli.

Motorin mutabakatı ile enerji ateşkesi arasında bir çıkar bağlantısı kurulabilir. Rus motorininin piyasaya ulaşması için üretimin ve sevkiyatın sürmesi gerekiyor. Ukrayna’nın da elektrik ve ısınma altyapısına ihtiyacı var. Bu karşılıklı ihtiyaç, sınırlı bir uzlaşmaya zemin oluşturabilir. Ancak kamuoyuna açıklanmamış bir pazarlığı, kesinleşmiş bir anlaşma maddesi gibi sunamayız.

ZELENSKİ’NİN İKİ AY TALEBİ

Zelenski’nin Trump üzerinden Putin’e ilettiği mesaj, seçim yapılabilmesi için 60 günlük tam ateşkes sağlanması. Bu talep, yalnızca enerji tesislerinin korunmasından çok daha kapsamlı. Cephede çatışmalar, şehirlerde bombardıman devam ederken güvenli ve kapsayıcı bir seçim düzenlemek mümkün mü? Sandığın kurulması kadar cephedeki askerlerin, yerinden edilmiş insanların ve yurt dışındaki seçmenlerin katılımı da düşünülmeli.

Zelenski bu çıkışla, kendisine yöneltilen seçim baskısını güvenlik şartına bağlıyor. Ukrayna’nın liderini Ukrayna halkının belirleyeceğini vurgularken, Washington’dan Moskova üzerinde sonuç alabilecek bir girişim bekliyor. İki aylık ateşkes talebi henüz kabul edilmiş bir takvim değil; seçim kararı veya barış anlaşması da değil.

BARIŞIN ÖLÇÜSÜ SAHADAKİ UYGULAMA

Bu gelişmeler daha geniş bir müzakerenin önünü açabilir. Enerji tesislerinin korunmasıyla başlayan sınırlı bir düzenleme, denetlenebilir bir tam ateşkese genişletilebilir. Fakat toprak, güvenlik garantileri ve savaş sonrasındaki düzen konuşulmadan kalıcı barışa ulaşılamaz. Seçim de bu sorunları kendiliğinden çözmez.

Asıl risk, Amerikan piyasalarının ihtiyacının Ukrayna’nın güvenliğinden önce ele alınmasıdır. Ticaretin önündeki engeller kaldırılırken ateşkes şartları belirsiz bırakılırsa, ortaya barıştan çok savaşla birlikte yürüyen bir enerji pazarlığı çıkar.

Türkiye açısından bu tabloyu serinkanlı okumak gerekiyor. Enerji ticaretinin açtığı temas kanalları diplomasiye hizmet edebilir; fakat ticari yakınlaşmayı kalıcı siyasi uzlaşma saymak hatalı olur. Şimdi bakılması gereken, motorin tankerlerinden önce saldırıların gerçekten durup durmadığıdır. Barışın güvenilirliği, liderlerin açıklamalarından çok ertesi gün sahada ne olduğuyla anlaşılacak.