İlişkiler her zaman kavga yüzünden bitmez. Bazıları ihmalden ölür, bazıları ertelenmekten… Bazıları da bir tarafın sürekli taşıyıp diğer tarafın sadece seyretmesinden.
***
Bir ilişkide rol dağılımı şaşmaya başladığı an, o ilişkinin son kullanma tarihi de sessizce basılmış demektir. Erkek çabasızlığın ve rehavetin koyu gölgesine çekildikçe; ne zaman görüşüleceğini, ne yapılacağını sürekli kadın planlamaya başlar. İşte o an ince çizgi aşılır: Kadın, dişil enerjisinin o zarif ruhunu bırakıp; organize eden, yürüten eril bir zırh kuşanır.
***
Bir kadını eril kılmak ona güç vermek değildir; onu o ilişkide yalnız bırakmaktır. Kadın direksiyona geçmek istediği için değil, yanındaki adam direksiyonu bıraktığı için o koltuğa oturur. Unutulan şudur: Bir kadın hem kadını hem adamı olduğu bir ilişkide, bir süre sonra o erkeği tamamen lüzumsuz bulmaya başlar.
***
Çabasız erkeklerin en büyük illüzyonu, kadının çırpınışlarını "nasılsa burada" rahatlığıyla izlemektir. Kadın uyarır, duymazlar. Kadın çabalar, erteleyip halının altına süpürürler. En sonunda adam o meşhur, özgüven soslu savunmayı yapar: "Ben böyleyim, değişmem."
***
Oysa gözden kaçırdıkları devasa bir gerçek var: Siz değişmediğinizde, kadın değişir.
Kadın değiştiğinde ise bağırıp çağırmaz. Tabağı çanağı kırmaz. Kadınların en tehlikeli evresi o kavgasız, gürültüsüz "sessizlik" evresidir. Adam sanır ki ortalık yatıştı; "Nasılsa yine iki tatlı söze, bir espriye döner." Gafletin en büyüğü tam olarak buradadır.
***
Bir kadının sessizliği bir uzlaşma değil; kafasında açtığı mahkemenin bittiğinin, kalemin kırıldığının resmidir. Kadın kapıyı çarpıp gitmez; önce içeriden gider. Önce beklentisini toplar, sonra merakını, en son da sevgisini… Kızgın kadın hâlâ bağın içindedir. Ama artık sormayan, plan yapmayan kadın çoktan kendi dünyasının kapılarını kapatmıştır.
Erkeklerin artık anlaması gereken yalın bir gerçek var: Hiçbir kadın iki tatlı sözle halının altına süpürülecek kadar "cepte" değildir.
***
Siz siz olun, bir kadının sessizliğini "her şey yolunda" diye okumayın. Belki artık size kızmıyordur, belki artık sizden hiçbir şey istemiyordur. Belki de nihayet sizin değiştirmediğiniz şeyi değiştirmiştir: Kendisini.