Antalyaspor’un Kasımpaşa beraberliği ve Gençlerbirliği galibiyetinin ardından üzerindeki ölü toprağını atan ve bunun yanında Sami Uğurlu’nun getirdiği öz güvenle son haftalarda forma farkıyla(!) kazanan Trabzonspor’a kolay kolay teslim olmayacağını maç önünde tahmin etmek çok zor değildi.
Kazanan kadroyu büyük ölçüde koruması ve ilk geldiği birkaç hafta dışında yokları oynayan Storm’un yerine sonradan oyuna girdiği Gençlerbirliği maçının başarılı isimlerinden olan Ballet ve 2 asist yapan Samet Karakoç’un bir kez daha tercih edilmesi de “Forma hak edenin” mesajı için yerinde bir hamle oldu.
Maçın ilk düdüğüyle birlikte sahanın patronu olduğunu gösteren de Antalyaspor oldu. Trabzonspor’un en tehlikeli ismi Onuachu’ya Veysel için “göz açtırmadı” desek yerindedir. Safouri’nin hırsı, Saric’in eski günlerine dönüş sinyalini vermesi ve Streek’in Trabzonspor’un büyük hatasını tam bir golcü vuruşuyla gole çevirmesiyle ilk yarının finalini Kırmızı-Beyazlıların lehine oldu.
İkinci yarı, hakem Oğuzhan Çakır’ın anlamsızca tercih haklarını Trabzonspor’dan yana kullanması ve eski bir Trabzonsporlu olan Hüseyin Türkmen’in sakarca yarattığı penaltıyla başladı. Üst üste gelen olumsuzluklara rağmen geri adım atmayan ve deyim yerindeyse 1 puana yatmayan Antalyaspor, şampiyonluk yarışındaki rakibine karşı kafa kafaya en önemlisi “kaybederim” düşüncesi olmadan mücadele etti.
İlk penaltıda ayaklarıyla müdahale etmesine karşın gole engel olamayan Cuesta, 80’de yine Hüseyin Türkmen’in sebebiyet verdiği penaltı atışı çıkararak geldiği günden bu yana yapılan eleştirileri bir kalemde sildi attı.
Tabelaya baktığımızda 1 puan çok değerli, özellikle alt sıralarda yer alan bir takım için yenilmeme serisi açısından çok önemli. Ancak şu da bir gerçek ki sahada kazanmayı hak eden tek bir takım vardı; o da Antalyaspor’du.