Antalyaspor için sezonun bilmem kaçıncı kritik maçı bu kez Kayseri’de oynandı. Hafta içerisinde bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan bazı yöneticileri ortaya koyarak Türkiye Futbol Federasyonu’nun kapısını aşındıran, sosyal medyada ses yükselten Kayserispor ile bu hafta oynanması aslında masa başında Antalyaspor için bir dezavantajdı.

Bunların yanında form tutan Samuel Ballet ve takımın beyni konumunda olan Ramzi Safouri’nin forma giyememiş olması da santrafor olmadan mücadelesine devam eden takım için hücum anlamında Sami Uğurlu’nun elini kolunu bağladı.

Hücum ayaklarını kullanamayan Sami Uğurlu’nun sahaya koyduğu kadro, “1 puan bize yeter” der gibiydi ki bana göre de doğru olan buydu. Ancak Sami Uğurlu, 1 puandan ziyade 0-0’a bağlama niyetinde gibiydi ki bu da ciddi bir riskti. Kimsenin kendisini dev aynasında görmesine gerek yok. Antalyaspor, küme düşmemeye çalışan bir takım ve bu yolda direkt rakibi olan Kayserispor’a karşı deplasmanda alınacak 1 puan başarı olacaktı.

Tıpkı 2 hafta önce rakip olan Fatih Karagümrük gibi Kayserispor da bir anlamda umutlarını tüketmeme, Antalyaspor da yoğun bakımdan çıkma adına bir mücadeleye çıktı ve tıpkı o karşılaşma gibi Kırmızı-Beyazlılar, rakibine hayat verdi.

İlk yarıda rakibiyle kafa kafaya mücadele veren Antalyaspor, ikinci yarıda rakibin baskısının ardından Sami Uğurlu’nun savunma ağırlıklı hamleleriyle birlikte adeta kendi ceza alanına hapsoldu. Üst üste yaptığı savunma hamleleriyle nefes alamaz hale gelen takımda Cuesta’nın yaptığı büyük hata da yoğun bakım sürecinin devamını sağladı.

Hafta sonu ağırlanacak Fenerbahçe karşısında yaşanabilecek mağlubiyet, Antalyaspor’u bir anda düşme hattının içerisine çekebilir. İç saha sorununu nispeten çözen Sami Uğurlu’nun mutlaka ama mutlaka dış saha sorununu da çözmesi gerekiyor. Fenerbahçe’ye karşı içeride alınabilecek kötü sonucun devamında Rizespor deplasmanında da benzer durum yaşanırsa, o zaman çok farklı şeyler konuşabiliriz.