Çok büyük bir deprem olmuş ülkemde. On bir il felaketi yaşamış.

Elli üç bin insan ölmüş.

Otuz bin insan hala kayıp.

Devlet anında el koymuş deprem bölgesine ve halkına:

“Ben buradayım, yalnız değilsiniz” demiş.

Demiş ama ünlü birkaç sunucu, şarkıcı, artist veya şöhretli kişiler kalkmışlar:

“Biz Ahbap’a güveniyoruz” demişler ve milyonlarca para toplamışlar.

Güya depremzedelere para yardımı yapacaklar.

“Devletin Kızılay’ına ve yardım kuruluşlarına güvenemediklerini” farklı şekilde dile getirmişler.

Yardımseverleri Ahbap derneğine yönlendirmişler.

“Bunlara güvenin”demişler.

Sonrasında öyle müthiş bir para toplamışlarki dudak uçuklatan cinsten.

Sonra o paralar yavaş yavaş iç edilmiş.

Depremzedelere kuruş gitmemiş.

Yenmiş, içilmiş, keyif çatılmış.

“Depremzedeye yardım demiş” halkın duygularını kullanmışlar.

Vicdanını kullanmışlar.

İnsani duygularını kullanmışlar.

Hassas hissiyatını kullanmışlar.

Depremzede bahane mangırlar şahane.

“Devletin kurumlarına güvenmeyin” diyecek kadar şaşkınlar.

Rüyalarında bile göremeyecekleri milyarlarca lira parayı hesaplarında görünce adeta akılları başlarından gitmiş.

Ne yapacaklarını şaşırmışlar.

Ünleri dağları aşmış, devlete güvenmeyen kimileri şimdi çarkıfelek misali o gün söylediklerinden çark ediyorlar.

“Yanıldık” diyorlar.

“Kullanıldık” diyorlar.

“Pişmanım” diyorlar.

Diyorlar da diyorlar.

Ne derlerse desinler.

Devletin varlığına güvenmeyenlere artık devlette onlara güvenmiyor.

Bu devletin, milletinin sırtından milyonlar, milyarlar kazanacaksınız, o yolla şöhret olacaksınız, o güvenmediğin devletin güvenlik kuvvetleri sayesinde hayatını sürdüreceksin sonra kalkıp:

“Devletin kurumlarına güvenmiyorum” mealinde sözler söyleyip Ahbap dediğiniz derneğe bu asil milletin asil duygularını kullanıp milyonlarca parayı toplayıp yiyeceksiniz!

Yok öyle avanta.

Yok öyle başıboşluk.

Yok öyle kendi kafanıza göre hareket etmek.

Devletin adaletli yumruğunu başınızın üstünde her zaman hissetmelisiniz.

Başınızı kaldırında bakın bakalım sizin güvenmediğiniz bu büyük devlet dört yüz elli bin konutu, daireyi, evi iki buçuk yılda nasıl yaptı, görün.

Hani vatandaş ortada kalacaktı!

Hani büyük Türk devleti o deprem enkazının altında kalmıştı!

Hani Erdoğan depremle yıkılmıştı!

Hani hükümet gidecekti!

Ne oldu şimdi?

Kaçan kim?

Kaçmak isterken yakalanan kim?

Kumar masalarında halkın yardım paraları harcanmış.

Ey kimi beyler, kimi bayanlar!

Devletinize bu kadar karşı olmanız niye?

Neden?

Devlet size ne yaptı?

Canınızı mı korumadı?

Namusunuzu mu korumadı?

Paranızı mı korumadı?

Şöhretinizi mi elinizden aldı?

Sahneyi mi yasakladı?

Tv. ekranına çıkmanıza mı engel oldu?

Servetinizi mi elinizden aldı?

Sizin bu büyük Türk devletine güvensizliğinizin, karalamanızın, kötülemenizin nedeni ne?

Devletine güvenme, halkını kullan, paralarını topla sonra bu ülkede yaşamaya devam et!

Ayrıca, herhangi bir olaydan dolayı başınız dara düştümü, sıkıştınız mı, ahbaplarınız size yardıma koşsalarda fayda etmeyeceğini bildiğiniz için hemen basbas bağırır:

“Poliiis, polis yok muuu, devlet neredeee?” diye çırpınırsınız değil mi?

Bakın, işte devler burada.

Sizin güvenmediğiniz o devlet sizi adaletle yargılıyor şimdi.

Demek ki neymiş?

Devlet varmış ve milletine yanlış yapanın yakasına yapışır, tıpış tıpış ayağına getirir, hesabını da sorarmış.

Anladınız mı şimdi?

Kendine, makamına, servetine ve şöhretine güvenmeyecek, devletine sahip çıkacak, başıboşluk yapmayacaksın.

Yaparsan, o zaman adama ne derler?

“Şöhretlerine güvenip devlete güvenmeyenler halkı aldatıyorlar”

Her iyiliğin her güzelliğin her kötülüğün her yanlışın bir karşılığı vardır.

İşte şimdi o yanlışlığın karşılığını büyük Türk devleti milleti adına soruyor ve yargılıyor.

Hiç kimse büyük Türk devletinden daha büyük değildir.

Anladınız mı modern zamanın hırsız, soyguncu ve yankesicileri?…