Son aylarda sokaklarda birileri türedi.
Bazı şehirlerin kalabalık caddelerinde, meydanlarında elinde mikrofon karşımıza çıkmaya başladılar.
Kim olduklarını bilmiyoruz.
Kendilerinin “Gazeteci” olduğunu söylüyorlar.
Hangi gazeteden oldukları belli değil.
Hangi televizyon adına mikrofon uzattıkları bilinmiyor.
Sorduklarında “Gazeteciyim” deyip geçiştiriyor.
Nasıl gazeteci?
Hangi gazetede çalışıyor?
Yada, hangi gazete de kaç yıl gazetecilik yapmış?
Hangi genel yayın yönetmeni onu halkın içine hangi soruları sorması için yollamış?
Nasıl gazeteci bu?
Muhabir mi?
Sonucu mu?
Programcı mı?
Sorsan, gazeteciliğin ilk beş ilkesini, beş N bir K ne demek desen :
“Cüneyt beyin Tv programının adı?”
der.
Ama bu adam veya kişi elinde bir ucuz mikrofon, çıkmış yola “Gazeteci” sıfatını kullanıp bu sıfatla adeta provokatörlük yapıyor.
Halkı kışkırtıyor sorduğu sorularla.
Sorunun muhatap kitlesini küçümsüyor. Karşıt görüşü mıknatıs gibi savunmaya çekiyor.
Tartışmaya davet ediyor.
Siyasi görüşlüleri karşı karşıya getiriyor.
“Nerede gazetecisin?” diyenlere:
“YOUTUB da kanalım var” diyor.
Elinde mikrofon, birilerine yanaşıp, sözde gazetecilik yaptığını sanan ve mikrofon uzatacağı kişileri adeta orada, o sokakta veya o meydan da veya cade de kavga ettiriyor.
Hakaret ve küfürler gırla gidiyor.
Görüşlerini tahmin ederek soracağı soruyu ona göre soran bu tipler tehlike saçıyor.
Sordukları sorularla kişileri rencide ediyor.
Konuşmacının düşüncesinin aksi yönünde kışkırtıcı sorular soruyor.
Etrafına doluşan kişileri, konuşmacının düşüncesinin aksini düşünenleri karşı yönde tahrik ediyor.
Provakatör mikrofonlar iş başındalar.
Buna izin verilmemeli.
Emniyet güçleri ve o ilin Gazeteciler cemiyeti bu durumu görmezden gelmemeli.
Elinde bir mikrofon, sokağa çıkıp, olur olmaz röportaj yapılmasına müsade edilmemeli.
İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla ilişkiler müşavirliği veya bulunduğu ilin Valiliğin basın yayın ile ilgili biriminden izinle sokağa çıkmalılar ki her önüne gelen “Gazeteciyim” diyip tehlikeli sulara dümen kırmasın.
Bu kişiler başıboş bırakılmamalı.
Sokakta herhangi biri “Ben polisim” diyemediği gibi herhangi biri de “Ben gazeteciyim” diyip elinde mikrofon halkın arasında olmamalı.
İddia veya beyan ettiği gibi o sosyal platformda kendi kurduğu Tv. kanalı tescilli mi?
Vergi veriyor mu?
Reklam alıyor mu?
Kaç saat Tv. yayını yapıyor?
Yayın saatleri ne zaman?
Kanalının yayıncılığa uygunluğu var mı?
RTÜK izliyor mu?
Yayını yasal mı?
Yaş gruplarına uygun yayınları var mı?
Adresi neresi?
Yayın izni var mı?
Yoksa sosyal medya denen platformlarda boy gösterip:
“Benim de Tv. kanalım var” demek için mi yayın yapıyor?
Yoksa bir siyasi düşünceyi öne çıkarmak için mi sokakta?
Veya bir siyasi partiye hizmet için mi halkın arasında?
Yada, herhangi bir siyasi düşünceyi veya taraftarlarını övmek veya yermek için mi mikrofon uzatıyor?
Bu yayını yapan söz de mikrofon gazetecileri özellikle Facebook da beş, on dakikalık röportaj için halkı tahrik ile kin ve nefret suçu işlediklerinin farkında değiller mi?
Buna kim hangi sıfatla izin veriyor?Gazetecilik bu kadar başıboş ve
kolay mı?
Bunu merak ediyorum?
Çünkü, mikrofon uzatılan kişiler, genç kızlar ve erkekler ve belli yaşın üstünde bay ve bayanlar oluyor ve sorulan sorulara karşı muhataplar birbirlerine kin besler hale düşürülüyorlar.
Sert tartışmalar yaşanıyor.
Küfürler, hakaretler havada uçuşuyor.
Her eline mikrofon alıp sokağa çıkan “Ben gazeteciyim” diyememeli.
Gazetecilik boş gezen tiplerin mesleği değildir.
Olmamalı da.
Gazeteci meslektaşlarım gazeteciliğin ayağa düşürülmesine izin vermemeli.
Dolayısıyla, bunlara izin verilmemeli.
Yada, kontrol altında ve yayın politikaları belli ve izinli olarak yayın yapmaları, sokağa çıkmaları sağlanmalıdır.
Hiçkimse başıboş bırakılmamalı.
Özellikle medya gruplarında.