On binlerce yıllık bir geçmişe sahip ana dilimiz Türkçemiz maalesef can çekişiyor.

Bilerek bizi dilimize yabancılaştırıyorlar.

Yazarken öyle.

Konuşurken öyle.

Tanıtırken öyle.

Reklamlarda öyle.

Çeşitli üretimlerde öyle.

İç çamaşırdan saç traşlarına kadar bir yabancı isim kullanma hevesi almış başını gidiyor.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesin de okuyup bir Filolog olarak bundan son derece rahatsızım.

Türk olan herkesin de bundan rahatsız olması gerekir.

Herkesin ana diline sahip çıkması şart.

Yoksa bu gün dilimizden, yarın dinîmizden öbür gün kimliğimizden yani özümüzden kopmuş olduğumuzda artık kişiliksiz, milliyetsiz, dinsiz, benliksiz bir toplum oluruz.

Anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Aslında ne yapılmak istendiğinin farkındayım.

Üzerimize oynanan oyunun farkındayım.

Şimdi biri bana şunu bir anlatsın da göreyim.

Tanıtım demek varken neden Lansman?

Seçenek demek varken neden Alternatif?

Tarz, biçim, şekil demek varken neden Stil?

Araba yazmak varken neden Car?

Hangi birini burada yazayım?

Hangi yabancı dil özentiliğini belirteyim?

Yüzlerce yabancı kökenli kelime dilimize zorla sokulmuş durumda.

Ama neden?

Neden herkesin anlayacağı dilden değil?

Neden torunun konuştuğu bazı kelimeleri büyükbabası (Dedesi) anlamıyor?

Türkiye’de üretilen giyimden yiyime binlerce ürüne neden tuhaf, anlaşılmaz, Türkçe lügatta olmayan kelimeler, isimler, markalar konuluyor?

Buna sebep ne yani?

Türkçenin nesini beğenmiyorsunuz?

Eskilerin deyimiyle “Gavurca” daha mı güzel?

Hadi canım sende!

Adamların dilleri anormal kötü.

Çünkü yazılışları farklı okunuşları farklı kullanılmışlardı farklı.

Kaba, samimiyetsiz ve soğuk kelimeler.

Türk Dil Kurumu oturduğu yerde kelime üretiyor.

Tıpkı “Koşul” kelimesinde olduğu gibi.

Koşulun tek kullanıldığı yer at arabasında atın boynuna geçirilen uzun, deri kemer gibi bir aparat koşul.

Sal ekinde olduğu gibi.

Bu ek sadece Kumsal da kullanılırdı eskiden.

Sonra bir de baktık ki her kelimenin arkasına “Sal” eki ekleniyor.

“İnsancıl - İnsani duygular” yerine İnsansal duygular!

Nasıl yani?

Bu oldu mu şimdi?

Saçmasapan uydurukça ekler, kelimeler günlük hayatımızda, özellikle genç ve yeni nesillerde çok kullanılıyor.

Yabancı ve bizden olmayan kelimeler hangi amaç için olursa olsun asla tasvip edilmemeli.

Önerilmemeli.

Kullanılmamalı.

Bizi bize yabancılaştıran kelimelerden, tanıtımlardan uzak durmalıyız.

Milli lisan üzerinde ana dilimizi geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe taşımalıyız.

Ki milli benliğimizi ve kimliğinizi koruyabilelim.

Yoksa, önce dilsiz sonra dinsiz sonra kimliksiz sonra ve sonra her yönden kuşatılmış, esir alınmış bir millet oluruz.

Ana dilimizi hafife almayın.

Çünkü dilimiz benliğimizdir.

Benliğini kaybeden nesiller millet olma vasfını kaybeder…