Vallahi bazen dil susar, kelam söylemekten aciz kalır ya…

İşte bu günlerde tam da böyle bir durumdayız. Aslında söyleyecek çok sözümüz, yazacak çok kelamımız var; ancak nereye yeteceğiz, doğrusu şaşırdık. Durum böyle olunca da düşünüyoruz: Ne söylesek, ne yazsak diye. Allah aşkına, geldiğimiz noktaya bir bakalım mı?

***

Dünyanın dört bir yanında karışıklıklar, katliamlar, acılar, kan ve gözyaşı var. Üstelik bunların en çoğu da bizim bölgemizde. Ama bizim gündemimize bir bakar mısınız Allah aşkına?

***

Kim kimi uçakta halletmiş, kim kiminle nerede ne halt işlemiş, kim kimi hangi pisliğe bulaştırmış, kim bahis, kumar, uyuşturucu gibi illetlerin pençesine düşmüş… Bakıyorsunuz; siyasetçi, sporcu, sanatçı ya da birçok meslek dalından çok sayıda isim bu rezaletin içinde. Üstelik birçoğu, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin idol olarak gördüğü kişiler. Ne oluyor bize, nereye gidiyoruz biz?

***

Vallahi görünen o ki gidişatımız hiç hayra alamet değil. Hele ki böyle bir dünyada… Etrafımız ateş çemberiyle çevrilmişken, vatan ve millet derdinde olmamız gerekirken bizim derdimiz bambaşka.

***

Acaba biz toplum olarak bu tipler kullanılarak uyutuluyor muyuz diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü şartlar ne olursa olsun, bu kadar gerçek gündemden uzak, çok farklı bir dünyada, ayrı bir hayat yaşamak başka türlü izah edilemez.

***

Ecdadımızın kan döküp can vererek kazandıkları bu topraklar üzerinde oynanan oyunlara karşı bu kadar sorumsuz kalabilmek hiç akıl kârı değil. O yüzden bu işlerin içinde çok farklı bir durum olduğunu kabul etmek lazım bence.

***

Çünkü bağıra bağıra gelen bir tehlike varken, ateş ülke olarak bizi yakmaya bu kadar yakınken; yaşanan pislikleri ve o pisliklere bulaşan isimleri düşündükçe başka bir şey düşünemiyorum.

***

Ya gerçekten hiçbir şeyin farkında değiller ya da bilerek ve isteyerek birileri tarafından kullanılan bu aparatlar, bu milletin evlatlarını bilerek uyutuyor. Televizyonlarda oynatılan diziler de mesela bu sürecin bir parçası. Millet olarak silkinip kendimize gelmemiz, özümüze dönmemiz gerekiyor.

***

Eğer biz yeniden “biz” olmaz; inandığımız değil de istediğimiz hayatı yaşama peşinde koşmaya, ışıltılı hayatların cazibesine kapılmaya devam edersek, Allah korusun, felaket çok da uzak olmayan bir zamanda kapımızı çalar.