Hayat, doğduğumuz andan itibaren bize sürekli bir şeyler verir. İnsanlar, ilişkiler, hayaller, şehirler, roller, alışkanlıklar... Sonra bir gün gelir ve verdiklerinden bazılarını geri ister.
***
Yas denildiğinde çoğumuzun aklına bir yakınını kaybetmek gelir. Oysa insan yalnızca insanları kaybetmez. Bir işi, bir şehri, bir sağlığı, bir gençliği, bir ilişkiyi, bir hayali ya da olmak istediği kişiyi de kaybedebilir. Kaybın olduğu her yerde yas vardır.
Yas, kaybın bedelidir. Bir ağacı ne kadar çok seviyorsanız, kesildiğinde gölgesini o kadar uzun süre ararsınız. Yas acıtır. Çünkü insan zihni yalnızca insanlara bağlanmaz; geleceğe dair hayallerine de bağlanır. Bir insanı kaybettiğimizde sadece onu kaybetmeyiz.
Onunla yaşayacağımız yarınları da kaybederiz. Bu nedenle yas, çoğu zaman geçmişten çok geleceğin kaybına duyulan özlemdir. Bir limanda bekleyen gemi düşünün. Yıllarca aynı yere demir atmış olsun. Sonra bir sabah limana geldiğinizde geminin yerinde olmadığını görün.
İlk gün gemiyi ararsınız. İkinci gün inanamazsınız. Üçüncü gün kızarsınız. Dördüncü gün geri döneceğini düşünürsünüz. Sonra yavaş yavaş anlarsınız: Gemi gerçekten gitmiştir. Yas tam olarak bu fark ediş sürecidir.
Yasın ilk durağı inkardır. Çünkü insan zihni büyük kayıpları bir anda taşıyacak kadar güçlü değildir. Bu yüzden önce gerçeği küçük parçalara böler. İnkar, zihnin acıyı reddetmesi değil, acıyı doz doz vermesidir. Bu nedenle yas yaşayan kişiler sık sık şunları söyler: "Olmuş gibi hissetmiyorum." "Sanki birazdan kapıdan girecek." "Sanki bir rüyadayım."
Çünkü insan, depremden sonra yıkılan binanın enkazını hemen kaldıramaz. Önce sessizleşir. Yasın ikinci yüzü çoğu zaman öfkedir. Öfke; kadere, hayata, ailesine, kaybedilen kişiye hatta bazen kendisine yönelir.
Çünkü öfke, çaresizliğin giydiği zırhtır. İnsan bazen üzülmektense kızmayı tercih eder. Oysa altında çoğu zaman şu cümle yatar: "Bunu değiştiremiyorum.", “Çaresizim”
Bir çocuğun denizin çekilmesini engellemek için kumdan kale yapması gibi, öfke de bazen kaçınılmaz olana karşı verilen son mücadeledir.
Yas sürecinde insanlar sık sık geçmişe döner. "Keşke o gün arasaydım." "Keşke farklı davransaydım." "Keşke bunu söyleseydim." Bu düşünceler aslında geçmişi değiştirme çabası değildir. Kontrol hissini geri kazanma çabasıdır.