Wellness şiddetinin en büyük taşıyıcısı sosyal medyadır. Burada kimse ağlarken paylaşım yapmaz. Kimse gece üçte yaşadığı panik atağı hikâye olarak yüklemez. Kimse ilişkisindeki güvensizliği estetik filtrelerle süsleyemez. Bu yüzden insanlar sürekli başkalarının sonuçlarını kendi süreçleriyle kıyaslar.

***

Oysa bir maraton koşucusunun bitiş çizgisine ulaştığı fotoğrafla, senin henüz ilk kilometredeki halini karşılaştırmak adil değildir. Fakat sosyal medya tam olarak bunu yapar. Araştırmalar sosyal medya kullanımının özellikle yukarı yönlü sosyal karşılaştırmayı artırdığını ve bunun özsaygıyı düşürdüğünü göstermektedir. İnsanlar artık hayatlarını yaşamıyor.

***

Hayatlarının performans değerlendirmesini yapıyorlar. Artık insanlar tatilde bile performans sergiliyor. Meditasyon yaparken bile daha iyi meditasyon yapmaya çalışıyorlar. Dinlenirken bile verimli dinlenememekten suçluluk duyuyorlar. Bu noktada wellness kültürü sağlığı destekleyen bir araç olmaktan çıkıp kişinin sırtına bağlanan görünmez bir ağırlığa dönüşüyor.

***

İnsan sürekli yukarı çekilmeye çalışılan bir uçurtmaya benziyor. Ama kimse ipin ne kadar gerildiğine bakmıyor. Bir gün ip kopuyor. Biz buna tükenmişlik diyoruz. Belki de wellness şiddetinin en ağır sonucu, insanların insan olmaktan uzaklaşmasıdır. Çünkü insan bazen yetersiz hisseder.

***

Bazen korkar. Bazen yorulur. Bazen hiçbir şey yapmak istemez. Bazen kırılır. Bazen kaybeder. Bazen dağılır. Ve bütün bunlar psikolojik başarısızlık değildir. İnsan olmanın doğal parçalarıdır. Fakat günümüz kültürü bize başka bir şey söylüyor: "Hep iyi ol." "Hep güçlü ol." "Hep motive ol." "Hep geliş."

***

Oysa doğaya baktığımızda hiçbir şey sürekli büyümez. Mevsimler bile dinlenir. Ağaçlar bile yaprak döker. Toprak bile nadasa bırakılır. Sadece insandan durmaksızın çiçek açması beklenir. Belki de bu yüzden modern insanın ruhu, sürekli hasat edilen ama hiç dinlenmesine izin verilmeyen bir tarlaya benziyor. Wellness kültürünün vaat ettiği şey daha iyi bir yaşamdır. Ancak iyi yaşam ile sürekli iyi hissetmeye çalışmak aynı şey değildir.

***

Ruh sağlığı; her gün mutlu olmak değil, her duyguyu taşıyabilecek kadar esnek olabilmektir. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey yeni bir sabah rutini değildir. Yeni bir meditasyon uygulaması değildir. Yeni bir kişisel gelişim kitabı değildir. Belki de ihtiyacımız olan şey, kendimize şu cümleyi söyleyebilmektir: "Bugün iyi olmak zorunda değilim."

***

Çünkü bazen iyileşmenin ilk adımı, iyi görünmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Ve bazen insanı en çok yoran şey, hayatın yükü değil; o yükü taşırken gülümsemek zorunda bırakılmasıdır.