Gazze’ye kış geliyor. Fakat bu kez kış, mevsimlerin doğal döngüsünün adı değil. Yağmurun çadıra vurduğu, soğuğun battaniyeye işlendiği, kanalizasyonun sokaklara taştığı, ilacın bulunamadığı, çocuğun okula değil yardım kuyruğuna gittiği bir başka kuşatmanın adı. Bugün Gazze’de yaklaşık 2,1 milyon insan yaşıyor ve neredeyse tamamı savaşın, yerinden edilmenin ve altyapı çöküşünün doğrudan etkisi altında. Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze halkının büyük bölümü hâlâ yerinden edilmiş durumda; nüfusun yaklaşık %65’i çadır veya derme çatma barınaklarda yaşıyor. Kış yaklaşırken 1 milyon 650 bin kişinin yıpranmış çadırlar ve savaşta hasar görmüş binalarda soğukla karşı karşıya kalacağı hesaplanıyor. Daha geniş değerlendirmede ise 1,98 milyon kişinin, yani Gazze nüfusunun yaklaşık %94’ünün barınma yardımına ihtiyacı var.
BİR ÇADIRIN KIŞI
Rakamların en acı tarafı şu: Yaklaşık 294 bin aile bu kış barınma yardımına ihtiyaç duyacak. Fakat mevcut stoklar ve yolda olan malzemeler yalnızca 52 bin aileye kısmi yardım sağlayabilecek. Kışlık barınma için gereken asgari kaynak 283 milyon dolar; sağlanan veya taahhüt edilen miktar bunun yalnızca %34’ü. Açık 186,6 milyon dolar.
Ama para bulunsa bile malzemenin içeri girmesi ayrı sorun. Çadır, branda, kereste, çimento, metal levha, ip ve tamir malzemelerinin önemli bölümü “çift kullanımlı (sivil ihtiyaçlarda kullanılabildiği gibi askerî amaçlarla da kullanılabileceği gerekçesiyle girişine sınırlama getirilen malzemeler)” sayılıyor. Ürdün yönünden haftada yalnızca 15 kamyonun bu kategorideki malzemeleri taşımasına izin verildiği belirtiliyor. Bekleyen ihtiyaç ise en az 500 kamyon. Mevcut tempoda bu malzemelerin Gazze’ye girişi yedi aydan fazla sürebilir. Kış ise yedi ay sonra gelmeyecek.
Daha vahimi, yaklaşık 950 bin kişi sel riski orta veya yüksek alanlarda yaşıyor. İnsanların daha güvenli alanlara taşınması da kolay değil; kullanılabilir alanın ciddi biçimde daraldığı, kalabalığın güvenli bölge bırakmadığı bildiriliyor. Yağmur bu yüzden Gazze’de yalnız yağmur değil. Çadıra giren su, çamura dönüşen zemin, taşan fosseptik, kirlenen içme suyu ve salgın hastalık riski demek.
AÇLIK KIŞTA DAHA AĞIR
Gazze’nin sorunu yalnız başını sokacak yer değil. Gıda güvenliği de hâlâ kırılgan. Birleşmiş Milletler değerlendirmelerine göre 2026’nın ikinci yarısında yaklaşık 1,4 milyon kişinin, yani nüfusun %67’sinin, kriz düzeyi veya daha ağır gıda güvensizliğiyle karşılaşması öngörülüyor.
Kışın enerji ihtiyacı artacak. İnsanların daha fazla kaloriye, sıcak yemeğe ve temiz suya ihtiyacı olacak. Fakat Gazze’de mesele “hangi gıda tüketilmeli” meselesi değil; çoğu zaman “bugün ne bulunabiliyor?” meselesi. Mutfak tüpü, yakıt, temiz su, süt, bebek maması, ekmek ve temel gıda maddelerinin düzenli erişilebilir olmadığı bir yerde kış, açlığın da mevsimi haline gelir.
HASTANE VAR, AMA TAM ÇALIŞAN YOK
Dünya Sağlık Örgütü’nün son verisine göre Gazze’deki 36 hastanenin yalnızca 19’u kısmen çalışıyor; tam kapasite çalışan hastane yok. Temel ilaçlar, teşhis malzemeleri, tıbbi cihazlar ve yakıt kritik ölçüde yetersiz. Kanser hastaları tedaviye ulaşamıyor, böbrek hastaları düzenli diyaliz alamıyor, doğum yapan kadınlar ve yenidoğanlar eksik ekipmanla karşı karşıya. Yaklaşık 12 bin 400 hasta savaşın başlangıcından bu yana Gazze dışına tıbbi tahliye edildi; buna rağmen uzman tedavisine ihtiyaç duyan on binlerce kişi içeride bekliyor.
Kış bu tabloyu daha da ağırlaştıracak. Kalabalık çadır alanları, yetersiz temizlik, kirli su, soğuk ve rutubet; solunum yolu enfeksiyonları, deri hastalıkları ve bağırsak enfeksiyonları için elverişli bir ortam oluşturacak. Üstelik antibiyotik, yara bakım malzemesi, kronik hastalık ilaçları ve dezenfeksiyon ürünlerinde de ciddi eksikler sürüyor.
BİR NESİL OKULUN DIŞINDA
Gazze’de kışın bir başka sessiz kurbanı eğitim olacak. Yaklaşık 700 bin çocuk, üç eğitim yılına yaklaşan süre boyunca düzenli yüz yüze eğitimden mahrum kaldı. Okul binalarının yaklaşık %98’i hasar görmüş, %93’ten fazlasının ciddi onarım veya tamamen yeniden yapım ihtiyacı bulunuyor.
Bu nedenle Gazze’de çocuk için okul artık yalnız matematik ya da tarih öğrenilecek yer değil. Birçok okul ya yıkılmış durumda ya da barınma alanına dönüşmüş durumda. Çocuğun günlük hayatında ders saatinin yerini bazen su kuyruğu, yardım paketi, taşınma ve güvenli yer arayışı alıyor.
KARA KIŞ
Gazze halkını nasıl bir kış bekliyor sorusunun cevabı aslında tek cümlede verilebilir:
Çatısı olmayanın yağmurla, ilacı olmayanın hastalıkla, yiyeceği olmayanın soğukla, okulu olmayan çocuğun gelecekle sınanacağı bir kış.
Bugüne kadar savaşın görüntüsünü bombalar çizdi. Bundan sonra aynı yıkımı daha sessiz şeyler devam ettirebilir: soğuk, rutubet, kirli su, açlık, enfeksiyon, ilaçsızlık ve çaresizlik.
Bir füze düştüğünde dünya kameraları oraya döner. Ama gece yarısı su dolmuş bir çadırda ateşlenen çocuğun, insülin bulamayan hastanın, battaniyesini kardeşiyle paylaşan yaşlının görüntüsü çoğu zaman manşete çıkmaz.
Gazze’nin kara kışı işte burada başlıyor.
Savaş öldürür. Ama bazen savaşın geride bıraktığı kış da öldürür.