Modern dünyanın en büyük yanılsamalarından biri, insan zihninin kalitenin değil, görünürlüğün peşinden gitmesidir. Artık birçok alanda insanların ne kadar bildiğinden, ne kadar ürettiğinden ya da ne kadar donanımlı olduğundan önce ne kadar görünür olduğu konuşuluyor.

Sosyal medyada, iş hayatında, akademide, eğitimde, hatta uzmanlık gerektiren mesleklerde bile bazen gerçek değer ile algılanan değer arasındaki mesafe hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Bugün birçok insan vitrinle içeriği karıştırıyor. Oysa vitrin, mağazanın kendisi değildir.

Psikolojide "aşinalık etkisi" (mere exposure effect) olarak bilinen olguda raştırmalar, insanların sık gördükleri kişi, fikir veya ürünleri daha güvenilir ve daha değerli algılamaya eğilimli olduklarını göstermektedir.

Bir şeyi ne kadar çok görürsek, onu o kadar iyi sanmaya başlarız. Bu durumun ilginç yanı, gördüğümüz şey gerçekten iyi olduğu için değil, yalnızca sık gördüğümüz için ona olumlu duygular geliştirmemizde yatmaktadır.

Başka bir deyişle, tekrar eden görünürlük çoğu zaman kalite yanılsaması yaratır. İşte bu yüzden bazı insanlar uzman oldukları için ünlü olmazlar; ünlü oldukları için uzman sanılırlar.

Ormanda en uzun ağaçlar uzaktan hemen fark edilir. Ancak ormanı ayakta tutan şey çoğu zaman gözle görünmeyen kök sistemidir. Toprağın altında sessizce varlığını sürdüren kökler görünmezdir. Bu yüzden kimse onları konuşmaz.

Ama fırtına geldiğinde ağacı ayakta tutan şey gösterişli dallar değil, görünmeyen köklerdir.

Bugünün dünyasında da benzer bir durum yaşanıyor. Sürekli görünür olan insanlar dallara benziyor. Sürekli karşımıza çıkıyorlar. Sürekli konuşuyorlar. Sürekli kendilerini anlatıyorlar.

Fakat bazen derinlik, sessizliğin içinde saklıdır. Bir köşede çalışan, araştıran, üreten, yıllarını bir alanda uzmanlaşmaya veren insanlar çoğu zaman algoritmaların değil, emeğin içinde yaşıyor. Bu nedenle görünmüyorlar. Görünmedikleri için de yeterince değerli sanılmıyorlar.