Yazımın başlığını atarken rahmetli İlhan Şeşen’in, “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm /Neler oluyor sana bana neler oluyor…” sözlerinin yer aldığı şarkısı aklıma geliverdi.
Şimdi ben aşağıda birkaç konuyu sizinle paylaşacağım ve ‘Neler oluyor Antalya’ya?’ sorusunun cevabını arayacağız hep birlikte. Aslında hep bilindik konular!
Öncelikle şunu belirteyim; Burada ismi geçenlerle ilgili adli ve yargı süreci devam ettiği için yazıma konu oldular. Yoksa kendilerini suçlama amacı bir düşüncem yoktur.
Efendim; Yarım asra yakındır gazetecilik mesleğini icra ediyorum. Bu süre içinde aktif görevlerde iken tutuklanan, suç işlediği gerekçesi ile görevden alınan ne belediye başkanı, ne genel sekreter, ne de emniyet müdürü görmemiştim.
Ancak Antalya’da ilk kez karşılaştım bu tür olaylarla. İlk önce 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe girişimi zamanı dönemin eski Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam’ın firar etmesine şaşırmıştım.
Çünkü bir üst düzey bürokratın bu tür işlere karışmasına hiç alışık değildim. Nitekim Mustafa Sağlam’ın FETÖ üyesi olması ile bilgi dağarcığımıza bunu da eklemiş olduk. Halen yakalanıp yakalanmadığını da bilmiyorum.
Aradan yıllar geçti ve 2025 yılına geldiğimizde hem şaşırdığımız hem de çok üzüldüğümüz olaylar peş peşe patlak verdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne YOLSUZLUK / RÜŞVET operasyonu yapıldı.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı MUHİTTİN BÖCEK soruşturma kapsamında tutuklandı. Bir yıldır cezaevinde. Ardından belediyedeki birçok bürokratta tutuklandı. Kimisi İTİRAFÇI oldu yakayı sıyırdı, kimisi halen iddianamenin hazırlanmasını bekliyor.
_google_ers_1782853902.png)
Hiç alışık olmadığımız bu olaylar birçok vatandaş gibi benimde beynimi yakar cinstendi. Biz bunlarla oyalanırken hemen akabinde bomba bir olay daha yaşandı. Aynı soruşturma kapsamanda Antalya Emniyet Müdürü İLKER ARSLAN’da tutuklandı.
Dikkatinizi çekerim biri Antalya’nın ŞEHRÜL-EMİN’İ yani Belediye Başkanı, diğeri ise POLİS MÜDÜRİYET-İ UMUMİYESİ yani polis teşkilatının, güvenliğin başı Emniyet Müdürü!
Tarihinde görmedikleri ve duymadıkları ile sarsılan Antalya, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri CANSEL TUNCER’in tutuklanması ile şaşkınlıklarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Bu konunun henüz şaşkınlığını üzerimizden atamadan bu kez SGK Antalya İl Müdürlüğü’nde yaşanan RÜŞVET / USULSÜZLÜK çarkı gündeme bomba gibi düştü. Daha eski Müdür S.E.’nin RÜŞVETTEN tutuklanmasının külleri soğumadan!
_google_ers_1782853933.png)
Şikayetler ve ihbar sonucu SGK İl Müdürü MEHMET TANRIVERDİ, Özel Kalem çalışanıR.B, ile Manavgat’taki yakını M.K. tutuklandı.
İnanın bu olayla ilgili mahkemenin GİZLİLİK kararı kalkınca yazacaklarımı okuyunca SGK’daki RÜŞVET ÇARKINI görecek ve dudaklarınız uçuklayacak!
Şimdi konuların tekrar başına dönelim. Muhittin Böcek ve ekibi tutuklandı. Yaşananlar nedeniyle belediyeye olan GÜVEN azaldı. Sadece belediye değil bu kurumda çalışanlar ve belediye ile iş yapanlar büyük zarar gördü.
Emniyet Müdürü İLKER ARSLAN’ın tutuklanması ile polise duyulan GÜVEN ZEDELENDİ! Sadece Antalya polisi değil tüm teşkilat bu olumsuzluktan etkilendi.
_google_ers_1782853952.png)
Bu tablo, yalnızca adli süreçlerin toplamı mıdır? Yoksa çok daha derin bir kurumsal güven krizine işaret eden iddialar bütünü müdür? Bana göre yukarıda ortaya koyduğum fotoğraf sadece HUKUKUN değil aynı zamanda ‘SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ’nün de ele alması gereken önemli olaylar silsilesidir!
Bir belediye başkanı, bir emniyet, adliye ve farklı kurumlarının benzer olaylarla kısa süre içinde gündeme gelmesi sanırım her yönüyle incelenmesi ve düşünülmesi gereken bir konudur.
Unutulmamalı ki, hiçbir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan hükümverilemez. Devam eden süreçlerin sonucu bağımsız yargı tarafından belirlenecektir.
Ancak tartışılması gereken başka bir gerçek ise Türkiye’nin gözbebeği olan Antalya, kısa bir zaman diliminde belediye yönetiminden emniyete, yargıdan sosyal güvenlik kurumuna kadar uzanan iddia ve soruşturmalarla anılır hale gelmesidir!
Bu sorunun cevabı yalnızca mahkeme salonlarında değil; kamu yönetiminde, denetim mekanizmalarında ve toplumun güveni yeniden inşa etme çabasında aranmalıdır.
Atatürk’ün “Dünyanın en güzel şehri şüphesiz ki Antalya’dır” dediği bir yer bunu sadece doğasıyla değil, güçlü kurumları, adaletli ve dürüst yönetim anlayışıyla da hak etmektedir.
Velhasıl velkelam; Neler oluyor bize, neler olmuş Antalya’ya?