Antalya’mızda son yaşanan olaylara bir başka açıdan bakmak istiyorum. Antalya Büyükşehir Belediyesindeki YOLSUZLUK/RÜŞVET skandalı! 702 sayfalık iddianamede yer alan ifade ve itiraflar…

Antalya’da esnaf odası seçimleri! Rüşvetten ceza alanlar, tefecilikten yargılaması devam edenler, ballı C PLAKA ile aile boyu saadet sürüp tekrar başkan seçilenler.

Antalya Briket Nalburiyeciler İnşaat Malzemeleri ve Hafriyatçılar Esnaf ve Sanatkarlar Odasındaki BAĞIŞ ÇEKLERİNİN ZİMMETE geçirilmesi! Ve ortaya çıkan iddianameye rağmen yeniden başkan adayı olanlar!

Bu benim yazdıklarım şehirdeki birkaç olay. Daha işin ucunda Manavgat Belediyesindeki BAKLAVA KUTULU RÜŞVET skandalından tutundan eski başkanın yolsuzluklarına kadar. Yani say say bitmez türden.

Ha bir de bizi TEHDİT edenler! Elektronik posta adresimizden tutunda cep telefonumuza kadar gelen ÖLÜMLE TEHDİT mesajları ve ağza alınmayacak HAKARETLER! Gün gelecek ve bunu yapanlar adalete hesabını verecektir.

Ben bu çerçevede konuma geçmek istiyorum. Tasavvufta sıkça kullanılan bir konu var; HADDİNİ BİLMEK VE EDEP MESELESİ! Yani ne olursa olsun HADDİNİ AŞMAYACAKSIN!

İslam'ın şartı beş. Ala altıncısı da varmış. Neymiş o? HADDİNİ BİLMEK. O da EDEB ile oluyor. Bakın Yunus Emre bu konuda; “Ehl-i diller arasında aradım kıldım talep. Her hüner makbul imiş illa edeb illa edeb” demiş.

Tevellüttü çok eski olup da yaşayan büyüklerimiz hatırlayacaktır. Eskiden tekkeler vardı. Duvarında ‘EDEB YAHU” yazarmış. Hakikaten birçoğumuz ya HADDİMİZİ AŞTIK ya da EDEBİMİZİ kaybettik. İşte bunun için “Edeb yahu had bileceksin” demek geliyor içimden.

Sevgili dostlar; HADDİNİ bilmeyen insanların sayısı maalesef giderek artıyor. Bazen bunlar yanı başınıza kadar geliyor, dibinize kadar sokuluyor, ya da bir şekilde karşınıza çıkıyor.

Siz kendi hayatınızı yaşamak isterken, kimseyle işim yok, kendi işime bakacağım derken, bir HADDİNİ BİLMEZ; bir bakmışsınız hayatınızın tam ortasına giriveriyor.

Ne yapacaksınız? Ağzınızı bozmamak için çaresiz kalıyorsunuz ama nafile. Oysa insan haddini bilmeli! Bir düşünün bakın; çevrenizdeki bütün kavgalar, tartışmalar, hatta savaşlar aslında bundan çıkmıyor mu?

İnsan haddini bilirse, başkasına saygısızlık yapmaz. İnsan haddini bilirse, bir başkasının arkasından dedikodu yapmaz, iftira atmaz, yalan söylemez.

Yukarıda yazdığım olayları yaşayan ve yaşatanlara naçizane bir tavsiyem var; Dur aynanın karşısında! Pislik içinde geçmişini hatırla! Ve işte o zaman kardeşim başkasına laf söyleyip söylememen gerektiğini öğrenirsin.

Aynaya son bir kez bakın! O yüzden HADDİNİ VE HADDİNİZİ bilmeniz gerektiğini göreceksinizdir!

İnsan, varlığını fark etmeli, KİBİRDEN EDEPSİZLİKTEN HADSİZLİKTEN uzak durmalı. Bir su gibi olmalı. Unutma ki, sen ne isen, herkes O!

--------------

İLLA DÜRTMEK LAZIM

Geçen Cumartesi Lider Gazete’nin web sitesinde bir haber gördüm. Bağımsızlığımızın simgesi, rengini şehit kanlarından almış al bayrağımızın hali yüreğimi parça parça etti!

Uğruna şehitler verdiğimiz Cumhuriyet Meydanında asılı Türk Bayrağı fırtınada zarar görmüş, ancak hiçbir yetkili dönüp bakmamış!

Şanlı bayrağımız resmen lime lime olmuş, yırtık pırtık, rengi atmış. Üstüne üstlük milyonlarca turistin gözü önünde, resmi törenlerin yapıldığı, milli günlerin kutlandığı meydanda!

Yahu bayrağı her hafta kontrol etmeyen, değiştirmeyen, bakımını yapmayan hangi akılsız, hangi tembel, hangi duyarsız memur/başkan/müdürlük? Önce bayrak yenilenmeli, sonra da buna mahal verenler derhal görevden el çektirilmeli!

Çünkü bu doğrudan devlete yapılmış bir saygısızlıktır. Vatandaşın değil, asıl suçlu koltuk sevdalısı yetkililerindir! Vallahi Milli Eğitim Bakanlığının ‘BAYRAK SEVİGİSİ’ temalı ikinci dönem talimatı ortada iken bu tablo insanın içine sızlatıyor.

Bu görüntü sadece yürek sızlatmıyor; mide bulandırıyor, öfkelendiriyor, utandırıyor! Bayrağa saygı göstermeyenler önce kendi koltuklarına saygı göstersin. Şimdi harekete geçin, yoksa bu rezalet sizin eseriniz olarak tarihe geçecek.

Benden söylemesi.