Son yıllarda KATİL tanımlarımı değişti. Hepimizin bildiği KATİL tipleri arttı. Bizim bildiğimiz seri katil, çılgın katil ve toplu katil tanımlamaları vardı. Ve bunların hepsi insana karşı işlenen cinayet tanımı ve verilen ismiydi. Zaman değişti cinayet tipi de değişti! Modern çağımızda bunlara DOĞA ve ÇEVRE KATİLLERİ de eklendi.

Çevre ve doğa katilleri, kriminolojide bireysel can alan ‘SERİ KATİL’veya ‘TOPLU KATİL’gibi fiziksel cinayet sıralamalarının içinde yer almaz. Çünkü bu sıralamalar doğrudan ‘İNSAN ÖLDÜRME’odaklıdır.

Ancak modern hukuk ve kriminolojide ÇEVRE KATLİAMLARI, çok daha geniş kapsamlı ve kitlesel zarar veren yeni suç kategorileri altında inceleniyor. ÇEVRE KATİLLERİNİN bu yapıdaki yeri ise eko kırım suçluları, kurumsal ve beyaz yakalı suçlular, dolaylı ve kitlesel çevre katilleri olarak adlandırılıyor.

EkoKırım Suçluları; doğaya ve çevreye geri dönülemez büyük zararlar veren kişiler, şirketler veya yöneticilerdir. Bu kavram, çevre katliamını doğrudan uluslararası bir insanlık suçu seviyesine taşıyor!

Dolaylı ve Kitlesel Katiller, Çevre Katilleri ise geleneksel katiller gibi kurbanını tek tek seçmeyen tiplerden oluşuyor. Yaydıkları zehirli atıklar, kuruttukları su kaynakları veya yok ettikleri ormanlar nedeniyle binlerce insanın ve canlının hastalanmasına ya da ölmesine dolaylı olarak yol açarlar. Bu yönüyle etkileri, bir kitle katilinden çok daha büyük.

Şimdi sadede gelecek olursam Antalya’da iki gündür çok önemli bir ÇEVRE KATLİAMI yaşanıyor. Bir taraftan dünyanın en önemli çevre konferansı COP31’e hazırlan şehir, diğer tarafta ise olanca vurdumduymazlık ve aymazlıkla Lara’da DENİZİ KİRLETENLERE!

O canım pırıl pırıl, yedi düvelin gıpta ile baktığı yanı başında İNCİRALTI, ERENKUŞ ve BAMBUS plajlarının bulunduğu bölgeden denize resmen B..K akıtıldı. Gir girebilirsen yüz yüze bilirsen. Hadi bunu bırak ya deniz canlıları? İşte orası daha vahim.

Ortada bir ÇEVRE KATLİAMI var! İlk önce KATİL belli değildi. Sonra yapılan bir açıklama ile KATİLİN ‘Kurumsal ve Beyaz Yakalı Suçlular’ olduğu ortaya çıktı. Antalya Su ve Atıksuİdaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü konu ile ilgili bir açıklama yaptı. Atık su borusunda meydana gelen yırtılmanın onarılmaya çalışıldığını duyurdu.

Tabi bu açıklamanın içinde “BİZ YAPTIK” demeseler de, “Hâlihazırda tesis, vidanjörler marifetiyle kontrollü şekilde boşaltılmaktadır. Onarım için gerekli ekip, ekipman ve teknik hazırlıklar tamamlanmış olup boşaltma işleminin ardından onarım çalışmalarına derhâl başlanacaktır” cümleleri ÇEVRE KATİLİNİ ele verdi! Bir başka deyişle İTİRAF geldi!

Denizin kirlendiğine mi yanarsın, çevreye yayınlan kokuyu sineye mi çekersin, deniz canlılarının olumsuz etkilenişi ne mi yanarsın? Seç seçebilirsen; dayan dayanabilirsen? Vallahi insan odaklı bir KATİL bir kez öldürürken bu ÇEVRE KATİLİNİN ne kadar öldüreceği kesin değil. Belki birkaç gün belki aylarca belki de yıllarca!

Nihayetinde ÇEVRE KATLİAMI sonrası Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı da Türk Ceza Kanunu'nun 181. maddesi ‘Çevrenin kasten kirletilmesi' suçu kapsamında resen soruşturma başlattığını açıkladı. Soruşturma kapsamında; atık suyun denize bırakılmasına ilişkin sorumluluğu bulunan kişi veya kişilerin belirlenmesi ve olayın meydana geliş şeklinin ortaya çıkarılması amacıyla inceleme yapılacak.

İşte tam da bu noktada benim yukarı ki satırlarda aktarmaya çalıştığım tanımlama devreye giriyor. Kurumsal ve Beyaz Yakalı Suçlular! Soruşturma sonunda mutlaka bu suçlular (ÇEVRE KATİLLERİ) ortaya çıkartılacaktır. Hoş ceza alsalar bile bu tip insanların ÇEVRE hiç ama hiç umurlarında olmayacaktır.

Çünkü etrafınıza şöyle bir bakın. Daha yakalanamamış onlarca ÇEVRE KATİLİ göreceksiniz! Hepsi aynı çevreden faydalansalar bile kendilerinden başkalarını düşünmeyen tiplerdir. Oysaki hepimiz aynı DENİZDE ve aynı GEMEDİYEZ! Tabi bu kimin umurun da ki?

Velhasıl velkelam; “Doğaya zarar, insana ihanettir."