Ülkemizin Erdoğan ile yakaladığı muasır medeniyetler seviyesini kimileri kabullenemiyor.

Atatürk'ün her sözüne sahip çıksalarda bu:

"Muasır medeniyetler seviyesine yükselmeliyiz" sözünü bilmezlikten, duymazlıktan geliyorlar.

Oysa Erdoğan tam da Atatürk'ün tavsiye ettiği sözünü yapmış ve yapmaktadır.

Ömrünü milletine adamış durumda.

"Biz milletin efendisi değil hizmetkârıyız" diyor.

Bunu da yaptığı hizmetlerle ortaya koydu.

Koyuyor.

Erdoğan İstanbul büyükşehir belediye başkanı iken susuz İstanbul'a Trakyanın dağlarında barajlar yaparak su getirdi.

Lağım kokan Haliç'i temizledi.

İstanbullu nefes aldı.

Özal'ın tamamlayamadığı otobanları Edirne'den Hakkari'ye...

Muğla dan Ağrı'ya...

Urfa'dan Ankara'ya...

Trabzon'dan Antalya'ya yaptı.

Ardından boğaza bir köprü de kendisi ekledi.

Avrasya tüneli ile denizin altından karayolu yaptı.

Şimdi tek tek saymayayım yaptıklarını.

Barajlardan tünellere...

Statlardan futbol sahalarına...

Doğalgazdan petrol bulmaya...

Dronlardan savaş uçaklarına…

Tanklardan uçak gemilerine...

Askeri mühimmat çeşitlerinden otomobil üretmeye dek Erdoğan ile yapıldı.

Bunlar öyle akşamdan sabaha olacak işler değildir.

"Halk bizi seçseydi biz de yapardık" diyenlere halkımız cevap veriyor:

" Seçtik, belediyeleri kazandırdık ama onlar ne yaptılar ki?”

“Hiçbir şey yapmadan zimmetlerine para geçirmişler”

Bunu ben demiyorum, halk diyor. Halkımız kendisine uzatılan mikrofonlara bunu söylüyor.

İnanmıyorlarsa halka gidip sorsunlar bu cevabı kendileri de alacaklar.

Erdoğan'a muhalif olunabilir ama iş yapanın da hakkını teslim etmek gerekir.

Atalarımız dediği gibi:

Gözleri var görmezler”

“Kulakları var duymazlar”

“Akılları var anlamazlar”

“Hisleri var hissetmezler”

Neden böyle bir yol izleniyor?

Siyaset böyle mi yapılıyor.

İktidarın yaptığı herşeyi görmezden gelmek mi?

Bu yapılanlar millete hizmet değil de nedir?

*. *. *.

CHP’de sular durulmuyor.

Genel başkan Kılıçdaroğlu birçok ilde başkanını ve yönetimini görevden aldı.

Yeni yönetimler atadı.

Olabilir.

Aynı olay AK partide de oluyor.

MHP’de de oluyor.

Yakın geçmişte bu partilerde bazı il yönetimlerini görevden alıp yeni yönetimler atadılar.

Ne AK partide ne MHP’de CHP’de olduğu gibi kavga gürültü olmadı.

Kapılar içeriden kilitlenmedi.

Yumruklanmadı.

Aksine birbirlerine başarılar dileyerek ayrıldılar.

Takdir partinin genel merkezinindir.

Neyi, nasıl, kimi uygun görürse görev değişimi saygıyla, sevgiyle yapılır.

Saygıyla karşılanır.

Ama CHP’de öyle olmuyor.

Kavga, gürültü, hakaret, duvarlara hakaret içerikli yazılar yazılıyor.

Yeni yönetim de eski yönetim de CHP’li olmalarına rağmen nöbet değişimini kabul etmiyorlar.

Yani !

CHPliler CHPillere karşı.

Oysa “Mahkeme Kadı’ya mülk değildir” diye çok güzel bir atasözümüz var.