Ilık bir yaz akşamı göğü sarıp sarmalayan ağaçların gölgesinde karşılıklı oturmuş koyu bir sohbetin içinde geceye karışmışlardı. Ne çok uzaklardı birbirlerine, ne çok yakın... Ne siyahtılar, ne beyaz...
Aralarında büyük bir sınır vardı. Biri bir adım sınırı aşsa her şey yerle bir olacaktı sanki. İkisi de o sınırı aşmamak için aralarındaki o temiz sevginin üstüne titriyorlardı.
***
Kapat şimdi gözlerini ve biraz olsun bir düşün... Uzun uzun bakamadığım gözlerinde hayal et bizi. Sonra de ki; biri var. Bir yanı ürkek, bir yanı ürkekliği kadar cesur.
Ürkek yanını dinlerse biliyordu ki; her şey o meçhul adreste öylece kalacak. Cesur yanını dillendirirse eğer işte o zaman da günah çıkaran cinsten gönlünü bozacak.
***
Sen hiç gönlünü bozan birini gördün mü? Ne yalan söyleyeyim ben hiç görmedim. Ama gönlünü bozan bir kadın hayal et ve bana anlat deseydin eğer, senin için gönlümü bozardım.
Şimdi gözlerini aç ve gönlünü bozan kadının çizdiği resme bak lütfen... Bir adam var. Öylece durduğu yerde duruyor. El değmemiş sesine dokunmak istiyor kadın. Bir adım kadar yakınına yaklaşmak için var gücüyle ayak parmaklarının üstüne basıyor.
***
Sanki bir uğursuzluk var kadın da... Adım attıkça engeller sıralanıyor birbir kadının ayağına. Kadın sadece gönlünü bozmakla kalmıyor doğru bildiği düşüncelerini de kafasında bozuyor ve iç sesiyle soruyor...
Resim olsan duvarda kaç yıl asılı kalırsın? Yazı olsan kağıtta kaç ömür mürekkebini yaşatırsın? Sararmış bir resmin hafızasını silmeye kimsenin gücü yetmez. Öyle bir resim, öyle bir iz bendeki o ılık akşamın resmi..
***
Gecenin içine çektiği saatlerde ruhları birbirine karışıp kalmasın diye kadın o gece kaç kez kendi içinden geçtiğini hatırlamıyordu. Sonrası olmayan bir gecenin koynunda içten bir sarılma ve “ hoşça kal” sözüyle sonlandırmışlardı.
***
Küçük adımlarla birbirinden uzaklaşırken aklından geçenlerle gecenin zifiri karanlığına yol alıyordu. İnkar edersem ölürdüm, en iyisi anlatmaktı:
“Bazı özlemler olduğu yerde bırakılmalı... Bazı anlar rüyalara karışmalıydı... Bazı ayrılıklar ilk günden yaşanmalıydı... Bazı sarılmalar kalbimin çehresi büyüklüğünde gerçekleşmeliydi...”
BAZI ANLAR...
Eylül Ayça Karakuş
Yorumlar